ꨄ. Belki üstümüzden bir kuş geçer
ꨄ. Wonka(Derek Simpson)
Elleri yanıp yanmaktan korkan,
Ve 6 şubat depreminde evleri Başına
Yıkılan tüm Depremzedelere;
1.
Hayatımıza bazen olur olmadık zamanlarda rastgele insanlar girer. Biz sanarız ki o insanlar gelip geçici,Hayatımıza etkisi olmayacak insanlardır. Hayır, aslında bizde en büyük ve derin yaraları açanlar o insanlardır. Öyle ki açtıkları yaralar sürekli olarak kanar, siz ne zaman iyileştiğinizi sansanız o yara Öyle bir kanar derinliği o kadar artar ki yarayı açan kişi sanki ansızın gelip kendini hatırlattıktan sonra o yarayı oyup gitmiş gibi hissedersiniz, yaranın acısı ilk günkü gibi...
Acır acır ve en sonunda unutursunuz. Sanki o yara hiç açılmamış, yeniden oyulmamış gibi hissedersiniz. Hiç yaşanmamış gibi olur, artık hayatınızın bir parçası değildir neticede. En büyük yaranız aylar, yıllar sonra gelip size tekrar kendini hatırlatana kadar. Siz öyle sanmaya devam edersiniz.
Öyle bir anda gelirler ve beklemedigimiz, hazırsız yakalandığımız olaylar olur ki hayatımızda,tepki bile veremeyiz bazı zamanlarda. İşte böyle anlarda da kime güveneceğimizi bilemeyiz ki haklıyızdır da bir noktada.
Düşünsenize bir gün ailenizle bir pikniğe gidiyorsunuz,orada bir çocuk size çarpıyor ve ucunda dolunay olan kolyesi kırılıyor. Ne yapabilir, ona nasıl yardım edebiliriz ki değil mi?
Yıl:2015
Abime söylene söylene arabadan inerken ayağıma bir tekmenin geçirilmesiyle bir hışımla arkamı döndüm. "Millete olan hırsını benden çıkarma abi!" Diye bağırdım istese beni tek seferde yere serebilecek olan abime bakarken. "Dalga geçme sende o zaman kızım!" Diye çıkıştı hemen. Arabada kendinden büyük bir kıza çıkma teklifi etti diye Öyle bir dalga geçmiştim ki sabrının sonlarına geldiğime çok emindim.
"Rezilin tekiysen ben ne yapabilirim?" Dedim, inadım inattı. "Dolunay abine laf atıp durma kızım." Dedi babam. Yanımdan geçerken kısa bir an saçımı okşamıştı. "Tamam babacığım." Diyerek tatlı tatlı gülümsedim babama. Sonra da hoplaya zıplaya annemin yanına gittim. "Nereye oturacağız biz şimdi ?" Diye sordum annemin elindeki piknik sepetini kaparken.
"Şurada bir göl var oraya geçin!" Diye bağırdı babam abimle beraber semaveri az önce dediği gölün en yakınındaki ağaca doğru götürürken. Koştur koştur elimdeki sepeti ağacın dibine atarken içinden piknik örtüsünü çıkarıp ağacın çok da uzak olmayan bir yerine sermeye başladım. Öyle bir seriyordum ki buruş buruş olmuştu yerde. Benim zorlandığımı gören annem yanıma gelip piknik örtüsünü elimden alarak mükemmel bir şekilde sererken abim bana pis pis sırıtarak baktı. Ne var? Dercesine bir bakış attım ona o sırada. Sonra da bakışlarımla konuşmaya devam ettim. Sen kendine bak. Omuz silkti sanki benimle uğraşmak istemezcesine. Çocuk bile bıkmıştı benden.
Oysa o kadar da katlanılmaz bir tip değildim.
⤷
Her şeyi mükemmel bir şekilde yerleştirip annemin gelmeden önce hazırladığı meyveleri yedik bir süre.
Ardından sıkıldığım için parkı keşfetmeye çıktım. Bir süre göldeki rengarenk balıkları seyrededurdum. Daha çok gezmek istediğimden gölden biraz uzaklaşıp daha çok ağaçlıkların bulunduğu tarafa doğru ilerledim. İlerlerken o taraftan buraya doğru gelen simsiyah tüylü bir yavru kedi gördüm. Ona doğru hızla ilerleyeyim derken karşımdan yine bana doğru gelen uzun boylu çocuğu görmediğim için öyle bir şiddetle çarpıştık ki ikimiz de sanki bir an düşecek gibi olduk. Başımı kaldırıp çarptığım çocuğa çevirince garip bir hissizlikle yere baktığını gördüm. Bakışlarımı yere çevirince çocuğun boynundan düşen dolunay simgeli kolyeyi yerde kırık bir şekilde görmeyi beklemiyordum. Bakışları o kadar hissizdi ki önemsiz bir eşyasını düşürdü sandım. Oysa benim kolyem düşüp kırılsaydı orası yangın yerine dönmüştü. Ardından bir şey oldu, çocuğun Bakışları birden değişti. Sanki bakışlarının ardında saklanan duygular yavaş yavaş dışarıya taştı. Hayal kırıklığı. Bunu o an yüzünde çok net gördüm. Nedeni ise çocuk çimenlerdeki kolyeye öyle bir bakıyordu ki bakışlarını ben bile doğru düzgün anlamamışken size anlatmaya çalışmak oldukça zor olurdu. Ama o bakışların bir şey anlatmaya çalıştığından emindim. Hem de hiç olmadığım kadar.
YOU ARE READING
yara
Romancesorun şu ki,yara acıtmayı bıraksa da izi geçmezdi ve asıl can yakıcı nokta da buradaydı zaten. "yara geçse de izi daima kalır..."
