1

52 4 10
                                        

Sabah çok erken saatlerde kalktım ve bu benim için bir fırsattı.
Aslında erken kalkmayı çok seviyorum ama... nasıl diyeyim, havanın karanlık olduğu saatleri de ayrı bir şekilde çok seviyorum. Bu yüzden, bu sabah benim için gerçekten güzel bir fırsattı.
Tabii uyandım, elimi yüzümü yıkadım, biraz bakım falan derken gözlüğümü taktım, saçımı taradım, hazırladım kendimi.

Ben Sophia Rowe. İnsanlar bana “Sopi” ya da “SopiPlays” der, çünkü kanalımın adı da zaten SopiPlays. Böyle seslenmeleri hoşuma gidiyor.
Aynı zamanda da DSMP adında bir arkadaş grubumuz var.
Grubun üyeleri Sapnap, Dream, George… bir de ben.
Yani ben olsam da bazen içine kapanığım, ama aynı zamanda biraz da dışa dönüğüm. Hem eğlenceli, hem troll, hem de arada hafif yavşaklık yapan biriyim. Üçü bir arada, paket gibi düşün.

Neyse çok uzattım. Okula yetişmem lazım. Eğer geç kalırsam, müdür beni gebertir.

Ayakkabılarımı giyerken bir yandan telefonumdan George’un story’sine göz attım.
Hâlâ orada duruyordu. Altına yirmi bin yorum gelmişti.
Birisi yazmış: “George’un karısı bu kız. Başka açıklaması yok.”

İçimden güldüm.
— Ay hadi ya... Daha bana söz verdiği ödevi bile yapmadı, hangi ara eş olduk?

Yurttan çıkarken gökyüzü hâlâ koyu maviydi. İnsanların çoğu hâlâ uykudaydı ama benim beynim çoktan ayaktaydı.
Kafamda dönen başlıklar:
– Derse geç kalma
– Şip editlerine fazla takılma
– George’un mesajına cevap yaz mı yazma?
– Kahve iç
Bu sonuncusu net.

Kampüse vardığımda hava yavaş yavaş açılmaya başlamıştı. O an düşündüm: Sabahın en güzel anı, her şeyin yeni yeni uyanmaya başladığı o sessiz birkaç dakikaymış.
Kulaklığımı taktım, “soft gamer vibes” playlistimi açtım.
Kendi kendime mırıldandım:

— Bugün her şey mümkün. Ama ilk önce kahve

Sahne: Koridorda Karşılaşma

Ders bitince çantamı kaptığım gibi sınıftan çıktım.
Kafamda sadece bir şey vardı: kahve.
Yemin ederim, o ilk yudumu almazsam devre dışı kalırım.
Koridorda ilerlerken kulaklığımı takmaya çalışıyordum ki...

— SOPHIAAAA!

Bir ses, bir yankı, bir kaos.

Kafamı çevirdim.
George.
Yanında Dream.
Ve Sapnap.

Üçü birden kampüs koridorunun sonunda bana doğru geliyordu. Yani... yavaş yavaş değil, resmen “gamer tayfa baskını” gibi.

Gözlerim büyüdü.
— Şaka... şaka mı bu?

George elini salladı:
— Bak, yine geç kalmış. Sabah story challenge’ında kaybettin. Bu sabah story’siz geçti, chat ağlıyordu.

Ben gözlüğümü düzelttim, hafif troll moduna geçtim:
— Story atmamak stratejik bir tercihti. İnsanlar merak etsin diye.
Dream güldü.
— Sophia’nın kafasında PR ajansı var yeminle.
Sapnap araya girdi:
— Ya siz şakalaşmaya devam edin de... kahve alacaksak şimdi alalım. Yoksa yine Sophia’nın 47 TikTok editini izlemek zorunda kalırım.

George kaşlarını kaldırdı.

— 47 mi? En son "George'a göz kırptı, adam evlenmeye karar verdi" editini gördüm.

— What the fu- Neyse çokta sikimdeydi daha bu veledin bana ödev borcu var

Üçü birden kahkahayı bastı.

George başını eğdi, alttan bakış attı:
— Şu kız bir gün beni yayında rezil etmese içim rahat etmez.

Ben yürümeye başladım, arkamdan seslendim:

— Ne yapayım, ben “felaketim” demiştim. Şimdi gelin kahve alalım, rezilliklerimi biraz da gerçek hayatta sergileyeyim.

Ve o an anladım... Bu kampüste sıradan bir gün bile sıradan geçmiyordu. Özellikle George Not Found’la 

Kampüs kafesine girdiğimizde içeride sabahın sessizliği vardı. Henüz dolmamıştı; birkaç öğrenci, birkaç kahve kokusu ve hafif caz çalan bir hoparlör sesi.

Sapnap sıraya geçerken:
— Ben bildiğimi alıyorum. Vanilla latte, ekstra shot.
Dream: — Sophia kesin içinde marshmallow olan bi’ şey alacak.
Ben kaşlarımı kaldırdım.
— Marshmallow’lu sıcak çikolata mı dedin? Saygıyla yaşa.

George gülümsedi.
— Bakıyorum, tahmin edilemezlik oranını düşürüyorsun. Seni çözmeye başlıyoruz Sopi.

Ben gözlüklerimin üstünden baktım.
— Belki de çözmeniz için ipuçlarını ben bırakıyorumdur, hmm?

Dream:
— Aa evet, “Sophia Rowe – Flört & Kaos: Giriş 101” adlı podcast yayınına hoş geldiniz.

Gülüştük. Siparişleri alıp arka köşedeki boş masaya oturduk. George tam karşıma oturdu. Kahvesinden bir yudum aldı, sonra telefonu masaya bıraktı.

George:
— Chat hâlâ dünkü PvP’yi konuşuyor. O “Ben taktik değilim, felaketim” repliği bir klasik olacak.

Ben omuz silktim.
— Yazık ki ödevden kaçmak için söyledim, tarih kitaplarına geçmemiştir umarım.
George (gülerek):
— O ödev meselesi... cidden hâlâ ciddisin değil mi?
Ben:
— Altı sayfa. Times New Roman. 12 punto.

Sapnap araya girdi:
— George yazsın, sen TikTok’a seslendirme yap Sopi. “George ödev yazarken ben edit yapıyorum” diye.

George:
— Bak, cidden bloklarım.
Ben:
— Kalbine zaten parola koymuşsun. Story’mde kilit efektiyle gösteririm.

George, Dream ve Sapnap kahkahaya boğuldu.

Sonra, bir anlık sessizlik oldu. Kahvelerimizi içtik. Gözlerimiz dışarıda, kampüs uyanıyordu.

Sophia’nın iç sesi:
"Bu insanlar hayatıma nasıl bu kadar hızlı dahil oldu bilmiyorum. Ama... alışıyorum galiba.
George’un bakışı, Sapnap’ın bitmek bilmeyen esprileri, Dream’in hafif kontrollü enerjisi...
Ben? Ben hâlâ sabahın kahvesini içiyorum. Ama içimde bir şeyler değişiyor."

George başını yana eğdi, göz göze geldik.
— Bugün yayın var, geliyor musun?
Ben gülümsedim.
— Kesinlikle. Ve bu kez “felaket” versiyon 2.0 geliyor.

_Bu arada Belki merak ediyorsunuzdur bir önceki gecenin flashback'i geliyor_

George: "Evet chat, bugün Hardcore Minecraft'da kaleyi bitiriyoruz."

Sophia (aniden yayına girer): "Kaleyi mi bitiriyorsun? Ben daha kalbine giremedim, George."

Chat:
– OMG Sophi stop
– GEORGE BLUSHING
– SNF SNF SNF

George (güler): "Sophia, bak seni banlarım."
Sophia: "Banlamadan önce bi vs bea"

George (kıkırdar): "Bu kız cidden yayını hack'ledi arkadaşlar."
Sophia: "Seni de hack'lerdim ama kalbine parola koymuşsun. Neyse, neyse..."

DEVAMINDA GEORGE TRKLİFİ KABUL FALAN EDİYO YARIN DEVAM EDICEM

FIKIRLERINIZI YAZIN

813 kelime yuppiii

"Snf editleri mi?" Sophia x GeorgenotfoundGeschichten, die süchtig machen. Entdecke jetzt