değerimin farkındaymış gibi, her bir noktama ölürmüş gibi

60 2 61
                                        

18. Keşfedildiğimde, kendimi yabancılık kelimesinin kökenine inmiş bulduğumda, şöhrete ilk adımımı attığımda yaşım 18'di.

Lisenin son haftaları yaşanırken bir önceki günden anlaştığım bir içim su kankim ile hafta sonu kursunu asıyorum. Üzerimde sıfır kol ince bir tişört var, özenle ailemden sakladığım; o yaşlarda müthiş havalı olduğunu düşündüğüm dövmem görünsün çabası bu. 18'imin sabahı hayatım boyunca bunu beklemişim gibi çok tutmasın diye ortalama bir dövmecide yaptırdım, çok yakıştığını düşünüyordum o dönemler tabii. Ellerimizde birer dondurma var, benimki iki kat karamel. Erimeye başlamış hafiften, arada elime dökülüyor hatta damla damla. Umursamıyorum ama, aylak aylak dolandığımız kalabalık sokakta birbirimize söylediklerimizi duyurmak için gittikçe desibeli artan seslerimiz ile sohbet etmeye çok odaklıyım. Ayağımın ucundaki taşı tekmelerken gülerek dönüyorum yanımdaki arkadaşıma, güneşin düştüğü sarı saçlar parıldıyor attığı her adımda, gözlerimi alıyor fena şekilde. "Spora başlamam lazım, çok kilo aldım." Daha yeni kapanmış konunun ardına açtığım alakasız bir girişim. Sebastian gülüyor dondurmasından bir ısırık alırken. "Beraber başlarız, yaz geliyor." Diyor, gözlerini kısmış arada aramıza giren insanlar yüzünden dikkatli olmaya çalışıyor. Kafamı sallayıp önümdeki taşa bir tekme atıyorum, yaz geliyor. "Ne yapacağız ?" Ucu açık sorumun muhattabı Sebastian kaşlarını çatarak dönüyor bana kafasını ne alaka dercesine iki tarafa sallarken. "Üniversitede." Gelen açıklama sonrası Sebastian burukça gülümseyip iç çekiyor. Oralar karışık tabii, yıllardır gecesi gündüzü beraber geçen ikilinin -biz oluyoruz- son yan yana günleri olduğunu cümle alem biliyor. Görünen köy kılavuz istemiyor en nihayetinde. "Bilmem, bizimkiler mühendislik yazdıracak biliyorsun." Diyor durgun bir ses ile. "Sen istiyor musun ki ?" O yaşlarda ertesi gün için bile nadir planım oluyor. Plansızlığımın verdiği bir güven var ama yıkılacak bir şey olmadığı için vazgeçmesi kolay bir hayatım olduğunu düşünüyorum. "İstemiyorum sanırım, yazacağım ama yine de." Gülümsüyor son cümlede, genceciğiz.

"Sen hâlâ kararsız mısın ?" Kafasını benden yana çevirip külahın sonunu gördüğü bir çöpe fırlatıyor. Sonunu yemeyi sevmiyor. "Evet, bana uygun bir meslek yokmuş gibi hissediyorum." Kendimi hiçbir gelecekte göremiyor, kafamda oturtamıyorum. Ne istediğimden emin değilim, sorumluluk almaktan nefret ediyorum. İşte böyle anlar bizlerin kırılma noktaları, ben bitmiş dondurmamın peçetesini çöpe fırlatıp susuzluğumu gidermek için anlamsızca yutkunurken karşımızdaki kalabalığı fark eden Sebastian'ın konudan tamamiyle sapıp beni oraya sürüklemesi çoğu şeyin başlangıcı. "Sokak sanatçıları, gel !" Daha yeniki iç karartıcı konu üzerine kalabalıktan gelen seslere kulak kesilmek işime geliyor tabii, hiç diretmeden kolumdan yakalamış arkadaşım ile oraya doğru adımlıyorum. Gittikçe artan gitar sesi ve büyük küçük insan kalabalığı arasında kendimize bir yer buluyoruz. Küt, siyah saçlı bir genç kızın oturduğu sandalye üzerinde acemi bir alışmışlık ile parmaklarını gitarda gezdirmesi, son günlerin favori parçalarından birisini hatasız çalması çok hoşuna gidiyor kankimin. Kızın önündeki şapkada boş denecek kadar az para var, cebimi yoklama ihtiyacı hissediyorum. O anda beklenmedik olan şey ise benim dalgınlığımdan yararlanan Sebastian'ın ellerini sırtımda hissetmem ile bir anda kendimi kalabalığın ortasındaki dairede bulmam. Kankiliğimizin birinci kuralı içimizden birisi var olan yeteneklerini görmezden gelecek kadar aptal ise bu konuda diğerimizin sorumluluk alması. Güzel bulduğu sesimi her fırsatta dile getiriyor olması bir yana kendimi insanların sorgular bakışlarına odak bulunca nasıl titrediğimi bi ben biliyorum. Hızlanan nefesim, bir anda sıcaklamaya başlamış yüzüm ve dizlerime inen ani titreme ile değil o an şarkıya girebilmek, bir soluğa muhtaç olduğumu düşünüyor olduğum anlarda iki saniye sonrasını bile ince bir titizlikle planlayan ruhu iki dirhem bi çekirdek kankim hemen bir alkış başlatıp ilgiyi üzerime çekiyor.

yeminbozarWhere stories live. Discover now