İyi okumalar <33
*
*
*
Alaz mahallenin dolambaçlı sokaklarına keskin bir dönüş yaptığında araba homurdanarak ilerledi, görüşü berraklık ve kargaşa arasında gidip geliyordu. Haplar diye düşündü sebep onlar olmalıydı. Zihninde fırtınalar kopuyor, anı parçaları kırık camlar misali gidip geliyordu: Yaman. Rüya. Bir kaza. Gerçekten olmuş muydu böyle bir şey? Yoksa bu da parçalanan zihninin bir başka zalim oyunu muydu? Emin değildi. Derisinin altındaki karıncalanma dışında hiçbir şey mantıklı gelmiyordu, göğsünü yakan bir dürtü, çiğ ve amansız bir sızı... Tam olarak acı da değildi bu his. Bir çeşit çekimdi. Adını koyamıyordu ama ruhunun derinliklerine gömülmüş bir kanca gibi onu ileri doğru sürüklüyordu. Tek bir şey biliyordu: Gitmesi gerekiyordu. Ona gitmesi gerekiyordu.
Asi.
Adının her hücresinde yankılanmasıyla zihninde beliriverdi genç kız, sanki arabaya onunla birlikte binmiş kadar canlı: koyu renk bukleleri yüzüne dökülmüş, kömür karası gözleri yaşlarla parlıyordu. Midesinde bir burkulma hissetti. Nedenini bilmiyordu anlamıyordu, anlayamıyordu ama ona ihtiyacı vardı. İçindeki yakıcı kaosu yatıştırabilecek tek şey oydu, onarılamayacak kadar parçalanmış bir dünyadaki tek dayanak noktası.
Evin önüne geldiğinde lastiklerinin altında çıtırdayan çakılların sesini zar zor fark etti. Dışarıdaki dünya bulanık görünüyordu, kırık sokak lambalarının titreşimi çatlak kaldırımlara ve isli duvarlara gölgeler düşürüyordu. Mahalleye gelmişti, gerçi mahalle de denemezdi ya. Havanın çaresizlik ve yıkım koktuğu, hayatta kalmanın en acımasız haliydi sanki.
Alaz arabadan tökezleyerek çıktı, bacakları zangır zangır titriyordu. Başı şiddetle dönüyordu. Görüşü kenarlardan kararmış, tek net bir şey vardı. Asi. Ve şu an hissettiği çekim az öncekinden bile fazlaydı. Git gide artıyordu.
Kendini durduramıyordu. Ellerinde kan kurumuştu, nasıl olduğunu hatırlamadığı izler bırakmıştı üzerine. Belki de korkutmalıydı bu onu ama korkutmadı. Hiçbir şeyin önemi yoktu, onun dışında.
Asi.
Bahçe kapısı ittirilerek açıldığında gıcırdadı, paslı metal adeta yaralı bir hayvan gibi inliyordu. Attığı her adım ağır geliyordu, vücudu onu buraya getiren şeyin ağırlığı altında çökmemek için savaşıyordu. Evin kapısına ulaştığında ise kendini iki elleriyle duvardan destek almaya zorladı, dik duramıyordu. Nefesini tutmaya çalışırken alnını metal kapıya dayadı, yumrukları hayata tutunurcasına tutunurken duvarlara başı düzensiz vuruşlarla zayıf bir şekilde metale çarpıyordu. Ses gecenin karanlığında yankılandı.
İçeride Asi donakaldı. Eskimiş yatağa girmeye hazırlanırken, sesler duyulmaya başladığında dalgın dalgın soyulmakta olan duvar kağıdına bakıyordu. Bir an için kalbi yerinden fırlayacak gibi oldu, aklı hemen kardeşi Cesur'a gitti. Yine anahtarlarını unutmuş olmalıydı. Ayağa kalktı, sinirle adımmlarken söyleniyordu ve fazla düşünmeden seslendi:
“Cesur?”
Sesler kesilmedi. Daha da şiddetlendi, daha da çaresizleşti. Midesinde bir huzursuzluk düğümlendi Asi'nin ve hızla yayılarak daha keskin bir şeye dönüşmeye başladı. Eli içgüdüsel olarak koridorun sonundaki çekmeceye gitti, parmakları kelebeğinin soğuk kabzasına dolandı. Kendisinin bir uzantısı gibi hissettiği bıçağın ağırlığı son derece tanıdık ve rahatlatıcıydı. Koruyucusu, gölgesi, hayatta kalma dayanağıydı. Bu puslu sokaklarda, kapıyı silahsız açmazdınız.
YOU ARE READING
Eksik Şarkı
Fanfictionhayal ettiklerimiz, eksik kaldıklarımız, içimizde halledemediklerimiz...
