blue haired boy

60 12 14
                                        

🌇

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


🌇

Sabahın erken saatlerinde kütüphanenin sessiz atmosferi beni her zamanki gibi sarmıştı. Masamda oturmuş, önümdeki notlara dalmıştım. İlk günlerin hafif stresiyle baş etmeye çalışırken, kalemimle oynuyor, dikkatimi toplamaya çalışıyordum. Gözlerim notlarda olsa da, aslında zihnimde başka düşünceler dolanıyordu. Derslerin yoğunluğu, yapılacak ödevler... Kafam bir türlü durulmuyordu.

Etrafıma göz attığımda kütüphanenin dolup taştığını fark ettim. Herkes sessizce çalışıyor, masalar dolu ve neredeyse hiç boş yer kalmamıştı. Bu durum beni biraz rahatlatıyordu; yalnız değildim, herkes aynı tempoya ayak uydurmaya çalışıyordu. Ancak yine de içimde garip bir huzursuzluk vardı. Kalabalığın içinde bile kendimi yalnız hissediyordum.

Tam o sırada, kütüphanenin ağır kapısı yavaşça açıldı ve içeri biri girdi. Göz ucuyla baktım, ama ne olduğunu tam olarak anlamam birkaç saniye sürdü. Kapıdan içeri giren kişi, dikkat çekici bir duruşa sahipti. Mavi saçları, kütüphanenin loş ışığında parıldıyordu ve hemen herkesin dikkatini çekmiş gibiydi. Ama onun bu ilgiyi umursar gibi bir hali yoktu.

Uzun boylu, kendinden emin adımlarla içeri giriyordu. Adımları ağır ama düzenliydi, sanki her adımını hesaplıyormuş gibi. Gözleri ileriye dönük, çevresine hiç bakmıyordu. Omuzları dik, yüzünde ise soğuk ve sert bir ifade vardı. İçeri adım attığı anda, kütüphanenin havası değişmiş gibiydi.

Adımları arasında bir ritim vardı; sessiz ama etkileyici. Çevresinde olup biten hiçbir şeye dikkat etmiyormuş gibi görünüyordu. Onun bu soğuk tavrı, tüm ortamı etkisi altına almıştı. Kütüphanedeki diğer öğrenciler de farkında olmadan ona bakıyorlardı, ama o kimseyle göz teması kurmuyordu. Sanki dünyada yalnızmış gibi bir hava yaratıyordu.

Onu izlerken, içimde garip bir huzursuzluk belirdi. Bu kadar dikkat çekici birinin bu kadar mesafeli ve soğuk olması beni rahatsız etti. Hiç kimseyle ilgilenmiyor, kimseye bakmıyordu. Herkesin varlığını görmezden gelir gibi bir hali vardı. Bu tavır, bir şekilde bana dokundu. Sanki bulunduğu yerde kimse onun seviyesine erişemezmiş gibi bir hava estiriyordu.

Kütüphanede boş masa kalmamıştı. O da bunu fark etti ve etrafına göz gezdirdi. Herkesin bir köşeye yerleştiğini görünce, gözleri benim oturduğum masaya kaydı. İçimden "Hayır, lütfen buraya oturma," diye geçirdim, ama kaderin bir cilvesi olarak, o ağır adımlarıyla masama doğru geldi.

Gözlerimi notlarıma çevirmeye çalıştım, ama onun bana doğru yaklaştığını hissetmekten kendimi alamadım. Sessizce, hiçbir şey söylemeden, masamın karşısındaki sandalyeye oturdu. Çantasını yavaşça çıkardı, kitaplarını düzenli bir şekilde masaya yerleştirdi. Her hareketi düzenli ve dikkatliydi. Sessizliği bozmamak için özen gösteriyor gibiydi, ama bu sessizlik beni daha da rahatsız etti.

Onun bu soğuk ve mesafeli haliyle yüz yüze oturmak tuhaf bir his uyandırdı bende. O kadar donuk ve ilgisiz görünüyordu ki, içimden bir şeylerin ona gıcık olmaya başlamasına engel olamadım. Kimdi bu çocuk? Bu kadar soğuk ve mesafeli olmak zorunda mıydı? Sanki dünya umurumda değilmiş gibi davranıyordu ve bu, beni sinirlendirmeye yetiyordu.

Derin bir nefes alarak sakinleşmeye çalıştım. Notlarıma geri dönmeye çalışırken, onun varlığını tamamen görmezden gelmeye karar verdim. Ama içten içe, onun bu tavrına daha da sinirleniyordum. Böyle sert ve soğuk bir tavırla oturması, beni rahatsız etmişti. Kütüphaneye bu kadar huzur bulmaya gelmişken, onun bu saçma tavrı her şeyi bozmuştu.

Sessizlik uzadıkça içimdeki gerginlik daha da arttı. Karşımda oturan bu soğuk çocuk, bana bakmadan kitaplarına dalmıştı. Onun bu umursamaz tavrı iyice canımı sıkıyordu. Nihayet, dayanamayıp bir şeyler söylemeye karar verdim.

"Kütüphanede boş yer kalmamış, değil mi?" dedim, alaycı bir tonda. Gözlerimi ondan ayırmadan, bir tepki bekledim. Ama o, başını kitaplarından kaldırmadan, sakin bir sesle cevap verdi.

"Evet. Başka bir seçenek yoktu," dedi, sanki bu durum tamamen benim suçummuş gibi. Sesinde hiçbir duygu yoktu; ne minnettarlık, ne de rahatsızlık.

Kaşlarımı çattım. "Pekâlâ, burada oturabilirsin ama en azından biraz daha dostça olabilirsin," diye ekledim, sabrımı zorlayarak. Onun bu tavrını kırmak istiyordum. Bu kadar soğuk ve mesafeli olmak zorunda mıydı?

O an başını yavaşça kaldırdı ve gözlerini bana dikti. Gözlerindeki soğukluk, sözleri kadar sertti. "Ben buraya çalışmaya geldim, sohbet etmeye değil," dedi net bir şekilde. Sesi buz gibi soğuktu ve bu durum beni daha da rahatsız etti.

"Harika," dedim, gülümsememi zorlayarak. "Ben de buraya çalışmaya geldim. Ama en azından insanlar arasında biraz nezaket olmalı, değil mi?" Ona meydan okurcasına baktım. Bu sert tavrı beni iyice sinirlendirmişti.

Bir an sessizlik oldu. Gözlerimiz birbirine kilitlenmişti. Sonunda, hafifçe omuz silkti ve gözlerini tekrar kitaplarına çevirdi. "Nezaket, sadece zaman kaybı," dedi sakin bir sesle.

Bu sözler beni adeta çileden çıkardı. "Nezaket zaman kaybı mı?" diye tekrar ettim, şaşkınlıkla. "Sanırım herkes senin gibi düşünmüyor."

"Belki de düşünmeliler," diye cevap verdi, gözlerini kitaplarından ayırmadan. Sesi sakin ama bir o kadar da kibirliydi. Bu durum beni iyice sinirlendirdi.

"Bu kadar soğuk ve mesafeli olmak zorunda mısın?" dedim, daha fazla dayanamayarak. "Sadece biraz daha insan olsan, dünya senin için daha kolay olurdu."

Bu sözlerim üzerine başını tekrar kaldırdı ve bana baktı. Gözlerinde hafif bir alay vardı. "Dünya, benim için zaten yeterince kolay," dedi. Ardından, yeniden kitaplarına döndü ve sessizlik yeniden kütüphaneyi sardı.

Onun bu umursamaz tavrı beni deli ediyordu. Ama aynı zamanda, onun bu tavrının altında ne olduğunu öğrenmek için garip bir istek duyuyordum. Bu soğuk ve mesafeli çocuğun arkasında, belki de bambaşka bir hikaye yatıyordu. Ancak şimdilik, onunla atışmak bile beni yeterince meşgul etmişti.

🌇

deniyoruz bir şeyler işte

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 05, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

blue haired boy, yeonbinHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin