00

329 43 70
                                        

Megumi

Hiçbir zaman odasının perdesini çekme gereği duymuyordu. Üstünü değiştirirken bile. Kimsenin onu görmeyeceğine emin oluşundan mıydı - ki bu imkansızdı - yoksa sadece umursamıyor muydu, emin değildim. Ama karşı binadan, her zaman kapalı duran lacivert perdemin küçük aralığından, istemeden de olsa gözlerimin ona takıldığı olurdu.

Dikizci veya sapık değildim. Durup da onun soyunup giyinişini özellikle izlediğim hiçbir an olmadı. Sadece... o küçücük aralıktan bazen bakmamam gereken anlara denk geliyordum. Gözlerimi hemen çekerdim. Bir an fazla sürse de bunun bir anlamı yoktu.

Rahatsız olmuyordum. Umrumda olan bir şey değildi zaten. Hiç kadın bedeni görmemiş değildim. Ayrıca insanların evinde ne yaptığı ya da nasıl yaşadığıyla ilgilenmiyordum. Rahatsız oluyorsam bakmazdım, bakmazsam görmezdim ve görmezsem de bilmezdim.

Onunla sadece bir kere konuştum. O da ona yardım etmek içindi.

Akşam öğününü geçiştirecek bir şeyler almak için kaykayımla markete giderken elinde gereğinden fazla market poşetiyle geliyordu karşıdan.

Yanından geçip gidecektim aslında. Ama ince kollarıyla poşetleri taşımakta ne kadar zorlandığını, kendi kendine "Kollarım kopacak sanırım." diye sızlanarak poşetleri yere bıraktığını gördüğümde kayıtsız kalamadım. Hızla giden kaykayı aniden durdurduğumda, bakışları bana döndü. Kaykayımı elime alıp yanına ilerledim.

"Yardım edeyim."

Yüzü adeta aydınlandı, teklifimi hiç itiraz etmeden kabul etti. Evine doğru ilerlerken ağır poşetleri ben taşıdım, o da kaykayımı. Merakla kaykayımı inceleyip hakkında sorular sorarak gevezelik etti. Hatta bir kere üstüne çıkmayı deneyip düşme tehlikesi bile atlattı.

Evi benimki gibi asansörsüz, beş katlı bir binanın en üst katındaydı. Her gün bu basamakları inip çıkmaya alışık olduğumdan nefes nefese bile kalmadım kapısının önünde durduğumuzda.

"Bunların hepsini nasıl çıkaracağımı düşünüyordum ben de, beni kurtardın!"

"Önemi yok." dedim, arkamı dönüp gidecektim ki, "Bekle bir dakika!" diye seslendi.

"Neredeydi..." diye kendi kendine söylenerek eğilip az önce kapının önüne bıraktığım poşetleri karıştırdı. Birkaç saniye sonra yüzünde mutlu bir ifadeyle bana döndü. İçimde tuhaf bir sıcaklık hissettim.

"Heh, buldum!"

Elime iki tane çilekli lolipop tutuşturdu. Reddetmeme fırsat bile vermedi.

"Çilekli sevdiğim için sadece çilekli alıyorum, umarım sen de seviyorsundur."

"Ha... fark etmez." diye geçiştirerek ayrıldım yanından.

Binadan çıktığımda farkında olmadan gülümsediğimi hissettim.

Lolipoplardan birinin ambalajını açıp ağzıma attım. Kaykayımla tekrar markete doğru ilerlerken sevgilimden başka bir kızı sevimli bulduğum için kısa bir suçluluk hissettim. Ama birini sevimli bulmam hiçbir anlam ifade etmiyordu. Zaten lolipopu dişlerimin arasında ezerken bunu unuttum.

Yalnızca küçük ve masum bir yardımdı. Geçip giden önemsiz bir detaydan ibaretti. Hayatımda yer açacak kadar önemli olabileceğini hiç düşünmemiştim.


***


pf yeni bişiler deniyorum...

geçen sene ilk bölümü yazıp taslağa atmışım... biraz düzenledim ve attım gitti.

devam ettirme konusunda hiçbir güvencem yok ama napim yani senelerce taslakta mı dursaydı😭

devam ettirme konusunda hiçbir güvencem yok ama napim yani senelerce taslakta mı dursaydı😭

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

oğluşumu çok seviyom 😖

aligned | fushiguro megumiStories to obsess over. Discover now