Eliz Karahan
Bugün büyük gün. Gerçekten de büyük bir değişimin başlangıcı. O kadar çok şey birikti ki, “Yeni bir başlangıç” dediğimde gerçekten ne demek istediğimi anlıyorum. Üniversiteyi bitirdim, hayatta önümde yeni bir yol var ve ben de o yolda bir adım atmaya hazırım. Ama bu kadar çok eşya… Nereden bulmuşum, nasıl biriktirmişim, bilemiyorum. Her bir kutu bana bir şeyler hatırlatıyor. Eski kitaplarım, okuduğum ama hatırlamadığım notlar, giymediğim kıyafetler… Hepsi geçmişimin bir parçası.
Bütün eşyaları toparlayıp, o yeni daireye taşımak için sabah erkenden kalktım. Gözlerim uykusuzluktan mahmurdu ama heyecanımı bir şekilde bastırmakda zordu. Taşıma aracı geldiğinde, içim kıpır kıpır oynuyordu. O kadar uzun zamandır bu günün hayalini kuruyordum ki, nihayet buradaydım.
Sonuncu kutuyu arabaya yüklemesi için adama verdikten sonra kapımın zili çaldı. Fatma Teyzeydi. Bir tabak börekle ve yüzünde o sıcak gülümseme ile kapımdaydı. "Yeni evinde mutluluklar dilerim kızım," dedi, gözleri biraz nemlenmişti. Ben de ona teşekkür ettim, bir yandan hıçkırıklarımı zor tutarak. “Sizi özleyeceğim,” dedim. Gerçekten de özleyeceğim. Ama hayat işte, yeni başlangıçlar zamanı. Fatma Teyze’nin gözlerindeki hüzün, sanki bana daha da ağır geldi. Yavaşça kapıyı kapatıp son eşyalarımıda taşımaya devam ettim. Bu küçük daire, yıllardır bana güvenli bir liman gibi olmuştu ama şimdi o limanı terk etme zamanıydı.
Yeni dairem, bambaşka bir dünyaya açılıyordu. Diğer komşularım kimlerdi? Kimseyi tanımıyordum ama umarım orada da huzur içinde yaşayabilirim. En azından, her şeyin düzenli ve sakin olacağı bir yer olması yeterli. Ancak ne kadar düzenli olursa olsun, insanın içinde bir boşluk olur, değil mi?
Artık saat öğleni geçiyordu. Ve sonunda yeni evimin olduğu binaya ulaşmıştık. Eşyalarımı yukarı taşıyorlarken etrafı izledim. Binayı uzunca süzdüm. Ne çok büyük ne de çok küçüktü. Benim dairem 8 numaraydı. Uğurlu sayım olduğu için onu seçmiştim. Tamam yalan söylemeyeceğim tek boş daire oydu. Ama uğurlu sayımın denk gelmesi hoş bir tesadüftü. Artık tüm eşyalarım kendi daireme koyulduktan sonra geriye sadece ben kalmıştım. Merdivenleri teker teker çıkarken etrafı izliyordum. Her yer bomboştu. Hatta sessizdi. Sanki terk edilmiş bir hayalet binaydi. Bu düşünceleri kafamdan attım çünkü kendimi korkutmaktan başka hiç bir şey yapmıyordum. Artık yavaş yavaş merdiven çıkmaktan yorulurken 8 numara yazan kapıyı gördüm. Önünde durdum,az önce içeri eşya taşındığından kapı hafif aralıktı. Tam içeriye giriyordum ki arkamdan bir ses duyunca irkildim. Karşı tarafın kapısı açılmış içinden gülerüzlü bir amca çıkmıştı. "Selam kızım. Sen Eliz olmalısın". Amca böyle diyince ev sahibi olduğunu anladım. "Selam efendim. Sizde Hayri bey olmalısınız" dedim gülümserken. "Ta kendisi" dedi deminden beri hiç solmayan gülümsemesi dahada genişlerken. "Seninle zaten her şeyi telefonda konuşmuştuk kızım. Şimdi yol yorgunusundur pek tutmayayım seni." Dedi merdivenlere yönelirken. Saat 8e geliyordu ve gerçekten yorgundum. "Ha bu arada bizim bir apartman grubu var. Böyle bir sorun olduğunda falan yazmak için. İstersen seni oraya ekleyeyim ben. Sonuçta yenisin böyle bir şeye falan ihtiyacın olur yazarsın." Dedi merdivenin ikinci basamağında durup bana bakarken. Grup sayesinde komşularımla daha erken tanışmış olurum diye düşündüm icimden. Ayrıca Hayri beyinde dediği gibi bir şeye ihtiyacım olursa yazarım diye teklifini kabul etdim. "Olur tabi. Numaram var sizde eklersiniz." Dedim kapının kulpunu tutup içeri girmek için adım atarken. "Eklerim tabi kızım. Hadi iyi geceler" dedi merdivenleri inerken. "Sizede iyi geceler." Dedim ve kapıyı arkamdan kapattım. Yorgun bedenimi içeriye atar atmaz ayakkabılarımı çıkardım ve gözlerim hemen karton kutulara takıldı. Eşyalarım yeni taşınanların klasik düzensizliğiyle koridorda öylece duruyorlardı. Sabah toplarım ya diyip her zaman ki o geçiştirmeyi yaptım. Salona doğru yürüyüp oturma odasının ortasında duran büyük koltuğa kendimi bıraktım. Derin bir nefes alırken bir yandan çevreme göz gezdirdim. Burası küçüktü ama samimi bir havası vardı. Duvarlardaki açık krem rengi boyalar ve pencere kenarından süzülen hafif sokak lambasının ışığı, içimde bir huzur oluşturmuştu.
Saatin sekize yaklaştığını hatırlayınca telefonumu çantamdan çıkardım ve Hayri Bey’in bahsettiği apartman grubuna eklenmiş miyim diye kontrol ettim. Henüz bir bildirim gelmemişti, ama bir yandan da pek umursamadım. “Belki yarın ekler” diye düşündüm. Telefonu sehpanın üzerine bıraktıktan sonra mutfağa doğru yöneldim. Bir bardak su içmek iyi gelecekti.
Mutfak kapısından geçerken fark ettim ki burası da oldukça sade döşenmişti. Beyaz dolaplar ve gri tezgah gözüme ferah bir ortam yaratıyordu. Dolabı açıp bir bardak aldım, musluğu açıp su doldururken bir anda üst kattan gelen bir gürültüyle irkildim. Bardaktan taşan suyu fark edince telaşla musluğu kapattım. "Bu neydi şimdi?" diye kendi kendime mırıldandım.
Gürültü birkaç saniye sonra tekrar etti; bu sefer daha belirgin bir şekilde müzik sesi ve kahkaha duyuyordum.
“Bu saatte neyin partisi acaba?” diye kendi kendime söylenerek tekrar salona döndüm. Tam koltuğa oturacaktım ki apartman grubundan bir bildirim geldi. Hayri Bey beni gruba eklemişti. İsmimi grupta görmek garip bir şekilde beni mutlu etmişti. Ancak tam o sırada üst kattaki gürültü iyice artınca dayanamadım. Televizyonun kumandasını elime alıp son ses yaptım. Açar açmaz çıkanda bir belgesel kanalıydı. Üst katımda zaten bir belgesel çekiliyor gibiydi. Kanalı değiştirdim. Fakat birden muzik durdu. İç çektim çünkü gözlerim kapanmak üzereydi. Rahat rahat uyurum diye sevindim. Televizyonu kapadım ve telefonumuda alarak yatak odasına doğru yürüdüm. Odaya ulaştığımda ışığı açdım. Sade beyaz mobilyalı bir odaydı. Tam bana göre olduğu için odaya bakarken gülümsedim. Yanda duran bavulumu çekiştirdim. Yatağa oturdum ve bavulun ağzını açarak içini karıştırdım. Pijamalarımı bulunca çekerek çıkardım ve bavulu odanın kenarına ittim. Merak etmeyin ya onuda sabah toplayacağım. Üzerimi değiştirdim ve yatağıma girdim. O kadar rahattı ki yadırgamak imkansız gibi bir şeydi. Zaten zar zor açık tutduğum gözlerimi kapadım. Kendimi rahat bir uykuya vereceğimi düşünüyordum ki yine aynı ses geldi. Üst katta ki komşumun muzik sevdası. Zaten yüksek sese gelemeyen biriyken birde yorgun ve uykuya muhtaç olunca insanın sinirleri iyice bozuluyordu. Derin nefes aldım. Ama ses durmuyordu. Yaklaşık yarım saat geçmişti ki bir şeylerin kırılma sesi geldi. Üst kattaki delirmiş olmalıydı. Sinirle telefonumu elime aldım. Hemen Hayri beyin eklediği gruba girdim. Başta gruba yazmak istedim ama geldiğim ilk günden insanlar garip düşüne bilir diye yazmadım. Aslında bakılırsa bazıları insanı ilk günden uykusundan ediyordu ama neyse. Hayri beyin kendisine söylemenin daha doğru olacağını düşündüm. Numarası zaten kayıtlı olduğu için direk aradım. Fakat açmadı. Sonra mesaj yazdım. Fakat onada bakmadı. Yaşlı başlı adam uyumuştur şimdi diyerek daha fazla rahatsızlık vermedim. Ama başım çatlıyordu artık. Sonra direk sesi yapanı uyarmanın daha doğru olacağı fikrine vardım. Evine kalkıp gidemezdim. Ya da gitsemiydim?. Ay saçmalama Eliz ilk günden?! .Bu yüzden grupta numarasını aramaya başladım. Fakat neyi kimi arıyordum ki? Hayri bey dışında kimse kayıtlı değildi bende. E tabi yeni taşındığımdan normaldi. Sonra bir şey fark ettim. Üstte bir mesaj sabitliydi. Her kesin numarasının yanında daire numarası yazıyordu. Ben 8 olduğuma göre benim üst katım 10du. Aramaya başladım. Ama o kadar da uzun sürmedi. +90 5********** 10 numara. Mesajını görünce zafer kazanmış gibi gülümsedim. Ama neyine gülümsediysem şimdi telefon numarasıyla bakışmaktan başka hiç bir şey yapmıyordum. En sonunda cesaretimi topladım ve yazdım
Siz:
Selam, ben alt komşunuz Eliz. Acaba biraz sessiz olabilir misiniz?
