RUH DÜĞÜMÜ

18 1 0
                                        

GİRİŞ

Kendi şeytanları tarafından işkence edilen insan, intikamını çoğu zaman farkında olmadan en yakınınından alır.

Bunu o zaman bilmiyordum.

Belki bilseydim, bazı şeyleri farklı yapardım.

Belki de yine aynı hataları yapardım.

Balkona bıraktığım son çiçeğin saksısını parmaklarımla düzelttim. Yapraklarından birini kopmuş gibi duran yerinden usulca kaldırdım.

Dudaklarımda küçük bir tebessüm oluştu. Sonra o da kayboldu. Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. Yıllar olmuştu bu şehre gelmeyeli.

İstanbul'un havasını unutmuştum.

Sesini de.

Ama en çok, burada kendimi nasıl hissettiğimi unutmuşum.

İçeri girdim.

Salonun ortasında hâlâ açılmayı bekleyen koliler vardı. Birkaçının üzerinde hangi odaya ait olduğunu belirten notlar duruyordu. Yeni bir eve taşınırken insanın en çok zorlandığı şeyin eşyaları yerleştirmek olduğunu düşünürdüm.

Yanılmışım.

Asıl zor olan, eski hayatını nereye koyacağını bilememekmiş.

Kolilerin arasından geçip kendimi koltuğa bıraktım. Bir süre hiçbir şey yapmadan karşımdaki duvara baktım. Geçen sene bu zamanlar canımdan can gitmişti.

İzmir'de kalamayacağımı fark ettiğimde soluğu İstanbul'da almıştım. Sanki şehir değiştirince insanın içindeki her şey de değişiyordu. Değişmemişti.

Ben sadece kaçmıştım.

Bunu kabul etmek bile uzun zamanımı aldı.

Usulca yerimden kalkıp odama gittim. Kapıyı kapattıktan sonra kolilerden birini yatağın üzerine bıraktım. Kutunun kapağını açtım.

Kıyafetler.

Kitaplar.

Birkaç küçük eşya.

Sonra elim bir şeye değdi. Olduğum yerde kaldım.

Fotoğraf albümü.

Albümü yavaşça kucağıma aldım. Tozlu sayfaları çevirmeye başladım. Fotoğraf çekilmeyi çok severdim. Her fotoğrafın arkasına tarih atardım. Bazen saati bile yazardım.

O anın ne zaman yaşandığını unutmaktan korkardım. Şimdi ise bazı tarihleri hatırlamak istemiyordum. Parmaklarım bir fotoğrafın üzerinde durdu.

İkimiz.

Gülümsüyorduk.

Fotoğrafa uzun süre baktım. Belki olması gerektiğinden de fazla.

RUH DÜĞÜMÜStories to obsess over. Discover now