bahçede kendi başına oynayan hyunjin'in yanına annesi geldi kurabiye ve süt getirmişti. oturup minik oğlunu da yanına çağırdı. koşarak gelen çocuğun çenesine kadar uzamış uzun sarı saçlarını sevdi, annesi hyunjin'in ne kadar naif olduğunun her zaman farkındaydı. minik oğlunun umursamazca kurabiye yiyişini izledi, minik eline aldığı bardağa bakıp gülümsedi.
"en sevdiğim bardağa koymuşsun anne." annesi gülümsedi, başka bardağa koysaydı ortalığı ayağa kaldıracağını biliyordu. "evet güzel oğlum, tilkili bardağına koydum." hyunjin kocaman gülümseyip annesine sulu bir öpücük bırakırken kadın kahkaha attı. "ben içeri gidiyorum, birazdan geleceğim tamam mı? güzelce oyna." hyunjin başını sallayarak dolu yanaklarıyla annesini onayladı.
kurabiyesini yedikten sonra sütünden de bir yudum alıp etrafa bakınmaya başladı. annesine sürekli yaptığı gibi saklanacak yer aramaya başladı. annesi seslenir, oğlunu bulunca gıdıklamaya başlar ve sonra da öpücüklere boğardı. hyunjin etrafına telaşla bakındı. evlerinin arka bahçesine koşturdu. duvarın arkasına saklanacakken çalılıkların arkasından gelen beyaz ışık ilgisini çekmişti oraya doğru ilerleyip hızla çalılıkların arasından geçti. birinin üzerine düşüp yuvarlanmasıyla sinirle baktı üzerine düştüğü çocuğa. "neden beni düşürdün?"
üzerindeki kendi yaşındaki minik çocuğun mavi gözleriyle mavi saçlarını görünce minik ağzı şaşkınlıkla aralanmıştı, mavi tutamları karıştırdı.
"hey, kalk üzerimden!" mavi gözlü çocuk sinirlendiğinde mavi gözleri daha da mavileşmişti. hyunjin korkarak geri çekildi ve etrafına bakındı. arka bahçelerine hiç benzemiyordu ama çok güzel bir bahçeydi burası, tatile gittikleri yerden bile daha güzeldi, her yerde daha önce hiç görmediği çiçekler vardı. koşarak etrafına bakındıktan sonra annesine seslendi, bulamayacağını anlayınca diz çöküp ağlamaya başlamıştı.
sarı tutamlarının karıştırılmasıyla başını kaldırdı yaşlı gözleriyle.
"saçlarının rengi ne kadar garip, güneşe benziyor."
" asıl seninki garip" diye bağırdı hyunjin sinirle.
jeongin şaşkınlıkla baktı minik çocuğa. "ağlama hadi anneni bulalım."
hyunjin gözyaşlarını silerek kalkıp mavi saçlı çocuğun elini tuttu. "beni polise götür, böylece annemi bulabilirim."
anlamayarak bakan çocuk " ne dediğini anlamıyorum, anneme götüreceğim belki o tanıyordur." dedi. hyunjin kafa sallayarak iç çekti. iki çocuk el ele tutuşmuş yürürken hyunjin evlerinin yakınındaki sahil yolunu görünce tanıyıp çocuğun elini bırakıp mutlulukla elini çırptı. "burayı biliyorum, evimize çok yakın."
jeongin tekrar şaşırarak ağzını aralamıştı. " o halde evine gidelim hadi." hyunjin bildiği yoldan geri dönerken geldikleri yere vardıklarında tekrar ağlamaya başladı. "evimiz burada ama şimdi yok."
jeongin yanında ağlayan çocuğu sakinleştirmeye çalışarak sarıldı. " tamam bulacağız anneni." tekrar elini tutup arka bahçelerindeki araziden çıkıp evine götürdü. hyunjin utanarak çocuğun elini sıktığında jeongin annesine seslendi. "anne bu çocuk annesini bulamıyor sen tanıyor musun?" lacivert saçlı kadın arkasını döndüğünde gördüğü çocukla dehşetle gözlerini açmıştı. insan olduğunu anında anlamıştı. hyunjin kendisine kızacağını düşündüğü için dudaklarını büzerek jeongin'in arkasına saklandı. kadın çocukları hızla etrafa bakarak evlerine aldı. jeongin'in hizasına gelerek diz çöktü.
" bebeğim şimdi birbirinizi nasıl bulduğunuzu bana güzelce anlatın tamam mı? yaramazlık yaptıysan bile yalan söylemek yok." jeongin kaşlarını çattı, bu sefer bir suçu yoktu.
" arka bahçede daisy'le oyun oynuyordum biraz uzaklaştım kabul büyük ağacın etrafında bir ışık gördüm, oraya doğru yürüdüğümde üzerime ilk pis köpek atladı sandım ama çok farklı bi koku aldım. bu çocuk üzerime atladı anne. sonra da etrafta koşturup anne diye ağlamaya başladı."
hyunjin jeongin'in anlattıklarıyla sinirlenmişti. "ben senin üzerine falan atlamadım!"
"atladın işte!" annesi oğluna uyarırcasına baktı ve yabancı çocuğa döndü. "ismin ne senin tatlım?" hyunjin yine utanarak ismini mırıldandıktan sonra jeongin'in arkasına saklanmıştı. jeongin bu hareketiyle kıkır kıkır gülmeye başladı. "annemden korkmana gerek yok hyunjin."
" daha önce hiç sizin gibi insanlar görmedim çok tuhafsınız."
" asıl sensin tuhaf! saçlarına bak güneşe benziyor." jeongin yine dalga geçtiğinde annesi uyarırcasına baktı.
" haklısın hyunjin, ama kafanı karıştırmak istemiyorum. sadece anneni bulalım olur mu? bana buraya nasıl geldiğini anlatır mısın?"
"bahçemizde süt içiyordum. annem birazdan geleceğini söyledi, ben de ona oyun oynamak için saklanmak için bahçede ilerledim çalılıkların arasında beyaz bir ışık vardı merak edip oraya doğru koştum ve birlikte düştük."
annesi anladığı şeyin farkındalığıyla gözlerini kapattı. " beni bekleyin burada." jeongin'in şapkalarından birini alıp çocuğun saçlarını toplayarak taktı. " hyunjin'in saçlarını kimsenin görmemesi gerekiyor kendi evrenine dönünceye kadar anladınız mı beni çocuklar? bu bir sır." iki çocuk da anlamasa da başını salladı.
kadın iki çocuğun da elini tutarak etrafta kimsenin olmadığından emin olarak dışarı çıktı. hyunjin uçarak giden birini görmesiyle şaşırarak bağıracakken kadın fark edip hızla hyunjin'in ağzını kapatarak eliyle iki çocuğa da susması için işaret yaparak hyunjin'i arkasına sakladı.
"anne bu çocuk çok şapşal neden o kadar şaşırdı ki?" jeongin kıkırdarken hyunjin omzuna vurdu. " sadece çizgi filmlerde olur uçan adamlar hiç izlemedin mi?" jeongin başını salladı. annesi büyük çınar ağacına geldiklerinde eğilerek ikisini de karşısına aldı.
" hyunjin bizim dünyamızda değil o farklı bir evrene ait bir uzayda ve oraya ait. bizim gezegenimiz farklı fakat dünyayla bağlantısı var. bu üçümüzün arasında sır olarak kalacak çocuklar anlaştık mı? şimdi el ele tutuşun ve bu ağaca dokunun belli ki burada da bir geçit var. muhtemelen aranızdaki bağ bir geçit oluşturdu."
çocuklar bir şey anlamasa da kafalarını sallayıp noora'nın dediklerini yaptılar. noora tahmin ettiği gibi minik ellerde olan mavi ışığı görünce gülümsedi. ağacın arkasında da büyük beyaz bir ışık oluşmuştu. oğlunun boynundaki mühürün de parladığını görmüştü. belli belirsiz hyunjin'in boynunda da bir ışık gözüküyordu. "hyunjin şimdi oraya doğru yürü evinize gideceksin koş çabuk kapanmadan."
hyunjin jeongin'in elini bırakıp koşarak gittiğinde jeongin annesine sarılarak hyunjin'in gidişini izlemişti.
ışık kapandığında noora derin bir nefes verdi. minik oğlunun elinden tutarak evlerine yürürken jeongin bir sürü soru soruyordu. noora eve geldiklerinde etrafına bakarak jeongin'i yatağına oturttu ve kendisi de yanına oturdu.
"anne hyunjin'le arkadaş olmak istiyorum bir daha gelmeyecek mi? ben onların evine gitsem? babam gelince ona da anlatacağım." heyecanla konuşan çocuğuna baktı.
" bak jeongin bu olaydan eğer birine bahsedersen bir daha beni göremezsin şaka yapmıyorum veya oyun oynamıyoruz tamam mı? anneni gelip alırlar ve bir daha beni göremezsin bu aramızda sır olarak kalacak oğlum o ağaca da sakın bir daha yaklaşma. büyüyünce daha iyi anlayacaksın ama kafa karışıklığın biraz gitsin diye anlatacağım."
jeongin duyduklarıyla gözleri dolarak sıkıca annesine sarılmıştı. noldorin halkının ne kadar acımasız olduğunun küçük çocuk bile farkındaydı.
"bunları bir masal olarak hatırlayacağına söz verir misin? sana bir masal gibi anlatacağım." jeongin hızla başını salladı.
noora oğlunu kucağına çekerek yatağına yattı. "geceleri yıldızları izlemeyi çok sevdiğini biliyorum. hatırlıyor musun o yıldızlarda başka gezegenlerin ve canlıların da olduğunu söylemiştim." jeongin başını salladığında noora devam etti. " hyunjin o yıldızlardan birinde yaşıyor. bizim gezegenimizde belli geçitler var ama bunların tamamı bizim geçmemiz için yasak, çünkü çok tehlikeli. hyunjin ve sen birbirinizin ruh eşi olduğunuz için bilmeden de olsa bir geçit oluşturdunuz. bunun hep imkansız bir efsane olduğunu ve uydurduklarını düşünürdüm ama gerçekmiş..." noora kollarında uyuyan oğluna bakarak alnından öptü.
şu an için tek dileği iki çocuğun da büyüyünceye ve durumun tehlikesinin farkına varıncaya kadar birbirlerinden uzak durmalarıydı fakat aralarındaki bağın farklı gezegenlerden olduğu için daha da güçlü olduğunun farkındaydı. muhtemelen sürekli birbirlerine çekilerek geçitler oluşturacaklardı.
YOU ARE READING
falls, hyunin
Fanfictionruh eşi olan farklı gezegenlerdeki iki çocuk, aralarındaki bağ sayesinde yasak olan gizli geçitler oluştururlar.
