Bir kış sabahı elimde sıcak çikolatayla kitabımı okuyordum.Kendini geliştirmek için olan kitaplar var yaa,onlardan birini okuyordum.Şu ortam çook iyi ve aşırı rahaylatıcıydı.Taki kapı çalana kadar.Davetye getirilmişti bana.Peki kimin olsa iyidir?En yakın arkadaşlarımdan birisi olan Parla bana düğün davetyesini göndermiş.
7 ocak,saat 17:00-da düğüne davet emişti beni.Kendisi evlenme teklifini aldığını bana söylemişti.Ama evleneceğini değil.Neyse bu sorun değil.Sorun olan düğünü balo gibi sadece çiftlerin gire bileceği konseptle yapmaları.Gelicek olanlar sadece sevgilisi ve ya eşiyle gele bilir,tek içeri almıyorlar.Ve benim de bir sevgilim yok.Hiç bir zaman olmadı.Okulda sadece derslerime odaklanıp geleceğimi kurdum.Şimdiyse ola bilir ama istemiyorum.
Kimle gidedilirim diye düşündüm,ama birisini bulamadım.Akraba olmaz,erkek arkadaşımda yok ki.Neyse,bulurum bir şeyler.Daha düğüne çok var.
7 ocak-Düğün günü
Evet,o gün bu gün.Parlayı bilmiyorum ama ben çok güzel ve şık olmuştum.Kırmızı elbisem üzerime çok iyi oturmuştu ve ayakkabılarla da çok uyum sağlamıştı.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Düğüne 2 saat kala evden çıktım.Tam o an aklıma geldi o şey.Ben kendime bir eş seçmeği unutmuştum.Şimdi birine de soylesem anca 2 saate hazır olur ve düğünün de başlamasına 2 saatten az zaman kaldı.
Çaresiz bir şekilde evden çıktım."Nede olsa en yakın arkadaşıyım,içeri alır yaa" düşünceleriyle taksi çağırdım düğün alanına gitmek için.
Taksiye bindim ve hala aynı düşünceler içindeydim."Almasa mal gibi ortada kalip rezil olucam.Alsa da her kesin eşi olucak ve ben yine mal gibi ortada kalicam."
Ama aklıma şeytanın bile aklına gelemeyecek bir fikir geldi.Şu anda kim benimle düğün yerine geliyor?Taksici.Yani ona davet ede bilirim.Giyimi benimle uyumlu az çok.Yakışıklı da.Ama cesaretimi toplayip teklif etmem soru altında.
Düğün yerine gelmemize az kalmıştı.Ben bütün cesaretimi toplayıp ona sordum: -Pardon.Sizden bir şey rica ede bilirmiyim? -Buyurun. Ona her şeyi açıkladım.Ve oda nazikçe cevap verdi: -Memnuniyetle size eşlik ederim.Ama adınız? -Hilal.Peki sizin? -Ayaz da sizli-bizli konuşmasak. -Olur.Bende hakkınızda sizden soru sorucaktım.Yani hakkında. -Tabiki.Tanımalıyız kendimizi.
O kadar rakat biçimde hem araba kullanıp,hem de benimle konuşuyordu ki,etkilenmemek elde değildi. Ben soru soruyordum,o da nazikçe cevaplıyordı.Suratında garip ve ya yorulmuş bir ifade yoktu.Memnun bir şekilde,hafif de gülümseyerek cevaplıyordu sorularımı.Tam bir big boy.
Kendisi şık giyinmişti.Yanı benim kadar olmasada iyiydi yani.Üstündeki beyaz gömlek çok yakışmıştı kendisine.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Düğün alanına varmıştık ve düğün hala başlamamıştı.Arabanın camından izlediğime göre herkes dışarıdaydı.İçeride çekim yapıyordular sanırım.İçeri hala girmeye izin yoktu.Herkes meraklı ifadeyle ve üşüyerek içeri bakıyordu.
Ayaz arabadan inip beyefendi bir şekilde benim kapımı açıp,elimden tutarak arabadan indirdi.Birlikte kapıya taraf yakınlaştık.
Azıcık üşümüş ola bilirim.Allahtan üşümeyeyim diye de yanıma ceket almıştım.Ayaza yakınlaşıp durumu bildirdim ve arabadan almak istediğimi söyledim.Oysa kendi ceketini çıkarıp bana verdi. -Ne gerek vardı? -Ben üşümüyorum zaten. -Teşekkür ederim.
15-20 dakika dışarda bekledikten sonra içeri gire bildik sonunda.Parla benim yanımda Ayazı görüp şaşırmıştı.Doğrusu ben olsam bende şaşırırdım.Çünki ilk defa bir erkekle bir yere gidiyorum.
Ayaz yanımdaydı ben Parlayla konuşurken.Ve ona sevgilim demiştim.Çok garip bir hissti.Hem karnımda kelebekler uçuşuyordu istemsizce,hem utanıyordum,hem de buna neden mecbur olduğumu sorguluyordum.
Herkes eğleniyordu.Parla çoktan Ayazın kim olduğuna dair beni soru yağmuruna tutmuşdu.Yemekler yenilmiş,kadehler içilmiş,pasta kesilmişti.
Ve o an geldi.İlk önce damat gelini,sonra diğer erkekler eşlerini dansa kaldırıyordu.Ve aniden bir ses geldi.O seste duyulması zor,ama keskin bir erkek sesi.Bu Ayazdı: -Dans edelim mi?-diye bana teklif etmişti elini uzatarak.İnce ve damarlı elini,geniş ovucunu açarak bana taraf tutmuştu.İstemsizce: -Olur.-demiştim.-Ama ben hiç bir zaman dans etmedim. -Ben sana yardım ederim.Söylediğim yöne taraf gidersin.Dön dediğimde de dönersin.Zor değil. -Tamam o zaman.
Gergindim.Ama bana yardım ediyordu.Ellerini ince belimde aydın bi şekilde hiss ediyordum.Bende ellerimi onun boynuna dolamıştım.Onun suratına bakıyordum.Oysa gülümsüyordu.Çok profosyonelce dans ediyordu.Hiç taksici vibesi vermiyordu.Suratına bakarak bunları düşünüyordum,aynı zamanda da yardımlarıyla dans ediyorduk.
Sonra "dön" dedi.Bende döndüm.Bir anlık düşücekmişim gibi sandım.Ama o benim belimden tuttu ve yüzüme yakınlaştı.Bende eğildim.Sonra yine aynı pozisyon ve kafamızın üstüne yağan balonlar.Çocuklar etrafımızda balonları görüp seviniyor,bizse sadece dans ediyorduk.Hiç bir şey umrumuzda değildi.Ne ses,ne de çocuklar.Bir-birimizin yüzüne gülümseyerek izliyorduk.Ama sonra aniden ses kesildi.Ve bizde dansa son verdik.
Her kes evine gidiyordu.Ben Ayaza yakınlaşarak: -Bu gece bana eşlik ettiğin için teşekkürler.Bana yardımın çok oldu.Ben artık eve gideyim.Yarın iş var malum. -Ben seni bırakırım.Ödeme yapmana da gerek yok.Sana hediye olsun. -Yok gerçekten lazım değil.Kendim giderim. -Ben getirdim ben bırakırım.Hem gören demez mi ki,"Sevgilisini getirdi,ama eve tek gönderiyor.Bu nasıl adam!" diye? -Off,tamam.
Arabaya bindik ve yol boyu konuşmadık.Beni evime getirdi.Minnettarlığımı bildirdim: -Bi teklifim var.İstersen,yani eğer işin yoksa,benim evde bir çay içe biliriz. -Bir çaya hayır demem. -Tamam o zaman.
Kapıyı açtım ve içeri geçtik.Çabuk bir çay demleyip önüne koydum.Merak ediyordum hayatını,ailesini.O yüzden sordum: -Eee,ne zamandan beri taksicilik yapıyorsun?Baya profosyenelce sürüyorsun da,o yüzden sordum. -Ben mi?Aslinda ben taksici değilim.Mimarlık okudum.Aslında ben zengin bir ailenin çocuğuyum,sadece paramı düzgün harçlamayı bilmiyordum ve babam bunu düzeltmek için beni taksici olarak çalışmama karar verdi. -Ne zamandan beri peki? -6 ay filan olur.1 yıllık hedef koydu.Bir yıl taksici olucam yani.. -Babana neden karşı çıkmadin ki,istemiyorduysan? -Aslında istiyordum.Kendi paramı düzgün harçlıyorum şu an ve buna kendimi alıştırmam gerek.Neyse beni boş ver.Peki sen? -Ben...Ben çocukluktan beri okuyordum ve tek bir hedefim vardı,tasarımcı olmak.Ve şu anda da işimi yapıyorum ve kendi paramı kazanıyorum.Evi de kendim aldım. -Hayatında biri olmadımı peki? -Hayır.Beni seven bilmiyorum ama benim sevdiğim olmadı.Hep ödev yapıyordum.Ama arkadaşlarımın söylediğine göre,çok güzel bir inek öğrenci olmuşum.Peki,senin? -Ben hayatımda bir kere aşık oldum,lisede,o da beni redd etdi.O zamandan beri hiç aşık olmadım. -Neden ki?Yani tipin de var neden bir kız seni redd etsin ki? -Sevgilisi vardı,o yüzden.Ailesinden de çok seviyordu o çocuğu.Hep o çocuğun yerinde olmak istemişimdir ama gitdikce hisslerim zayıfladı ona karşı.Sonrada tamamen bağlantıyı kestim. -Acıklıymışş..Neyse bir şeyler izlemek istermisin? -Neden olmasın? -Ne izlemek istersin? -Sen seç. -Tamam o zaman.Ben fanfastik severim. -Uyar banada.
Bir film açtım fantastik türde.3 saatlikti.Ama keşke o an saate baksaymışım.Çok geç olduğunu bile-bile film açtım.Farkında olmadan da uyumuşum hatta.