Herkes heycanla yeni yıla girmeyi bekliyordu.
Tabi bazı insanlar yeni yılı değil ölümü iple çekiyordu. Bende bu insanlardandım. Eğer berbat bir hayatınız varsa tek kurtuluşunuz ölüm oluyordu. Eğer berbat bir hayata sahipseniz ölümünüz bile berbat oluyordu. Elimde yarısını içtiğim sigara ile yürüyordum. Nereye olduğu önemli değildi, önemli olan evden uzaklaşmamdı. Biraz olsun nefes almaktı. Ne garip ölmek isteyen biri aldığı nefesin huzurlu olmasınıda isteyebiliyordu aynı zamanda. Sokaklar yılbaşı süsleriye, sevdikleri ile beraber olan mutlu insanlarla doluydu. Yeni yıla girmemize iki üç dakika kalmıştı. Berbat bir yılada iki üç dakika kalmıştı. En azından benim için. Merak ettiğim çok nokta vardı. İnsanların hayatı ne kadar iyi olabilirdi, bu kadar hevesli olmak için. Herkes mutlu olsun diye onların derdini ben mi yükledim sırtıma? Hepsi bir düşünceydi işte
Koca bir hastanenin önünden geçiyordum, yanında lunapark olan bir hastane. Düşününce her iki taraf içinde kötüydü bu durum. Lunaparka gelen eğlenemez, hastanedeki hayatına lanet ederdi. Ama aynı siyahla beyazın karışımı gibiydi bu manzara, hoştu her ne kadar korkunç olsa bile. Hastane duvarının önündeki bir banka oturdum. Aynı hizada hastanenin iç tarafında da bir bank vardı. Sarı saçlı biri oturuyordu. Oturduğum an sırtlarınız arasında sadece hastane duvarının üstündeki demirler vardı. Niye vardı ki bu demirler, sanki hastaneden kaçsa ölümden kaçamayacaklardı.
Sigaram tam bitmişken geri sayım yapan insanların sesi yükseldi. Ne kadar inanmasamda bir dilek diledim o an.
"Lütfen artık öleyim."
"Lütfen yaşamak için bir şansım olsun"
ve yeni yıla girdik.
Arkamda duran sarı çocukla aynı anda dilek dilemiştik, dileklerimiz tam zıddıydı. O an onun dileğine şaşırdım. Hastalık peşimde olsun, hayatım hastane odalarında geçsin, hemen ölmek isterdim. Bu kadar umutlu olması onu ayakta tutuyor olmalıydı. Ve ben hiç ayakta duramıyorum. Umut bende hiç yoktu. Belki biraz olsa hayatım daha farklı olurdu.
Mesela yediğim dayaklar için hayata küfretmez, bir dahaki için sarardım o yaraları. Tekrar ayaklandım. Arkama dönüp sarı çocuğa baktım. Bana bakıyordu, şaşırmış olmalı istediği yaşamı bazı insanların eliyle itmesine. Görse hayatımı o da iter eliyle, bu onu bilmiyor tabi. Bakışlarım gözlerini bulunca anladım. Gözlerindeydi umutlar. Yıldızlar gibi.
Az önceki dileğimi geri çekmek istedim bir anlığına. Gözlerine bakınca sanki herşey düzeldi gibi geldi, bir anlığına yaşamak istedim bende aynı onun gibi.
"Adın ne?"
"Tae, Taehyung"
"Umarım yaşarsın Tae"
Tekrar önüme döndüm ve yürümeye başladım. Bu yolun sonu yoktu. ne kadar yürüsem o kadarı bitecekti. Ne kadar çok yaşarsam o kadar hızlı bitecekti.
SELAM YENİ FİCLE KARŞINIZDAYIM
UMARIÖ BÖLMÜ SEVMİŞSİNİZDİR
HAZIR KIŞTA GELMİŞKEN BÖYLE BİR FİC YAZMAK İSTEDİM.
