Dünya

6 2 0
                                        

Yoruldum.
Ama neden? Hep istediğim bu değil miydi? Yıllarca bunun için çabalayıp durmadım mı?
Daha fazla kendimi sorgulayan cümleler ile boğuşurken iletişim cihazımın bildirim sesi geldi. Hemen ardından yapay asistanımın ‘’ İmparatordan bir mesajınız bulunmakta sayın komutan. ‘’ dediğini duydum. İsyankar bir tonla içimden ‘Harika bir onun mesajı eksikti hayatımda.’ Cümlesinin geçmesine engel olamadım. Zaten git gide batıyormuş gibi hissediyordum. Haftalardır evden çıkmıyor ve boş boş Maze gezegenini izliyordum neredeyse hiç uyumadan. Çünkü ne zaman gözümü kapatsam o gezegende olanlar geliyor gözümün önüne.
Yıllar oldu, üstünden yıllar geçti neden şimdi? Neden şimdi kendini hatırlatıyor? Korkudan doğru düzgün konuşamayan, sesi titreyerek ‘’ Yalvarırım bize acı, biz bir şey yapmadık.’’ diyen kadın ve çocuğu kabuslarımda korku dolu gözlerle bana bakıyorlar. Benim ise o an tek isteğim babamdan ve imparatordan övgü dolu sözler almak olduğu için onları hiç dinlemiyorum bile. Bu ve buna benzer anıları görüp duruyorum. O zamanlar istiladan sonra da etkilenmiştim. Özellikle hastanede boş duvarlara bakarken çok düşünme fırsatım olmuştu. Gerçekten neden istila ettik, masumlar mıydı, en yakın arkadaşım onların masum olduğunu bizim ise canavar olduğumuzu söyleyerek onların tarafına geçmekte haklı mıydı? Ama kendi kendime ‘’ Sorgulama Solinya, sen senden isteneni yaptın. İmparatorun vardır bir bildiği. ‘’ gibi basit ve klasik kaçma yöntemini uygulamıştım. Daha sonrasında kendimi işime vermiştim. Kaçak avlamış ve gezegenlerin keşfine katılmıştım. İstediği Dünya adlı gezegende bulununca keşif işi de bitmişti. Sonrasında ise bana ödül niyetine (ayaklarına dolanmayayım diye) gezegende, imparatorluk şehrine en uzak şehrin yönetimini bana vermişlerdi. Bunu duyan ailem bu duruma oldukça sevinmişti. Ailem …
Tüm bunları aklımda düşünüp dururken akıllı asistanım ‘’ İmparator sizden acil dönüş bekliyor sayın komutan.’’ Diyerek mesajı hatırlattı. Ben ne diyorum, bunlar ne diyor.  Tiksinerek ‘’ Sesin bok gibi, sinirimi bozuyor.’’  Dedim. Gerçekten de bozuyordu. Özellikle tonlamaları. ‘’ Sizin sesinizi örnek alarak sesim oluşturuldu, sayın komutan. ‘’ bu son kısmı daha da bastırarak söylemişti. Benim sesimmiş hadi oradan. Resmen yapay asistanım bana laf sokuyordu. Ben var olduğum için üretilen ses bozuntusu. Neyse Solinya bir de onunla uğraşma, diyerek kendimi sakinleştirdim. Ama imparatorun neden mesaj attığı hakkında bir tahmin gelince aklıma, sinirim ve sıkıntım tekrardan artmaya başladı. Acil bir dönüş beklediğine göre tahminimin gerçek olma ihtimali artıyordu.  ‘’ Tamam aç ve oku. ‘’ dedim sinirli bir şekilde. Bir de mesajı okumakla uğraşamazdım, şimdi okurken ister istemez onun uyuz sesiyle okuyup sıfatsız sıfatı gözümün önüne gelecekti. Acaba kendisi için bu kelimeleri söylediğimi öğrenen kudretli imparatorumuz bana ne tür bir ceza verirdi. O daha cezasını vermeden babam beni evlatlıktan ret eder ve ihanet suçundan yargılanmamı isterdi. İmparatorun cezasını bilmem ama Tanrı beni gerçekten cezalandırıyordu. Ben daha düşüncelerimi tamamlayamadan asistancığım ‘’ Bu mesaj imparator tarafından bizzat çekilmiştir. ‘’ diyerek ( sesinde alaycı bir ton mu vardı yoksa bana mı öyle geldi ) salonumun ortasına tahtında oturan imparatorun hologramını yansıttı. ‘’ Benim değerli komutanım Solinya. ‘’ değerine tüküreyim ‘’ Uzun zamandır görüşemedik. Senin için yeni bir görevim var. Dünya gezegenine gitmedi istiyorum. Gaia’ya olacak olan yolculukta İnsan ırkına eşlik et. Aslında gerçek isteğim Dünya gezegeninde kalıp, gezegende kalan sefillerin kontrol altında tutulmasına yardımcı olman. Ama yine de seçim hakkını sana bırakıyorum. ‘’ diyerek mesajı bitirmişti. Birkaç yıl önceki Solinya olsa ‘siz nasıl isterseniz majesteleri ‘ diyerek hemen atlardı göreve. Ama şu an bırak görevi kalkıp su içmeye bile gidesim yoktu. ‘’ Görevi reddettiğimi sayın imparatora ilet. ‘’ diyerek akıllı asistanımın yetkilerini sıfırlayarak kapattım.  İmparator görevi reddettiğimi çok umursamazdı ama babam başta olmak üzere ailem kıyameti koparabilir. Şu an hiçbir şeyle uğraşamazdım.
Aklıma bir anda o geldi. Acaba şimdi ne yapıyordur ya da gezegeni istila edildiğinde ne yapacak?  Gaia’ya mı getirilir yoksa Dünya’da mı kalır? Yoksa direk ölür mü? Çok korkar mı? Bir anda içimdeki duygusal Solinya’ya hiddetlenerek ‘’ Aayyy bana ne! Kendi derdim bana yeter.’’ Yine aynısını yapıyorum, yine kaçıyorum. Ve yine kaçarken en çok yaptığımı yapıp yatacağım. Belki tanrı bana acır ve geçmişim kabuslarımın baş rolü olmaz.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Oct 29, 2024 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

GaiaWhere stories live. Discover now