.

2 0 0
                                        

Sıcak bir gün olacak gibiydi. Hava henüz aydınlanmamıştı ama ayaz da yoktu. Se Ra, askılı bir gecelikle duruyordu.

Televizyonu açtı. Kendini yalnız hissetmek istememişti. Evdekilerin, sesini duyamayacağı bir seviyeye indirip önüne oturdu. Gece buzluğa koyduğu şişe önündeydi. Erimesini bekliyordu. Babasından arakladığı jiletiyse elinde tutuyordu. Televizyonda önceki günün programları yayınlanıyordu.

Güneşin doğumuna dek bekledi. Yeterince su elde etmişti, gerisi sonra erise de olurdu. O harekete geçtiği esnada odayı huzmeler doldurdu. Sabah güneşi hep onun odasına vuruyordu. Kısa bir an kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı. Camı açıktı, dışarıdan ufak tefek sesler gelmeye başlamıştı. Gözünden bir damla düştü önündeki suya. Bir akına dönüşmesini istemedi ve koluna dokundu. Soğuktu. Daha fazla soğumasını beklemesi gerekir miydi bilmiyordu ama annesinin birazdan ayaklanacağından adı kadar emindi. Bu yüzden beklemedi. Kafasını televizyona çevirdi. Magazin programı veriliyordu, kimilerine göre iyi bir odak noktasıydı. O an, onun için de öyle oldu. Uzun zamandır almıyormuşçasına derin bir nefesi ciğerlerine doldurdu, peşi sıra jileti koluna dokundurdu. Bu esnada vizyona girmiş bir filmin ön seyri vardı ekranda. "Belki izlerim... Sonraki hayatımda."

Bu trajikomik cümle, nasıl olduğunu bilmediği bir şekilde gözüne komik göründü. Hatta yüzünde çok ufak bir tebessüm oluşturdu. Öyle ki, bir gözyaşı damlası daha yanağından süzülürken işini bitirse; bu uzun mu uzun süre, tam da olması gerektiği gibi, yaşamına yakışır bir şekilde sonlanmış olurdu.

Fakat bitirmedi. Jileti kolundan uzaklaştırdı ve annesi uyanmadan önce mutfağa gidip tüm suyu boşalttı.

Vazgeçmişti.

FixWhere stories live. Discover now