bir

174 12 33
                                        

"Emre sen ciddi misin ya?!" Pavyon kapısında giriş için sıra beklerken ağzımda daha fazla tutamadığım baklayı nihayet çıkarmıştım.

Emre bana doğru dönmeden büzmüş olduğu dudaklarını araladığında daha ilk kelimeden gözlerimi devirmeye başlamıştım. "Gayet ciddiyim kardeşim, ne o öyle hep iş iş iş. İki insan arasına karışalım artık!"

"Karışalım karışmasına ama bunu pavyona gelerek yapmak zorunda mıydık?" dedim sesimin kısık çıkmasına özen gösterirken, kimsenin bu konuşmaya kulak misafiri olmasını istemiyordum.

O esnada sıra biraz daha ilerlemiş birkaç adım ileri atmamıza sebep olmuştu.

"Ankara bebesi değil misin sen o'lum, ayrıca benim canım gay pavyonuna gelmek istemiş olamaz mı?" Emre'nin söyledikleriyle anında kafamı ona doğru çevirdim. Doğru mu duymuştum gerçekten?

"Emre!" sesim sert çıkmıştı ama hâlâ fısıldıyordum. "Sen en kocamanından bir kamera şakası olabilir misin, bunun başka açıklaması nasıl olur bilmiyorum çünkü."

"Veya sadece erkeklerden de hoşlanıyorumdur."

"Ne diyorsun amına koyayım." kolumu omzuna doğru ittirdim ve sert bir şekilde vurdum. Acıyla karışık bir ses ağzından kaçarken sıra bize gelmişti.

Siyah takım elbise giymiş bıyıklı bir abimiz karşımızda dikiliyordu. "Damınız var mı gençler?" diye sordu ve Emre'nin kolunu omuzlarımda hissettim. "Abi biz beraberiz." dediğinde gözlerimi bölertmemek için ekstra efor sarf etmem gerekmişti.

Abi, beni şöyle bir süzerken yalancıktan bir gülümseme takındım ve kafa salladım. İkna olmuş olmalıydı ki eliyle içeriyi göstermişti. Emre önde olmak üzere içeri girdik ve neon ışıklar anında başımı döndürdü.

Gözlerimi kısıp ortamı inceledim, bu kadar kalabalık olmasını beklemiyordum. Gerçi hayatımda hiç böyle bir yere geleceğimi de tahmin edemezdim ama işte buradaydım...

Emre'ye döndüm, gözüne birini kestirmiş yarım ağız gülümsüyordu. Yanına yanaştım ve ortamı dolduran ses yüzünden bağırarak konuştum. "Hayırdır o'lum, karı kız bitti erkeklere mi sardın? Yokluğun kaçıncı seviyesi lan bu?"

"Kardeşim." dedi ve kendi kendine gülmesini izledim. "Baksana, biraz ilerideki uzun boylu fıstığa. Buna yokluk demeye bin şahit istemezler mi?"

Etrafıma bakındım, gözlerim bahsettiği adamı arıyordu. Bulsa da hak vereceğimi zannetmiyordum, orası ayrı bir meseleydi.

"Şurada, şurada." dedi işaret parmağıyla gösterirken ve nihayet görebildim. Adam yanında başka bir adamla oturmuş elindeki rakısını yudumluyor bir yandan da ara sıra kahkahalar atıyordu.

Bizim onları süzdüğümüzü fark ettiğinde bize doğru göz kırptı ve sanki Emre'nin bacaklarının titrediğini gördüm. "Yürü abi." dedi giydiğim kapüşonlu sweatshort'ün kollarından yakalayıp çekiştirirken.

Peşinden sürükleniyor bir yanda da burada ne aradığımızı gelmemizin üstünden beş dakika geçmemesine rağmen bininci kez falan sorguluyordum.

İnsanları yarıp yürümeye devam ederken Emre bir anda durdu ve bana doğru döndü. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı ve kulağıma eğildi. "Bana bak, kaçmaya çalışmak falan yok. Bu gece eğlenmeye geldik, benim fıstığın yanındaki yavruyu da sen kapacaksın hadi bakayım göreyim seni."

"Emre!" diye bağırdım ama oralı gibi değildi. Yine de devam ettim. "Erkeklerden hoşlanmıyorum ki ben."

Bir anda tekrar benden tarafa döndü ve bir saniyeliğine ödüm kopar oldu. Boştaki elimin baş parmağını damağıma götürüp yukarı kaldırdım. O sırada Emre sert sert bana bakıyordu. Ne var dermiş gibi kafa salladım ve bakışlarımı kıstım.

mey , arcenWo Geschichten leben. Entdecke jetzt