"Jake, hadi ama, öylece somurtma. Partinin tadını çıkar."
Elimde son yudumu kalan bir bardak şarap ile ona baktım. Kahverengi sırma saçlar ve parlak gözler. Cidden anın tadını çıkarıyordu. Heeseung'ın yanında ise ben sadece bir süs olarak ona eşlik ediyordum. Bardaki hiç kimseyle konuşmamış, alkolün peşine düşmüştüm.
"İyi misin? Bana bak bakalım."
Yüzümü kaldırdığında müziğin melankolik bir hal aldığını anladım. Karşımda ise klasik sarhoş bir Heeseung vardı. Bütün yüzü sanki bir domates gibi kızarmıştı, sebepsiz yere sırırıyordu. Çekici. Onun parıltısı, cidden, bir nota gibi.
"Çok mu içtin yine? Haha. Ben de kafayı buldum."
Yanıma uzanmayı seçti ve ben hala sahte kahkahasındaki tınıda kaldım. Sarhoşken kelimeleri uzatmayı seviyor, bunun zaafım olduğunu nereden biliyor?
"Bir şeyler konuş."
"Yoksa sıkıldın mı benden?"
"Haha. Hayır, hayır..."
Elindeki bardakla beraber turlar atıyor, gülmekten kendini alamıyor. Bana daha da yanaştı, benim de ateşim daha çok çıktı. Saçının kokusunu içime çekiyorum gizlice. Bir şeyler söylemek için ağzımı açıyorum, dudaklarım titriyor. Haklısın Heeseung, çok içmişim. Önemli bir şey değildi, önceden de söylemiştim.
"Sarhoşken ayrı bir hoşsun, Heeseung."
"Jake... Ah..."
Yerinden doğrulup kafasını tuttu. Bu baş ağrısını geldiği yere geri yollamak için geliştirdiği bir taktikti. İşe yaramadığını ikimiz de biliyorduk. Heeseung böyle biri işte.
"Başım ağrıyor."
Başını göğsüme yasladı ve ellerini bana sardı. Sarmaş dolaş bir halde barda yatarken aramızdaki mesafe, bizi üçüncü bir kişiden eşcinsel damgası yememize sebep olacak türdendi. Heeseung'ın kafasını ellerimin arasına aldım.
"Hadi kalk, evime bırak beni."
Kızarmış gözleri bana dikiliydi, cidden araba süremeyecek kadar sarhoştu. Ben de pek ayık değildim ama onu taşıyabilirdim. Nazikçe onu kaldırıp koluna girdim.
"Jake, yatsak ne olur?"
"Olmaz."
"Hadi ama..."
Sesinden etkilenmemek için hemen garsona ücreti benim üzerime yazmalarını istedim. Daha hızlı arabaya binebilirdik ama Heeseung'ın yalpalamaları yüzünden vakit kaybettik.
Rahat etmesi için onu arka koltuklara yatırmıştım. Kapıyı kapatıcakken aklıma anahtar geldi. Heeseung'a yaklaştım ve pantolunundan anahtarı aldım.
"Hm..."
Hareketlenmesiyle dondum, uyanmasından tereddüt etsem de ayı gibi uyuyordu. Kapıyı kapatıp sürücü koltuğuna yerleştim. Umarım kaza yapmam.
𓍯𓂃
Merdivenlerden uykucu bir ayıyı çıkarmak kadar beni yoran bir şey olamazdı. Sonunda dairesinin önüne geldiğimizde ona "Hadi görüşürüz, anahtar bende." diyerek arkamı döndüm.
"Jake..." Elime değen soğuk el. Heeseung'a baktım. Kapıyı açtı.
"Noldu? Heeseung?"
Daha ayakkabılarımı çıkarmaya fırsat vermeden beni içeri sürükledi. Onun yatak odasına geldiğimizde benden ayrılıp dolabına doğru gitti. Dolabın kapağını açsa da sendeledi ve düşecekken kollarımda yer buldu.
VOUS LISEZ
bozuk megafona yansıyan yüzün | heejake
Fanfictionsarhoş gözlerle seni izliyorum, beni sürüklüyorsun. 290924 (taslak, yayınlandı, tamamlandı)
