Güneş, ışığını uzun gövdeli ağaçların gür yapraklarının arasından sızdırıyor sıkıntıyla bekleyen çocuğun parlak gözlerini kamaştırıyordu. Bülbüller Minhonun sinirini yatıştırmak için en özel parçaları seçsede maviliğin içinden hızla akıp giden bulutlar geçen zamanı bağırarak çoktan onun aklına girmişti. Yaslandığı ağacın yakınlarındaki çalılıktan gelen seslere kafasını çevirip bunun bir sincap olabileceğini düşündü. Sesler yakınlaşınca bakmak için ayağa kalktığı gibi elleri saçlarında burnunu kırıştırmış hoşnut olmayan bir surat, alımlı kahve gözlerle ona bakan bir sincapla karşı karşıya gelmişti. O an bülbüller sesinin bir anlam ifade etmediğini anlamışcasına susmuş, bulutlar anın güzelliğine büyülenip zamanla birlikte akmayı bırakmış, Güneş ışık huzmelerini Minhonun kendisinden de parlak gözlerle baktığı çocuğun üstüne çevirmişti. Beklediği vakitle beraber Jisung gelince ona söyleyeceğini not ettiği sitem cümleleri hafızasından silinirken kısılan gözleriyle gülümsemişti oğlan.
"Minho! Buluşmak için ormandan daha iyi bir yer bulamadın mı? Seni bulucağım diye ne hallere girdim haberin var mı!"
Jisungun mimikleriyle, kıkırdaması kahkahaya dönüşürken ellerini oğlanın dağılmış saçlarına geçirip dal parçalarını aldı. Düzeltip elleriyle tararken de ekledi, "evet Jisung görüyorum, sanırım bir ayıyla ölümüne boğuşmuşsun" saçlarının okşanmasıyla huzurun karşısında suspus olmuştu Jisung, birşey diyemedi. "Hayır o kadar da dedim, ağaç evin arkasından dümdüz gideceksin diye ne zamandır bekliyorum seni bir an gelmeyeceksin sandım" minho ellerini geri çekerken hafifçe ona vuruyor gibi yapıp gözlerini kaçırdı Jisung. "Ağaç evde de buluşabilirdik. Hem hâlâ alışamadım ormana çok karışık geliyor ve tehlikeli de sahil daha sessiz daha çok seviyorum." Cümlelerin içindeki sitem arttıkça sesi biraz daha kısılıyordu. "Bırak şimdi sahili, ağaç evi. Bugün seni ilk kez başka bir yere götüreceğim." "nereyeymiş?" Derken sesindeki merak duygusunu azaltsada gözleri ele veriyordu onu. "Beni takip et" sorgulamadan ellerini birleştirirlerken son kalan yapboz parçası da yerine oturmuş gibiydi. Uyumlu adımlarla koşarlarken dikenli dalların kollarını çizmesi canlarını yakmıyordu, lastik papuçlarının içinden parmak uçlarına giren kıymıkların acısı ruhlarında ceyran yapan o heyecanı dindirmeye yetmiyordu. Adımları hızlanırken Doğa, genç çocukların gülüşme sesleri ve hızlı kalp atışlarıyla içindeki o eksikliği kapatmış tanrıya teşekkür etmişti.
"Koş Han, koş!" Terleyen elleri bir yıldız gibi kayıp gidecekken her ikiside sönmelerini istemeyen bir galaksi gibi daha sıkı kavrıyordu. Geçtikleri ağaçların kökleri küçüklerin ayaklarından sızan sevgiyle yeni bir yaprak açtırıyor aynı zamanda rüzgara karşı koyulacak bir hızla koşuyorlardı. Özgürlüğü, terden ıslanmış saç uçlarından ayak parmaklarına kadar en derinden hissediyorlardı, onlar düşünmüyordu sadece hissediyorlardı. Zihinleri kendini kapatmıştı, koşarken akıllarına gelebilecek ve anın büyüsünü bozabilecek hiçbir şey yoktu. Geçtikleri yollarda ağaçların sıklığı gittikçe azalırken görüş açılarına giren asfaltla önce Minho olmak üzere adımlarını küçülttüler, Jisung kendini fazla kaptırmıştı. Geçen kamyonun gürültüsüyle endişelenmiş ve kontrol edemediği ritmi hızlanmış kalp atışlarıyla öksürmeye başlamıştı. Minho onu biraz daha kendine çekip "sakin ol birşey yok" derken nefes nefese kalmış sesi de olsa güven verici konuşmuştu. Yolun karşısında gördükleri çeşme sanki onların gelmesini hali hazırda bekliyormuş gibiydi. Dikkatle karşıya geçip çeşmede kana kana suyu içtiler. Jisung bedenini yere atıp taşa yaslandı, soluklanırken birbirlerini izlediler. "Neresi burası?" Bir otomobil daha geçerken Jisung ilk gördükleri kamyonun aksine cilalı gibi duran bu kahverengi otomobilin arkasından yarım ağız, şaşkınlıkla bakakalmıştı. At arabalarından tartışmasız daha havalı olan bu araçlarla ilk kez tanışmıştı, içinden ne kadar pahalıdır şimdi diye geçirmeden edememişti.
KAMU SEDANG MEMBACA
Astronomy -Minsung-
Fiksi Penggemar"Bizimde yıldızımız olsun mu?" "Bu kadar fazlasının içinde hangi biri? Onu kaybederiz." "O halde en parlağı olsun. Başımızı göğe kaldırdığımızda gözümüze ilişen, gecenin en parlak yıldızı hep bizim olsun." #angst. #conangray.
