Kalbimi ilk ve son kez kıran o çocuğun cesedini hiç bulamadılar.
Hiç bir zamanda bulmayacaklar.
Hektor Galanisi'i öyle derin bir çukura gömdüm ki dünyanın iblisleri bile ona ulaşamaz.
O, hayalimdeki her şeydi. Fakat çok eğlensek de artık bundan sıkıldığını söylediği gün, benim için bitmişti. Adını bile hatırlamadığım bir kızdan hoşlanmaya başladığını anlatırken tek düşünebilidiğim şey, ona herşeyimi vermiş olduğumdu. İlk öpücüğümü, aşkımı ve bedenimi.
Ve onu sevdiğimi söylediğimde, " Bunun için sana teşekkür ederim ama bence herkes kendi yoluna gitmeli," demekle yetinmişti.
Başka şeylere de söylemişti. Bıçağımı ğöğsüne sapladığımda, kelimeler ağzından en az kanı kadar hızlı dökülüyordu.
Ne yaptığımı anlayamamıştı. Ben de kendimi anlayamıyordum. Üç ay önceki doğum günümde babamın verdiği, mücevheri kabzası ve gümüş
Kını olan bıçağı elime aldığımı bile hatırlamıyorum... Tek hatırladığım. Hektor'un kanıyla kabzadaki yakutların aynı renge sahip olduğu.
Aynı zamanda da çatlıyormuşcasına ağrıyan başımın, deli gibi atan kalbime yetişmesine sonunda yardım eden şey...
yani Hektor'un dudaklarından dökülen son kelimeyi hatırlıyordum.
Alessandra.
Onun son sözü benim adımdı. Son düşüncesi bendim. Ben kazanmıştım.
Bunu bilmek tıpkı, üç yıl önce olduğu gibi hâlâ yüreğimde kendine bir yer bulmuş durumdaydı.
O haklılık duygusu, o huzur...
Yataktan kalkmadan önce bir kedi gibi gerindim. Hemen sonra bir çift kahverengi gözle burun buruna gelmiştim. "Niye öyle iblis gibi bakıyorsun Myron?" diye sordum. Çıplak omuzuma ufak bir öpücük kondurdu. "Çünkü çok güzelsin." Yan yatmış, başını yumruğuna dayamıştı. Örtü beline kadar çekiliydi. Bu uzun boyuyla yatağıma sığıyor olması hayret vericiydi. Beni daha iyi görebilmek adına alnına dökülen dalgalı saçlarını arkaya itiginde, sandal ağacına karışan ter kokusu burnuma kadar geldi. Yatakta doğrularken bir elimle örtüyü ğöğsümde tuttmaya devam ettim. "Dün gece eğlenceliydi. Ama artık gitmen gerekiyor, bu gün çok işim var." Mayron bakışlarını ğöğsülerime dikince gözlerimi devrip tekerar konustim. " Belki yarın tekrar buluşuruz?" Göğsüme sanki bir imalı bakış daha atıktan sonra gözlerime baktı.
Hayır, durun bir saniye. Göğsüme bakmıyordu. Örtüyü ğöğsümde tutan ve üstümde fazladan bir ağırlık hissettiğim
elime bakıyordu. Parmağımdaki elmasa... Altına gömülmüş, yumurta şeklindeki bu harika yüzük, elim kıpırdadıkça sabah ışığında etrafa göz kırpıyordu. Bugüne kadar Myron'ın bana verdiği en pahalı hediyeyi.
"Alessandra Stathos, seni seviyorum. Benimle evlenir misin?"
Kahkalarım odada çınlayanca gözle görülür bir şekilde irkildi. Hemen boştaki elimi ağzıma götürüp, " Sence cevabım ne?" diye sordum. " Elbette ki hayır." Verdiği mükemmel yüzüğe bir kez daha baktım. Meyron bu hediyeyele iş yararlığının zirvesine ulaşmıştı, artık gereksizdi. Her nedense, evlilik tekliflerini reddettiğim anda bütün âşıklarım pahalı hediyeler veremeyi anında bırakıyorlardı.
Ne yazık ki
"Ama birlikte çok mutluyuz." dedi. "Seni her gün şımartırım. Layık olduğun her şeyi veririm. Sana prensesler gibi bakarım"
Gözümü çok daha yükseklere diktiğimi tabiki bilemezdi. "Gerçekten çok nazik bir teklif. Fakat henüz evliliğe hazır değilim."
"Ama... senin yatağını paylaştım." diye ekledi.
Evet bu yatağımı onunla birlikte dört farklı erkekle paylaşmıştım.
"Ve artık gitme zamanı geldi." diyerek yataktan kalkmaya yeltendiğim anda odamın kapısı ardında kadar savruldu.
Elini beni yaklmak için uzatan Meyron bir anda dona kaldı. Babam, Masis Lordu Stathos, örtülerin dışında kalan çıplaklığmıza bakıyordu. " Çık" diye tısladı ölümcül bir fısıltıyla. Babam benim bir atmış beş boynumdan bile kısaydı. Ancak kalın ensesi, geniş omuzları ve insanı delicesine gözleriyle bir boğadan farksızdı.
Myron örtüyü çekmeye çalıştı ama ben hâlâ sımsıkı göğsümde tutuyordum. Becermeyince yataktan yerdeki pantolonuna uzandı.
" Çık" diye tekrarladı babam.
"Ama... "
"Çık yoksa kırbaçı yersin!"
Myron hemen ayağa kalktı. Çırılçıplaktı.
Uzun boyunu saklamak istercesine büzerek kapıya doğru yürürken birden durup bana baktı. " Yüzük?"
" Herhalde bende kalmasını istersin? Böylece birlikte geçirdiğimiz anıları hatırlarım?"
Myron'ın suratı sinirle çarpıldı. Bir ayağı eşiğe, diğer ayağı bana dönüktü. Babam hırlayınca koşmaya başladı ve çıkarken nerdeyse babamın çizmesine takılıp düşecekti.
O gittikten sonra babam tüm dikkatini bana verdi. " Her gece kendine yeni yatak arkadaşları bulmaya devam ettiğini sürece sana uygun bir damat adayı bulmam daha da zorlaşıyor," dedi.
"Gülünç olma baba." dedim. " Mryon'la daha beşinci gecemizdi."
"Alessandra! Bu işe bir son vermelisin. Artık büyümelisin. Evlenmelisin.
" Chrysantha koca buldumu?" diye sordum. Babam yasalar gereği ablamdan önce evelenemeyeceğimi çok iyi biliyordu. Herşeyin bir zamanı vardı.
Masis Lordu yatağa yaklaştı. " Gölge Kıral, birkaç bekar hanımefendiyi sarayadan gönderi. Chrysantha da onların arasındaydı. Ablanın o nadir güzelliğiyle kralın gözüne gireceğini ummuştum.
Ah evet! Chrysantha gerçekten nadir bir güzelliğe sahiptir. Ayrıca beyini de fasulye kadardı.
" Kaderinde yokmuş," dedi sonunda babam.
"Myron hâlâ bekar," diye fikir yürüttüm.
Babam bana ateş saçan gözlerle bakmaya başladı. "Ablan Mryon'la asla evlenmeyecek, bir düşeş. Ona pholios Düküy'le nişan ayarladım. Kolunda güzel bir kız isteyen yaşlı bir adam. Bu iş tamam. Yani sıra sende."
Sonunda.
"Demek birden geleceğimle ilgilenmeye başladın ha?" diye sordum zor kadını oynamaya devam ederek.
"İyi bir geleceğe sahip olman her zaman en büyük önceliğim oldu."
Bu tamamen yalandı. Babam sadece, yapmamam gerektiğini düşündüğü şeyleri yaptığımda beni umursardı. Hayatını tamamen Chrysantha'ya adamıştı. "Bir gün bütün mirası kalacağı oğluyla nişanlanman için Oricos Lorduyla görüşeceğim. Aterxes'in sağlık durumu düşünlürse bunu bir an önce yapmam gerekiyor. Bence bu evlilik seni mutlu eder."
"Etmez."
" Hayatımın sonuna kadar senin yaramazlıklarınla uğraşamam."
"Çok dokunaklı konuşuyorsun babacığım... ancak benim gözüm başka birinde."
"Kimmiş o?"
Örtüyü kollarımın arasına sıkıştırıp ayağa kalktım. "Tabi ki Gölge Kıral." Babam pis bir kahkaha attı. " Hiç sanmıyorum. Adın öyle bir çıkmış ki asil bir ailenin oğlu tarafından kabul edilmen bir mucize olur."
"Konuyla doğrudan ilgili olanlar haricinde kimse ne yaptığımı bilmiyor."
"Erkekler yatak oda sırlarını kendilerine saklamazlar." Gülümsedim. "Söz konusu bensem durum değişir."
"Bu da ne demek?"
"Ben aptal bir kız değilm baba. Bu odaya adım atan her erkeğin bir açığını biliyorum. Myron'ın talihsiz bir kumar sorunu var. Suçu uşağa atıp kırbaçlattırdı, sonra da kovdu. Babası bunu duymaktan hiç hoşlanmayacaktır.
Damon'a gelince... Şehre yasa dışı silah sokan kaçkçılarla çalıştığı bir şekilde kulağıma geldi. Gerçek ortaya çıkarsa hapishaneye girer. Afyon inlerinden çıkamayan Nestor'u da unutmamak lazım. Sana şimdi tüm âşıklarımın kusurlarını sayabilirdim ama sanırım artık bir fikir edinmişsindir."
Yüzünde tek bir kas oynamasa bile babamın omuzlarındaki gerginliğin azaldığını görebiliyorum. "Görüyorum ki tüm hoş centilmenleri etrafına toplamışsın canım," dedi. " Önemli olan...
ne yaptığımı biliyor olmam baba. Dilediğim şeyi de yapmaya devam edeceğim çünkü ben kendi kendinimin efendisiyim. Peki ya sen? Saraya kıralı görmeye giden, yeni kadınlar gurubuna beni de katacaksın. İyi olduğum bir konu varsa o da erkeklerin bana evlilik teklifi etmesini sağlamaktır."
Parmağımdaki elması uzatıp gösterdiğimde babamın gözleri kısıldı. "Bunu ne zamandır planlıyorsun?"
"Yıllardır."
"Saraya Chrysanth'yı gönderilen hiç bir şey söylememiştin."
"Babacığım, Chrysantha kuduz bir köpeğin bile ilgisi çekmez. Hem güzellik Gölge Kıral'ın gözüne girmeye yetmez. Yıllardır bütün güzel kadınlar onun önünden geçti zaten. Ona beni gönder, ben hepimize sarayda bir yer edinecegim." dedim. Odada tam bir dakika boyunca sessizlik hüküm sürdü.
"Yeni bir elbiseye ihtiyacın olacak." dedi babam sonunda. " Ablanın çeyiz parasını ancak haftalar sonra alabilirim. Yeterli zamanımız yok." Parmağından çıkardığım yüzüğe aşkla baktım. Babam neden bu kadar âşkla vakit geçirdiğimi sanıyordu ki?
Evet, eğlenceli oldukları kesindi ama ondan daha önemlisi, saraydaki yerim için aynı zamanda yatırımcılarım oluyorlardı. Yüzüğü babamın görebileceği şekilde havaya kaldırdım. "Bundan daha çok var."
🩵
Dikiş her zaman hobim olmuştu ama bu kadar kısa sürede planlarıma uygun yeni bir elbise dikmem imkansızdı. En sevdiğim terzimle çalışarak beş tane gece elbisesiyle on tane de günlük elbise tasarlayıp sipariş verdim. Modaya uygun sayılabilecek, dekolteli üç elbisemi ise kendim yapacaktım. Eudora'nın geceleri neler yapmayı düşündüğümü bilmesine gerek yoktu.
Parasal sorunları nedeniyle endişeli olduğundan bütün zamanını muhasebeciyle geçiren babamın da planlarıma hiçbir katkısı yoktu. İflas etmişti ve çaresizce bu durumu çevreden saklamaya çalışıyordu. Onun suçu değildi. Babam oldukça becerikli biriydi ama topraktan artık eskisi kadar gelir elde edemiyordu. Bir kaç yıl önce hastalık ortalığı kasıp kavurmuş, hayvanların çoğunu öldürmüştü. Her yıl hasat ürün miktarı biraz daha azalıyordu. Kuyulardan biri kurumuştu. Kiracılar teker teker ayrılıyordu.
Masis mülkü ölüyordu ve babamın, topraklarını işletbilmek için hem benim hem de ablamın çeyiz parasına ihtiyacı vardı. Durumun farkında olsam da bunu dert etmiyordum. Âşklarım bana güzel hediye verme ihtiyacı duyuyordu.
Hem de oldukça pahalı hediyeler... Sırlarını öğrenmek, onları baştan çıkartmak ve beni hediye yağmuruna tutmalarını sağlamak ise işin eğlenceli yanı sayılırdı.
Ama dürtüs olmam gerkirse...
Sıkılmıştım.
Ve aklımda yeni bir oyun vardı.
Kralın gözüne girecektim.
Bana çaresizce âşık olması için bir ay yeterliydi. Ve o bana evlilik teklifi ettiğinde hayatımda ilk kez buna evet diyecektim.
Resmen evelendğimizde ise...
Gölge Kıral'ı öldürüp krallığını ele geçirecektim. Ancak bu sefer cesedi gömem gerekmeyecekti. Uygun bir günah keçisi bulup Gölge kral'ı başkalarının bulmasını sağlayacaktım. Böylece dünya, kraliyet ailesinden geriye sadece bir kişinin... Kraliçenin kaldığını öğrenecekti.
Merhaba
Önceden de belirttiğim gibi bu kitap Wattpada olmadığı için paylaşmak istedim. Ve bu kitabı okumak isteyip de almayanlar için küçük bir fırsat tanımak istedim, başka bir amacım yok.
Umarım bölümü beğenmişsinizdir. :))
Soru:
Sizce Alessandra istediğine ulaşabilecek mi?
YOU ARE READING
ARAMIZDAKİ GÖLGELER
Science FictionMerhaba arkadaşlar. Sevgili yazarımız Tricia Levenseller'ın ARAMIZDAKİ GÖLGELER isimli kitabıyla karşınızdayım. Kitap Wattpada olmadığı için paylaşmak istedim. Herhangi bir amacım yok ve çıkacak herhangi bir sorunda yazarımıza saygıyı duyarak kitapı...
