1. bölüm

7 1 0
                                        

Merhaba. Ben Melis. Melis Karadağ. Üniversitede doktorluk bölümünde 3. sınıfta okuyorum. Ülkede en zengin kişilerden biri olan Sait Karacahanlının tek kızıyım. Tabi bir abimde var. Ama sonuç olarak yine evin tek kızı oluyorum. Annem yoktu. Babamın dediğine göre hastalıktan dolayı ölmüştü. Üvey annem vardı. Ama bana karşı iyi davranmıyordu. Bende zaten ilk günden sevmemiştim. Babam için katlanıyordum. Abime gelirsek üvey abimdi. Aramız kötü değildi. İyiydi. Babamın yanında çalışıyordu. Geç saatlerde eve geldiği için pek konuşmazdık.

Babamı çoğu kişi sevmez. Çalıştığı işlerden dolayı. Ama ben çok severim. Bana hiç bir zaman hayır demedi. Her istediğimi yaptı. Sevgisinide eksik etmedi. Gece işden geç geldi ama hep yanıma gelip beni görüp sonra uyurdu. Babama alışmışdım. Bir gün bir evlenirsem nasıl ayrılıcaktım mesela ondan. Hiç bilmiyorum. Babamda hep ben seni vermiycem kimseye dizimin dibinde oturacaksın diyor. Benim için sorun yok kalırım.

Bu aralar babamın işleri baya yoğun. Bakışlarında korku ve tedirginlik hissediyorum. Garip geliyor ama sormuyorum. Çünki babam her şeyin en iyisini yapar. Ona güveniyorum.

Sabah alarmın sesiyle huysuzca mırıldandım. Erken kalkmayı sevmiyordum. Uyumak hayatda en sevdiğim şeydi. Bazen babam kaldırırdı eğer kalkmazsam. Bazense kendim kalkıyordum.

Yataktan kalkıp banyoya gitdim. Üzerime siyah kot şort uzerimede beyaz crop giyindim. Kahvaltıya indiğimde babam masanın başında sağında eşi Ayten hanım onunda yanında abim Murat oturmuştu. Babamın solunda hep ben otururdum. Aşağıya indiğimde babam önünde esmer bir adamla konuşuyordu. Bu adamı tanımıyordum. Heybetliydi. Boyu uzundu. Hafif kirli sakaldı. Elleri bağlı başı dik şekilde babamı dinliyordu.

"Günaydın" dedim salonda olan her kese neşeli sesimle. Her kes bana baktı. O adam hariç. Sadece önüne bakıyordu.

"Günaydın güzel kızım" dedi babam bana aynı neşeyle. "Geç otur seni biriyle tanıştırıcam." Hafif gülümseyerek babama döndüm. "Bu senin yeni koruman, Demir. Demir Kaya. Kaya gibi sert, yıkılmaz, sağlam"

"Çok iyi ama koruma ne anlama geliyor baba?" diye sordum babama şaşırmış ifadeyle.

"Bundan sonra sen nereye o da oraya. Seni koruyacak. Sana zarar gelmesine izin vermiycek."

"Baba benim korumaya ihtiyacım yok. Kendim kendimi koruya bilirim."

Babam bakışlarını kısıp "Geçen seferki olayı unutmadım daha. Başına bir daha böyle olay gelmemesi için tedbirli olmalıyız. İtiraz istemiyorum." dedi. Evet bundan 1 hafta önce kaçırılmıştım hem de babamın düşmanları tarafından. Çok korkmuştum o an. O yüzden babamın söylediğini kabul etmek zorunda kaldım. "Geç sende otur yemek ye sonra kalkarsın." dedi Demir'e.

"Gerek yok ben çıkayım" diye sert sesiyle cevap verdi. Kaşları çatıktı.

"Geç otur dedim. Kızımı yemek yemeden korumalık yapan birine emanet edemem"

Demir yanıma gelip oturdu. Çalışanımız Meral abla onun içinde servis açtı. Elimi tuza uzatıcağım anda o da uzatdı. Ellerimiz elektrik çarpmışcasına bir-birine değdi. İkimizde refleks olarak ellerimizi geri çektik. Daha sonra yemek yemeğe devam etdik. Okula gitmek için evden çıkıp arabaya ilerliyordum. Demir arabanın önünde durmuş telefonuyla ilgileniyordu. Beni gördüğü an telefonu cebine atıp karşımda dik durdu.

"İşde telefonla ilgilenmemeniz gerektiğini öğretmemişler galiba."

"Öyle bir kural olduğunu sanmıyorum. Açıkcası bana da öyle bilgi verilmedi Melis hanım."

Ah baba keşke deseydin rezil oldum. Tüh.

İkimizde arabaya geçtik. O şoför koltuğuna oturunca bende önde yanındaki koltukta oturdum. Bana şaşkınca bakınca ona ne var der gibi bakıp "Ne var?" dedim.

"Yok bir şey sadece önde oturmanız garip geldi. Genel olarak arkada otururlar ya o yüzden dedim." diye cevap verdi.

"Önde biri oturmadığı sürece sevmiyorum arkada oturmayı. Zaten bu koruma işi nerden çıktıysa rahatdım ben sade hayatımla" Ben bunları derken o da arabayı çalıştırıp sürmeye başlamıştı.

"Pek sade değildi bildiğim kadarıyla. Başınıza gelenleri biliyorum." dedi çok bilmiş gıcık şey.

"Hı hı aynen." diyerek gözlerimi devirdim.  Yolun kalanında ikimizde konuşmadık. Okula vardığımızda benim tarafıma gelip kapımı açtı.

"İyi günler Melis hanım. Allah zihin açıklığı versin." dedi ben arabadan inerken.

"Sanada" dedim. Kaşlarını çatarak bana baktı. Gerçi ne zaman kaşları çatık değildiki. "Yani iyi günler demek istedim."

Sağolun der gibi başını salladı. Bu sırada arkadan bir erkek sesi geldi.

"Aşkım?"

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 10, 2024 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

KorumaWhere stories live. Discover now