2017/ 1 kasım
"Aymila kaplan ve Ecrin kaplan 234 numaralı odaya bekleniyorsunuz." Ne? Ben ve ecriş mi? Yoksa bugün o gün müydü?
Hemen kocaman şirkette ecrişi aramaya başladım. 45 numaralı koridorda olamazdı. O yüzden 34 numaralı koridora indim direkt. Etrafa bakınmaya başlayınca Nuray hocanın işkence dersi verdiği salona baktım. Burada daktır, Dora, sudiş, ve tuciş vardı. Koridorda biraz daha ilerleyip sola döndüğümde ise, Elif hoca dövüş dersi veriyordu. Burada ise naz, gülserin, diğer Ecrin ve berrak vardı. Anlaşıldı bizim ecriş burada da yoktu.
Son olarak peluşların salonu yani ajanlık salonuna da baktım. Ve yine yoktu. Neredeydi bu kız. Arzu hocadan kaçıp 555 koridora yani gecenin şeytanları rozetini yeni almış erkeklerin koridoruna mı kaçmıştı?
Tam 234 numaralı odanın yolunu tutuyordumki ecrişin orada beni beklediğini gördüm. Korkak kız kesin o da benim gibi tek girmeye korkup beni arayıp en sonunda burada beklemeye başlamıştı. Hemen koşarak yanına gittim.
"Pişt ecrişim kapıyı çal"
"Aymiş korkuyorum"
"Neyden korkuyorsun be"
"Ya Orhan baba bizim gizlice 555 koridorunda ki erkekleri izlediğimizi öğrenmişse"
"Birşey olmaz. En fazla Orhan 10 kere 678 koridoruna kadar koşturur."
Ecrin tam şikâyet edecekti ki kapı açılınca ikimizde sustuk. Orhan içeride bizi bekliyordu. Orhan kim miydi? Orhan gece şeytanlarının babası,abisi,hocası, en yakınıydı? Peki gece şeytanları kimdi? Onlar da küçüklüğünden alınıp daha 6 yaşında eğitilip katil, hacker, tetikçi, akla gelebilecek her türlü kişilerdi. Ama bizler kimsenin sağlayamadığı asıl gereken adaleti sağlayanlardandık.
"Gelin kızlar. Oturun şöyle" diyerek mor koltukları işaret etti.
Ecrişle bakışırken,yavaş adımlarla koltuğa yaklaşıyordum.Bu kız kedi kadar ürkek,kaplan kadar korkusuzdu.Zaten "Kaplan" soy ismini bu yüzden vermişlerdi bize.
Hepimiz,korkularımızı,hislerimizi,duygularımızı,sadece birlikteyken belli ederdik.
Mesela,Ecriş,her şeyden korkar,ürkerdi ama bunu belli etmezdi, Sude ölmekten korkardı, ama belli etmezdi, Doriş yanlızlıktan korkardı ama belli etmezdi, Tuğçi ve daktır enerjikti, ama hep ciddi gözükürlerdi, Peluş deli dolu biriydi, ama ajan olduğu için hep sakin olurdu, Götserin dedikoduyu severdi, ama çok konuştuğunu belli etmezdi, Berrak sevimliydi,ama canavara benzerdi, Naz dinleyici ve zarifti, ama konu dövüş olunca,içinden aslan çıkardı, ben, ben de hep şakalar yapardım.
En çok daktırla gülerdik, yanlız kalınca. Ama dışarıdan hep odun gibi gözükürdüm, hissiz, solgun. Diğerleride öyleydi, duygusuz gibi.
Orhan babanın, boğaz temizleme sesiyle, Ecrişte hızla yanıma geldi, ve oturdu.
"Şimdi,sizi buraya çağırma nedenim,bir görev. Fakat bu görev'den sadece siz ikiniz yer alacaksınız. Bu görevden kimseye de bahsetmek yok. Eğer kabul ederseniz kardeşlerinizle olan en büyük hayaliniz, gecenin şeytanları rozetini hepiniz aynı anda kazanabilirsiniz" dedi. İşte bizi zayıf yerimizden vurmuştu. Hem ilk görevimize katılacaktık, hemde 4 yaşından beri hayalimiz olan aynı anda rozetlerimizi alacaktık.
Ecrin ile bakıştığımızda gözlerinde korku ama kabul etme ifadesi de vardı. Hemen orhana dönüp "kabul" dedim. O da 32 diş sırıtarak kollarını açtı. Hemen ayaklanıp sarıldık tabi ki de.
3 saat sonra
Şuan Ecrin ile görevdeydik. Bizim kızlar bizi Orhanın eşi yani Ceyda abla ile alışverişte zannediyorlardı.
Görev aslında basitti. Düşman şirketlerden bir tanesinin verilerini çalacaktık, ve böylece kız çocuklarını taciz edip kullanmalarından kurtaracaktık onları. Ecrin ile o kızlarmışız gibi giyinip içeri sızmıştık.
Ecrin hemen karşı odada kalıyordu. Diğer herkesi oyalayacaktı. Ecrinden hareket beklerken isminin duru olduğunu öğrendiğim kız geldi yanıma "hey ayşe hadi gel oyun oynayalım" dedi. Tabiki de gerçek isimlerimizi kullanmıyorduk. Ben ayşe, ecrinde Hatice olmuştu. "Saol ama benim ayağım ağrıyor" dedim. Ve başımdan savdım onu.
Tam o sırada Ecrin kapıdan gözüktü. Onay bekliyordu. Kafamı 2 kere hafif sallayınca tüm dikkatleri üzerine çekecek birşey yaptı. Yanında kendi halinde Barbie oynayan kızın saçına yapıştı.
Bir beş dakika sonra ortalık iyice 56 olmuştu. Müdür odadan çıkınca hemen odaya daldım. Ve bilgisayarı aramaya başladım. Heh bulmuştum. Masanın üzerindeydi. Aslında çok basitti. Hemen cebimdeki flaşı çıkarıp bilgisayara taktım ve dolmasını bekledim. Hızlı olmam lazımdı. Ecrin korkuyordu onu kurtarmalıydım.
"Hadi ama amına koyduğum yüklensene illa yumruklayım mı seni?" Diye bilgisayara doğru bağırdığım an yüklenmişti. "Hay ben senin. Küfredince mi yüklenecektin be sen" diye tekrar bağırdım. Hemen odadan çıkmalıydım. Arkamı dönünce Ecrin ve ecrinin başına silah dayamış bir koruma vardı.
"Hey sen! Sen bırakmak onu yoksa öldürmek senin arkadaş" dediğinde ellerimi havaya kaldırdım. ecrin ile bakıştığımızda aklımdan geçenleri okumuş gibi hemen ellerime baktı. Orhanın öğrettiği alfabe ile ellerimle konuştum.
"3 diyince. 1. 2." Dedim. Ve hemen ardından cebimdeki silahı çıkarıp, diğer elimdeki flaşı Ecrine fırlattım. Ecrin flaşı tuttuğu gibi pencereye kaçtı. Ve sonradan yerleştirdiğimiz iple aşağı atladı. Tam bende peşinden gidecektimki bir el beni yakaladı. Ecrin bunu görünce tam geri gelecekti ki "kağç yardığm isteğ" dedim. Adam boğazımı sıkıyordu. Konuşmakta zorluk çekiyordum. Neyseki Ecrin kurtulmuştu. Ama ben çok Korkuyordum. O silahım niye oyuncaktı ki. Ben ilk defa bu kadar korkuyordum.
YOU ARE READING
GECENİN ŞEYTANLARI
Adventure8 seri katil kadın? ihanet? intikam? aşk? kardeşlik? düşmanlık? ölüm? hepsi tek bir hikayede toplanabilir mi? evet doğru yer burası.
