" Hey ! Önüne baksana " diye seslendim bana çarpan çocuğa ama çocuk bunu duymamıştı bile. Ardından yere düşen şeyi fark ettim. Yeşil renkli ve parıl parıl parlayan bir bileklikti, değerli bir şeye benziyordu. Bu bileklik benim olmadığına göre o çocuğundu. Bilekliği hemen yerden aldım ve çocuğun arkasından seslendim.
" Bunu düşürdün ! " ama bu faydasızdı. Belli ki çocuğun acelesi vardı.
Çocuğa bilekliği vermek için peşinden koşmaya başladım. Çocuk çok hızlı koşuyordu. Eğer çocuk ara sokakların birinde durmasaydı belki de ona yetişemezdim. Durduğumuzda buranın ne kadar ıssız olduğunu ancak fark edebilmiştim. Bilekliği verip bir an önce gitmeliydim. Ama çocuğun yaptığı şey bunu ertelememe sebep oldu.
Çocuk sessizce bir şeyler fısıldadı ve bir anda ışıklar saçan bir portal açıldı. Rüya görmediğime emin olmak için gözlerimi ovuşturdum ama hayır bu rüya değildi, gerçekti. Bu portal beni korkutmamış aksine heyecanlandırmıştı. Çünkü gerçekten hayatımda bazı şeylerin olağanüstü olması için her şeyi yapardım ve şimdi bu hayalim gerçekleşmişti. Bu fırsatı kaçıramazdım. Çocuğun peşinden ben de portala atladım.
*********************
Portal, uzun bir koridora açıldı. İçimden bir ses burada kaybolacağımı söylüyordu ama benim içimdeki sesi dinlemeye hiç niyetim yoktu. Benim hayatımın sihirli bir dokunuşa ihtiyacı vardı. İşte tam bu yüzden etrafı araştırmaya başladım.
Burada çok fazla kapı vardı. Koridor hiç bitmeyecek gibi görünüyordu. Sonsuza dek bu koridorda yürüyemezdim. En sonunda rastgele bir kapıdan içeri girdim.
Burasının bütün binayı kontrol eden kontrol odası olduğunu tahmin ediyordum. İçeride bir sürü düğme vardı. Birden dışarıdaki sesler daha yüksek çıkmaya başladı, biri buraya geliyordu. Şimdi gerçekten nerede olduğumu ve olayın ciddiyetini anlamaya başlamıştım. Aklım başıma gelmişti. Odanın içinde nasıl saklanayım diye her yeri denerken yanlışlıkla düğmelerden birine basmamayı umuyordum. Ses bir anda kesildi. Galiba gelen kişi her kimse gelmekten vazgeçmişti.
Artık buradan çıkmamın zamanı gelmişti. Doğruca odadan çıktım. Buradan tamamen çıkmamı sağlayacak birini , bir şeyi bulmalıydım. Önüme gelen başka bir odaya girdim içerisi bomboştu sadece odanın tam ortasında cam fanusun içinde parlayan bir yüzük vardı. Yüzük adeta onu takmam için yalvarıyordu. Karşı koymak imkansızdı.
Yüzüğe daha da yaklaştım, cam fanusu kaldıracaktım ama elim içinden geçince yüzüğü direk aldım. Büyülenmiş gibiydim. Elimin cam fanusun içinden geçmesi beni potaldan sonra çok şaşırtmadı.
Yüzüğe daha fazla karşı koyamadım ve parmağıma taktım. İçimde dolaşan sihri hissedebiliyordum. Adeta büyünün kendisi olmuştum, inanılmaz bir histi. Ama aniden çalan kulakları patlatan ses bütün büyülü ortamı yok etti. Belli ki bir sorun vardı. Yüzüğü parmağımdan çıkardım ve bu odadanda çıktım.
Bu sefer gerçekten birilerini bulabilme umuduyla ilerledim. En sonunda büyük bir salon gördüm. İçeride birileri tartışıyordu. Kapı eşiğini orada kafamı çıkartıp dinlemeye başladım.
" En güvendiğimiz sihirliden böyle bir şey beklemezdik " dedi üç kişinin arasında oturan orta yaşlı kadın. Üç kişi yan yana dizilmiş karşılarında duran çocuğu sorguya çekiyorlardı. Çocuğun arkası dönüktü ama onu tanıdım çünkü bu bilekliğini vermek için peşinden koştuğum çocuktu. Zaten sadece arkadan görebilmiştim. Dikkatli bakınca kadının elinde çocuğun bilekliğini tuttuğunu gördüm. Bilekliği galiba kontrol odasında bırakmıştım.
Konuşmalarını biraz daha dinleyecektim ama ayağıma çarpan şeyle irkildim. Ayağıma çarpan şey az önce taktığım yüzüktü. Buraya nasıl gelmişti ki ? Sonuç olarak beni bulmuştu. Belki de onun yeni sahibi ben olabilirdim.
YOU ARE READING
ESİNTİ
FantasyBir anda süper kahraman olmak ister miydiniz ? Seçilmiş kişi olmasa da süperkahraman olmak için çabalayan kızın hikayesini okuyun.
