We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

annemin çocuğu olarak kalmak istiyorum.

2.9K 148 171
                                        

bu eser bir hayran kurgusudur. Hikâyede kullanılan isimler gerçek kişilere ait olsa da anlatılan olaylar ve karakter tasvirleri tamamen kurgusaldır ve gerçeği yansıtmaz.

--

vee işte sonunda o gün!

gerçi pek bi önemi var mı bu günün bilmiyorum sonuçta her türlü ailem ile yaşamaya devam edeceğim bu günden sonra.. ama olsun! alkol almak için babamla olmam gerekmeyecek bu günden sonra. bazen de iyi yönlerden bakmak gerekir.

mesela artık çocuk polikliniğine gitmiyor olacağım ve ya istersem ev tutabileceğim. dövme de yaptırabilrim derdim ama ben onu 16 yaşındasın çoktan yaptırdım, hemde çok fazla.. yani aileniz onay veriyorsa yaptırabiliyorsunuz.. neyse bunlar da sonuç olarak hayatıma yeni eklenecek özellikler.

hem belki ergenliğin verdiği yetki ile yaptığım hataları geride bırakır kendime yeni bir hayat çizerim..

başlarındayım, hayatımın başlarında. 18 yaşıma bile girmeme daha iki saat var, yaşanmışlık varmı bende? tartışılır. yine de annem hâlâ bebeğim diye seviyor, babam çocuk olarak görüyor beni. tam on sekiz yıldır tekrarlanan o döngüdeyim bugün. her sene aynı şekilde geçiriyorum doğum günümü, şikayetçi miyim? sanmam.

annem kendince hazırladığı şeyleri masaya dizerken onu seyrediyor ve gülümsüyordum. annem hâlâ beni bebeğim diye severken onunla kavga ederek bir zaman sonra bana bebek diyemeyeceğini çünkü reşit olacağımı söylüyor çocuk olmamın geride kalmasına 28 dakika kaldığını diyordum.

masanın en başına oturmuş karşımdaki duvar saatine bakıyordum, babam her doğum günümde arabada kapıda bekler dört - beş dakika kala gelir zile basar, annem kapıyı açınca elindeki hediye ile mutfağa gelir iyiki doğdun başlığı altındaki şarkıyı söylemeye başlardı.

bu bizim geleneğimiz gibi bir şeydi.. hepimiz buna güler ailecek eğleniriz, çünkü babamın o halleri görülecek en komik şeylerden biri.

doğum günlerimi aile arasında kutlamayı seviyorum sanırım çünkü kutlamak isteyeceğim başka kimse yok. ya da var, ama o kişiyle kutlayamam.. eskiden kutladım ama artık çok imkansız.

annemin yaptığını şeyleri incelerken bazen çaktırmadan ağızıma atıyor gizli gizli yiyordum. yakalanırsam büyük sıkıntı ama ne derler, birşeyi kafaya takarsan olur umursamican babaa.

ya da sanırım bunu benim dışımda kimse demiyor.. aman siktir et.

şuan tek istediğim şey hayattaki en sevdiğim insan olan babamın gelmesi.

düşüncelerimden uzaklaştıran annemin seslenişi oldu, camdan dışarıya bakmaya o kadar odaklanmış ki gözlerim onu duyamamışım bile..

"bebeğim, vişne suyu mu limonata mı?" cidden, hadi amaa buna herkes vişne der!!

"yaa ben on sekiz oluyorum ne bebeği anne! ayrıca vişne." gülmüştü, vişne suyunu bardağa boşaltırken.

"sekiz mi, on sekiz mi?" anneme bakarak göz devirdim, o kahkaha atmaya başlarken kim olsa istemsizce gülmeye başladı zaten, benim gibi.

"annen yesin seni, massalah şuna bak ya" demesi ile üzerime atlayıp yanaklarımı sıkması bir olmuştu. "ya anne yapma!"

"kendim doğurdum sevemez miyim?" ikimiz de kahkahalara boğulurken gözüm saate kaydı daha 20 dakika vardı.. tam o anda gelen araba sesi ile annemden sıyrılıp aşağıya baktım babam gelmişti. istemsizce bakmıştım camdan. hemen uzaklaşarak yerime oturdum ki hediye kutusunu görmeyeyim.

"hem meraklı, hem de bakmamaya çalışıyor. tüm hürmet babaya dimi!! bende sana en sevdiğin portakallı pastayı yaptım. nerde anneye de sevgi?"

"ya anne!! onu da çok seviyorum." derken babam eve erken girmişti, onaltı dakika daha varken zil çalınca annem "dayanamıyor işte, baba oğul birsiniz. beklemesi yok mu bu adamın?" demişti, ama haklıydı babam dünyanın en sabırsız adamı hatta bence bende öyleyim, ona mı çekmişim acaba?

önüme dönerek kurabiyelerden birini kemirmeye başladım. Bir yandan da annemle babamın kapıda olan konuşmalarını dinliyor, onlara kulak veriyodum.

"her sene erken girmeye çalışıyorsun aşkımm, azıcık sabır.. sen, hediye almayı unuttun mu? bir dakika..
ya sen. neyse susucam bu hâlde eve girme, git duş al hemen. hem hediye falanda almamışsın çocuğa."

diyor annem, anlamıyorum tabiki. 'bu hâlde.' derken? babamın sesi biraz, halsizlik içinde. "aldım hediye." diyor "cebimde." diye ekliyor. belkide hastadır, o yüzden duş almalıdır? kafam çok karışık, algılayamıyorum yinede gelmelerini bekliyorum, bahsi geçen hediyeyi görmemek için bir saniye bile bakmıyorum oraya, sonuç olarak sürpriz, sürprizdir.

sessizlik oluştu. fark ediyorum ki kendi kendime düşünmekten dinlememişim orayı, dikkatimi dağıtan annemin çığlık sesi oluyor. masadan güç alarak kendimi geriye itiyorum, aceleci bir tavırla. koridor girişine geldiğimde beklenmedik bir şey fark ediyorum, kan.

babamı görünce hıçkırık sesim duyulmuştu.

midem ağızıma geldi, ne düşündüğümü unuttum. sanki şuan biri adımı sorsa.. cevap veremem.

annemin kanı, babamın elindeki silahla vurulmuş annemin bacağı. mantıklı gelmiyor, kafayı sıyırmış gibi hissediyorum. bakıyorum babamın elindeki silaha, hâlâ anneme tutuyor. annemin yanına koşmak istiyorum, bacağına bakıp birşey yapmak istiyorum yarasını bir şekilde sarmak istiyorum, örnek aldığım adam anneme zarar verir diye korkuyorum. annemin ağlama sesi öyle işliyor ki ruhuma, kulaklarımda yankılanıyor sanki. yanağımda bir ıslaklık beliriyor, ağladığımı o an fark ediyorum. babam silahı yavaşça kaldırıyor, yerdeki annemin yüzüne doğru o an nefesim kesilene kadar bağırıyorum ama ne dediğimi ben bile anlamıyorum, sanırım "hayır."

ama o sıkıyor.

annemin yüzü bir anlığına gözlerimin önünde param parça oluyor, midemi bulandıran bu görüntü kendime acımamı sağlıyor. annesi insanın midesini mi bulandırır? anneme doğru koşuyorum, kapıya vurulan tekmelerin sesleri, kendi ağlama sesime birde doğum günü şarkısı mırıldanan babam ekleniyor. annemin hızla soğuyan vücudunda sarılıyorum hızlıca, ısınmıyor. elleri bacaklarından düşünüyor parkeye, beyaz evimiz kana bürünüyor. babam sayesinde iğrenç kokuyor. istemsizce gözlerim babama dönüyor,

şarkı, şarkı mi söylüyor?

babam.. o silahı bana doğrultmuş doğum günü şarkımı söylüyordu kısık bir sesle.

babam tereddüt bile etemden silahı tekrardan sıkınca parçalara ayrılan annemin yüzünü son defa görmüştüm, hayatımın şokydu. babama baktığımda ağlıyordu bağırmak ona kızmak nedenini sormak onu o silahla vurmak istedim, ama ayaklarım sanki olduğu yere kitlenmişti. bakamıyorum sağa sola sanki.. sanki rüyada gibiyim. rüyada miyim? karabasan falan mı bastı acaba.. bunları yapan benim babam olamazdı, bu babam değildi. babamdı da ben mi tanıyamıyordum?

anneme baktıkça babamın sesi midemi bulandırıyor, onun beni de vurması için dua ediyordum. vursun beni de, beni de vur baba. yalvarırım. annemi böyle gördükten sonra yaşamaktansa ben öleyim.. ama o silahı kalbine daydı ve kendini vurmadan önce

"iyiki doğdun benim oğlum, Arda" dedi.

keşke oğlun olmasaydım.

en sevdiğim ve bugüne kadar örnek aldığım adam, babam. şimdi güzel evimizi kan ve alkol kokutmuştu. annemin yanına koştum babama bile bakamadan. ona da gitmek istiyor içim bir yandan koşmak istiyorum babama da, baba uyan demek istiyorum ama yapamıyorum da.

parçalarına ayrılmış yüzü bile güzel geliyodu bana ağlıyordum ve kandan kırmızıya dönmüş sarı saçlarını okşuyordum güzel annemin.

bacağından düşen ellerini tutarak okşuyordum, buz gibi olmuş elleri şimdiden. daha az önce yanaklarımı sıkan elleri. kan vardı her yer kandı başka bir şey görünüyordum kırmızı, kırmızı, kırmızı. midemi bulandırmıştı. annemin güzel kokusunu hâlâ alabiliyorken içime derince çektim sonrada kan kokusu aldı yerini.

ben, nefes alamıyorum.

çocuklar gibi annemi istiyorum diye ağlıyorum. birileri kapıya vuruyor sanki, hayal meyalim.. anneme sarılıyorum.

hızla soğuyan vücuduna sıkıca sarıldım ki ısıtayım onu. olmadı. olmuyor neden olmuyor?

---
dostlar selam, bunu söyleme gereği duydum çünkü hem yanlış anlaşılmasın hem de duygularınız yeri gelince yarım kalmasın. top Arda battom Efe, tersi beni bozar gibi baba ya🙏🏻🫶🏻 seviliyorsnz

aşiyan ,, arefStories to obsess over. Discover now