y/n: aslında asıl hesabıma atacaktım ama piyango buraya çıktı. uzun yıllardır arkadaşım olan, görüşlerine her zaman çok önem verdiğim m'ye ithafen.
o kadar zaman geçti
kurusun mürekkebin artık.
sen ne anlarsın ki
yadigar
sen hiç benim gibi yanmadın.
kızıl denizler üzerinde masmavi gökyüzü
yetmedi bize ufukta görülen mürdüm
sen bilmezsin ama ben o akşam biraz öldüm
kimse fark etmedi ama beni bitirdi o gün
denizler masmavi gökler kızıl olana kadar
susmadım o gece,bize ağladım,kendim ve ben.
o kadar zaman geçti
bir asır bile geçse
kurumayacak bu kalem
onlar ne anlar ki
hiçbiri kaybetmedi kendini
severken seni.
onlar bilmezler
hiçbiri sevilmek için
reddetmedi kendini
bir parça olsun sevilmek için
boğazında yumrularla gezmedi
onlar bilmezler
çünkü onlardı bizim gibileri sevmeyenler
hiçbiri atmazdı kendini ateşe
senin üzüldüğünü görmesin diye.
öyle arsız ki bu hüzün
boynuma dolanmış,
her lokmamda mideme adımlıyor
ve ne zaman seni görse
tekrar boğazıma koşuyor
o yüzden ne zaman görsem gözlerini
yutkunmaktan aciz
yüzümde ekşi bir ifade
izliyorum seni
hüznü yutuyorum sessizce
seni görmenin
mutlu olmanın
ve bunu sana söyleyemememin hüznünü
yutuyorum lokma lokma.
benim gibileri sevenler de var.
sana pek benzemezler,dostum onlar.
senin de olduğun bir masada,
yanıma bir testi ve kadeh iliştiriyor biri
iç diyor yadigar
anlıyorum
mideme oturan hüzün için getiriyor
ama değil bir testi şarap
kızıl denizleri içsem de yetmez-
demiyorum.
beni sever belki ama anlamaz
nereden bilsin ki o
