Yeni bir kurgu, yeni bir başlangıç...
ঞ
Simdi bu fice başlarken aklımda yoktu ama sanırım fic asırı olmadan age playimsi olacak ama hani bezler iğneler fln yok
Ve Jungkook'un ailesi yüzünden little space (umarım doğru yazdım) sendromu olacak. O da söyle hani yasından daha az olgun hatta hic olgun değil büyüyememis 5 yasında bir çocuk gibi ve bir o kadar masum. Yani pek bisey bilmiyor hicbisehle ilgili (tabi bedenine kimsenin izinsiz dokunamayacağını ve bu olursa ve karsısındakini durduramazsa kendini suclaması (birarkadasıyüzündenböuledüsünüo) biliyor.
Her neyse bu bilgilendirmeyi yapmalıymıısm gibi hissettim
Ve eğer istemezseniz fic normal sekilde devam eder
Hepsi size kalmıs
ঞ
Kim Taehyung Kore'nin en ıssız, en sessiz sokaklarından birinde karşısında korkudan tir titreyen adamı dizleri üzerine oturtmuş boş yalvarışlarını ve karnına yediği her tekmede acı çığlıklarını dinliyordu.
Belinde duran tabancayı yavaşça çıkardı ve soğuk namlusunu adamın alnına dayadı. Tabii biraz daha boş yalvarışlarına devam ederse silahın soğuk namlusunu ağzının içindede hissedebilirdi.
"Son sözlerini söyle" sert sesiyle mırıldanması boş sokakta yankılanmıştı. İçinde bir gram acıma duygusu barındırmayan gözleri ise direk adamın gözlerinin içine bakıyordu.
"Yalvarırım bağışlayın beni efendim, benim bir suçum" bir kurşun sesi ve yarım kalan bir cümle.
ঞ
Jungkook duyduğu bağırış ve silah sesiyle üzerinde ona zorla sahip olmaya çalışan babasını ondan beklenmeyen -ki kendisi bile beklemiyordu- bir güçle ittirip son kalan güç kırıntılarıyla koşmaya başladı. Üzerinde az önce yaşadığı olaydan dolayı yırtık bir tişört ve ona birkaç beden büyük olan, her an bacaklarından kayıp düşecek gibi olan şortunu umursamadı, çıplak bile olsa şuan can salığı daha değerliydi.
Büyük olanı görmesiyle ona silah çeken korumaları ve yerde yatan cesedi umursamadan ortada dikilen adama doğru seslendi, "Efendim lütfen bana yardım edin" diyerek adamın büyük eline yapışmıştı.
Gözleri eline yapışmış çocuğa döndüğünde yırtık tişörtünü fark etti, hemen eğilip, üzerindeki ceketi çıkarıp karşısındaki bedene giydirdi. Tam o sırada boynundaki ve bacaklarındaki morarıkları ve yer yer diş izlerini fark etti.
"Ne oldu sana böyle" kendi kendine soruyor gibiydi, aslında olan şey belliydi sadece nasıl olduğunu anlamaya çalışıyordu.
"Efendim, babam eve sarhoş bir şekilde gelmişti zaten birkaç aydır onu görmüyordum kolumu tutup biraz hırpaladı ardından bedenimi süzüp 'artık zamanı geldi' dedi ve boynumu öpmeye başladı. Çok direndim zaten tişörtümde bu yüzden yırtıldı. En son tam o şeyi yapacaktı ki silah sesini duydum, ellerime birden güç yüklenmiş gib oldu ve onu hızla üzerimden ittim ve şimdi buradayım. Lütfen bana yardım edin, çok korkuyorum ve sanırım bir haftadır bir şey yemedim" diyerek hızlı hızlı konuşarak hafif korkmuş sesiyle adama cevap verdi. Kesinlikle içinde tutmayacaktı artık bu saldırıları.
"İsim, soyisim" diyerek sinirli bir tonda konuştu.
"Jeon **" dediğinde hızla adamlarına emir vermişti. "Hemen bulun bana o orospu çocuğunu" bağırışı bütün mahalleyi inletmişti. "Ardından depoya götürün ve biraz hırpalayın. Yaşattığını yaşamadan öldürmeyeceğim onu" demiş ve küçük olana dönmüştü. Tabii bu sırada küçük olan soğuktan dolayı titriyordu.
YOU ARE READING
Orkide❀//Age Play/Taekook
Fanfiction"Sana olan aşkımı anlatmaya kelimeler bile yetersiz kalır. Ancak başını kaldır ve gözyüzüne bak; Yıldızlar aşkımın şahidi, onlar aşkımın dili. Onlara bak ve seni ne kadar sevdiğimi sürekli anımsa"-Thv ×Yaş farkı
