Sınıfa girmeden önce derin bir nefes aldım ve saçlarımı düzelttim. Bugün ilk günümdü heyecanlı değildim sadece beni neyin beklediğinden emin değildim. Bodrum'a yeni taşınmıştık ve annemin zoruyla bir koleje kaydolmuştum. Hem okula hem Bodrum'a alışmam zaman alacaktı.
Sınıfın kapısını açtım ve göz gezdirdim. Normalde ön sıralarda oturmayı tercih ederdim ama hepsi doluydu. Hâlâ gelmeyen kişiler olduğu için arka sıralardan boş olan bir tanesine oturdum. Ben oturur oturmaz önümde oturan bir kız bana döndü. "Tatlım oraya oturmazsan iyi edersin, sanırım yenisin şimdi başın ağrımasın."
Kızın suratına sessizce bir kaç saniye baktım, ne biçim bir klişeydi bu?
"Sanada merhabaaaa ben Denizzzz tanıştığımıza memnun oldummmm." Kız mahçup bir ifadeyle konuştu. "Ayy özür dilerim kabalık ettim, Ben Ezgi." samimi bir gülümsemeyle söylemişti, bende gülümsedim.
Kalkmayacağımı anladığı için üstelemedi ve ilgilenmediğim sınıfla ilgili bir kaç şey söyledikten sonra önünde döndü. Ders başlayana kadar bir kaç karalama yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşündüğüm için kafamı defterime gömmüştüm ki yanımdaki boş sıranın önünde dikilen gölgeyle kafamı kaldırdım. "Ona kalkmasını söylemiştim." Ezgi konuşmuştu.
Kız gözlerini benden ayırmadan yanıma geçip oturdu ve dirseğini sıranın üstüne sabitleyip yanağını elinine yasladı. "Sıramdan kalk." Gözlerimi defterden çekmeden cevap verdim. "Niye ikisine birden mi oturuyorsun?"
"Evet öyle yapıyorum tatlım şimdi kalk." Belli ki egoist şımarık bir kız çocuğuydu ilk günden kimseyle papaz olamazdım. Agresif bir şekilde kalemliğimi ve defterimi elime almış kalkıyordum ki belime kadar uzanan saçlarımın bir tutamını parmağına dolayıp aşağıya çekti ve oturmamı sağladı. Neye uğradığımı şaşırdım ve şaşkınlıkla kıza döndüm, hiç istinifini bozmadan iç çekip göz devirdi. "Hiç eğlenceli değilsin." n harfini uzatarak söylemişti bunu.
"Bu yıl derslere daha fazla katılacağım gibi görünüyor." O ağzının içinden bir şeyler mırıldanırken yanı boş olan sarışım bir çocuğun yanına geçtim. "Selam..Ben Teoman."
Gülümsedim. "Merhaba." Tekrar kıza doğru döndüğümde gözlerini kısmış beni izlediğini farkettim.
Ne yani? Ona kafa tutup kavga çıkarmamı mı bekliyordu benden? Hiç derdim yokmuş gibi zengin şımarık bir çocukla uğraşamazdım.
Öğretmen geldiğinde kendimi tanıttım ve derse geçtik. Tenefüste öğretmenler odasının yanında sınıf öğretmenimin benim ne kadar iyi notlarla buraya girdiğimi ve bunu bozmadan devam edersem çok iyi bir üniversiteye girebileceğimden bahsetmesini dinledim. Kendimden emindim bunları duymak sadece egomu tatmin ediyordu. Öğretmenin yanından ayrılarak sınıfıma yürüdüm.
Sınıfımın katına geldiğimde adının Sıla olduğunu öğrendiğim şımarık kız duvara yaslanmış yanındaki bir kaç kişiyle konuşuyordu. Göz göze geldiğimizde gözlerimi kaçırdım ve sınıfa girdim. Ders başladığında Sıla denen kız hala gelmemişti, canıma minnetti. Öğretmen test çözmemiz için dersi erken bitirdiğinde bunaldığımdan camı açıp derin bir nefes aldım ve etrafa baktım.
Oturduğum yerden okulun arka bahçesini görebiliyordum. Aşağıdan kavga sesine benzer sesler duyduğumda kaşlarımı çatarak biraz daha eğilip aşağıya doğru baktım. Yine şu şımarık kız. Karşısındaki kızı iğrenir gibi duvara ittirdi. Yanakları kızarmış kızın suratına bir tokat indirdiğinde korkuyla ellerimle ağzımı kapattım. "Ne oldu? Arkamdan atıp tutuyorsun, karşılık versene....ezik." Küçümseyici bir gülümsemeyle kıza baktıktan sonra ordan ayrıldı.
Tam ayaklandığım sırada kafasını sıraya gömmüş olan çocuk bileğimi tuttu ve uykulu bir ses çıkarttı. "Gitme." Sinirle bileğimi çektim. Öğretmenden izin alıp hızlıca sınıftan çıktım.
Bahçeye indiğimde gözlerim yavaşça yürüyen grubun arasından Sıla'yı bulduğunda hissetmiş gibi arkadaşıyla olan sohbetini kesip bakışlarını bana çevirdi. Koşamaya başlayıp yanlarından geçtiğimde herkes yürümeye devam ederken durduğunu hissettim ama umursamadım. Zorbalığa tahammülüm yoktu.
Bahçenin arkasına ulaştığımda kız çoktan göz yaşlarını silmiş üstünü düzeltiyordu. Yanına yaklaştım. "İyi misin?" Ben ona yanıma aldığım peçeteyi uzatırken beni baştan aşağı süzüp göz devirdi. Kötü bir ruh halinde olduğundan bunu umursamadım. "Öğretmene gitmeden önce revire gidelim istersen." Kız bir kaşını kaldırıp anlamamış gibi yüzüme baktı. "Ne öğretmeni?" ne demek ne öğretmeni. "Az önce sana yapılanı gördüm öğretmene haber vermemiz gerekiyor."
Kafasını yukarıya kaldırıp seslice güldü. "Sen yenisin sanırım. Her neyse boş ver çeneni kapalı tut yeter." başka bir şey söylememe izin vermeden yanımdan uzaklaştı, tam köşeyi dönerken Sıla'yla karşılaşmasıyla afalladı fakat hiçbir şey söylemeden hızlandı ve gözden kayboldu.
Elleri okul hırkasının cebindeyken yanıma yaklaştı istemeden geri adam attığımda gülümsedi ve tam karşımda durdu. İç çekerek gözlerini kapattı, kafasını iki yana yatırıp gözlerini açtı. "Ne o kahramancılık mı oynamak istiyorsun güzellik? Ben kötü adam oluyorum herhalde." Kaşlarımı çattım. "Sende kötü adam olabilecek bir vizyon yok sadece böyle sıradan bir zorba olabilirsin."
Gülüşü soldu, ellerini cebinden çıkartıp üzerime doğru yürümeye başladı. Beni sertçe duvara ittiğinde afalladım. Aramızda bir adımlık boşluk kaldığında durdu ve bir elini duvara yaslayıp boştaki eliyle saçımın bir tutamını parmağına doladı. Gerçekten saçımdan ne istiyordu? "Tamam kahramancılık oynamayalım, şöyle yapalım sen benim işime burnunu sokma bende..." saçımı aşağıya doğru çektiğinde acıyla bağırdım. "Neyse ne işte benim işime karışma, o yardım ettiğin kızın da 'basit bir zorba'dan farkı yok bulaşmak istemezsin." Göz kırptıktan sonra arkasını dönüp uzaklaştı.
Saçlarımı istemeden sinirle karıştırıp dişlerimi sıkarak okulun içine girdim.
2016 gerçek badgirllü hikayelere döndük ya umarim bu fici devam ettiririm
