1.Bölüm(Savaş)

29 2 3
                                        

Yıl / 1576
Dogeron'un dar sokakları ve eski Rum evleri görülmeye değerdi. Şehrimizin sokaklarını ve eski, güzel evlerini görünce derin bir nefes alır yüzümde küçük bir tebessüm ile yoluma devam ederdim. Yine bu düşüncelere dalıp gittiğim esnada Arkamdan bir esnaf bağırdı

"Poşetinizi unuttunuz efendim."
Arkamı döndüm. Adamın benim küçük kardeşim için aldığım ve dalgınlığımdan olsa gerek unuttuğum poşeti utanç içinde hızlıca aldım.
Adamda anlamış olacak ki para üstünü de lafı dolandırmadan poşetin içine attı.
Ufak bir tebessümün ardından hızlıca arkamı dönüp
uzaklaşmaya başladım.

Bugünlerde kafam çok dağınıktı.
Çevremdekilerin suallerine aldırış etmesem de farkındaydım. Hemen solumda duran başka bir sokağa daha döndüğümde mahalleme girmenin huzuruyla daireme doğru ilerledim.

Zaderh beni karşıladığında yalancıktan gülümsemeyle poşeti eline tutuşturup
"Peter n'apıyor. hala kilisenin bahçesinde mi oynuyor."
Dediğimde yüzünde tatlı bir öfkeyle
"Evet, ne kadar 'gel buraya' diyerekten bağırdıysam da gelmiyor. İstersen sen git bak."
Diye peter için aldığım ekşi elmalardan bir tanesini alıp ısırdı.

Zaderh komşumuzun oğluydu. Ailem onları onlardan farklı düşünce ve farklı inançlardan olduğu için uzak durmamı isterlerdi Ama ben bu düşüncelerinin gereksiz olduğunu,
Zaten yaşamımız boyunca hep birlikte olacağımızı vurgulasamda babam eski Venedik yerlilerinden olduğu için hoş bakmazdı. Zaderh'e
"Gerek yok, oynasın çocuk"
Dedikten sonra bir hışımla elindeki
Elma torbasını alıp eve doğru yöneldim.

Kapıyı açtıgımda Babam oturmuş, halamın daha olmamış, muhtemelen yemekten sonra yememiz gereken portakallı şekerlerini yerken, halam da her zamanki gibi kendini yemeğe vermişti. elmaları tahta masanın üzerine koyup mutfağa girdim. İçeri girer girmez Babam bana sarılıp mutluluk naraları atarken aslında içinin her zamanki gibi sıkkın olduğunu iyi biliyordum. Babam annemin ölümünden sonra eski neşesini kaybetmiş ve dul halam tendra'yı yanına almıştı.

Tenra halam görece tombul, iri yarı bir kadındı ama bu ona farklı bir güzellik katardı. Halam, kocası öldükten sonra yas tutmuştu ve kimseyle evlenmemişti. Tenra halam mutfakta benim en sevdiğim, Bizim için kutsal saydığımız
Venedik dactakia'sını yapıyordu. Halam
"yemeğe yardım et Verna."
Bağırıp hayıflandıktan sonra kazanın başına geçip karıştırmaya başladım.
Babam
"Ne bu gürültü tendra"
Hafifçe gelen gürültünün ve çığlıkarın ardından Tendra halam anlam vermeyip pencereden aşağıya sarkdığında şehrin surlarının kırıldığını gördü. Benim ilk aklıma gelen küçük kardeşim Peter gelmişti.

Endişeyle halama
"Peter kilisenin bahçesinde"
Tendra halam bana döndüğü anda sanki yer yerinden oynamış gibi bir ses duyuldu ve koskoca şehirdeki bütün herkes dünya'da cehennemi yaşıayacaklarmış gibi bağarışmaya, kendilerini kurtarma arzusuyla derne çatma sandallara binerek uzaklaşmaya başladı. Ama herkes biliyordu ki bu gereksiz uğraşlar nafileydi.
Halam
"Verna, çabuk kilisede kardeşini bul ve buraya gel. Bağrışlara kulak asma. Hızlı ol. Biz seni evin arka kulübe yakınlarında bekliyor olacağız. Dikkatli ol."
kafamı sallayıp dışarıya kendimi attığım da arkamdan yine sağır edici bir ses duydum ve ani bir refleksle kulaklarımı kapattım. Yoğun Gürültüden ve bağrışmalardan Başım dönüyordu. yaşadıklarım da buna eklendiğinde dayanılmaz bir hal alıyordu. Zorlukla kafamı kaldırıp arkama baktığımda evimiz ateşlerin arasındaydı. askerler evlerin içine giriyordu.

Ne olduğuna anlam veremeden kiliseye doğru koşmaya başladım. Arkamdan süvari askerleri yaklaşırken ve ve nefes nefese kaldığımda en sonunda varmıştım kiliseye. Kilisenin içinde benden başka yirmi otuz kişi daha olduğu için peter'i bulmakta güçlük çekeceğimi anlamıştım. Hem bu sadece kilisenin içindeki insanlardı. Tanrı bilir bahçede kaç kişi vardı. Peter diye kilisenin içinde bağırmaya başladığımda kilisenin rahibesi kateryana beni bileğimden tutup çekiştirdi .
Kateryana
"Gel buraya, askerlere esir düşmek istemiyorsan gel çabuk. Hadi hemen arkamadan gel.
Kilisenin altında bir sığınak ve acil bir durumda kullanılabilecek bir geçit var. Geçit kilisenin papazı aziz nikolas'ın evinin bahçesine çıkıyor. Seninde bildiğin üzere papazın evi şehrin biraz dışında. Hadi, beni takip et."
Kafamda bin bir tilki dolaşırken tek diyebildiğim
"Peter, Peter nerede."
Olmuştu. Kateryana gürültüden sesimi duyamayıp beni tabiricaizse bileğimden sürüklemeye başladığımda artık çok geçti. Şehirle ve evinizle ilgili kilisenin dışarıya bakan küçük pencere aracılığıyla son gördüğüm cayır cayır yanan ve her yeri kaplayan siyah dumanlardı.

VERNA: SUSBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin