19 Ocak 1997
Yağmurlu bir pazar akşamıydı. Kasvetli hava, uzun bir süredir camdan dışarıyı izleyen küçük Lenora'nın içini karartırken küçük kız derin bir nefes aldı. Babası, izin günü olmasına rağmen sabahın erken saatlerinde evden gitmişti. Umutluydu. Onun doğum günü olduğundan babasının hediye almak için dışarıya çıktığını düşünüyor, umudunu yitirmemek için elinden geleni yapıyordu. Fakat unuttuğu bir şey vardı. Babası onun doğum gününü hiç kutlamamıştı.
Camdan çekilip koltukta uyuyan annesine baktı. Annesi hiçbir zaman onun doğum gününü kaçırmazdı çünkü Lenora'nın en sevdiği şeyin pasta üflemek olduğunu biliyordu ama bu sefer annesi de kutlamamıştı doğum gününü. Annesinin yanına ilerleyip üzerini en sevdiği ayıcık desenli battaniyesi ile örttükten sonra kucağındaki kitabı alarak annesinin kitaplığına, boyunun yettiği rafa yerleştirdi.
Tekrar annesinin yanına gidip yanağına küçük bir öpücük bıraktıktan sonra küçük adımlarla odasına çıkan merdivenlere doğru yürüdü. Hayatının doğduğu gün değişeceğinden habersiz, odasına çıktı.
Saat çok geç değildi ama okula gideceği için erken yatmak istiyordu. Ne kadar dışarıdaki yağmur seslerinden korksada yatağına girdi. Kafasını cama çevirip gökyüzünde parlayan aya baktı. "Merhaba Guardangel. Gökyüzünü korumaya devam ediyorsun değil mi?" Guardangel annesinin anlattığı bir gökyüzü koruyucusuydu. Annesinin her anlattığı hikayede kötüleri yenerdi ve oldukça güçlüydü. Lenora onu çok seviyordu. Ne kadar annesine belli etmese de, Guardangel hariç hiçbir hikayesini sevmezdi.
Gözlerini kapattı ve Guardangel gibi bir koruyucu olma isteğiyle kendini uykuya bıraktı.
*
Bir yıldırım düştü evin karşısındaki ağaca. Lenora korkuyla gözlerini açtı. Onu asıl korkutan yıldırım sesi değildi. Evden gelen patlama sesiydi. Odasından çıkmak istiyordu ama korkuyordu. Yataktan çıkıp annesinin yanında taşımasını istediği telefonu aldı ve rehberde olan dört kişiden teyzesini aradı.
Telefon çalarken yatağa geri çıktı ve bacaklarını kendine çekti. Saat oldukça geç olmuştu. "Efendim Lenora?" dedi teyzesi uykulu bir sesle.
Kız titreyen sesiyle, "Teyze galiba aşağıda bir şeyler oldu. Lütfen bize gelir misin? Aşağıya inemiyorum." dedi. Arkadan gelen hışırtı seslerinden anladığı kadarıyla teyzesi yataktan kalkmıştı. "Sakın odandan çıkma tamam mı Lenora? Hemen geliyorum. Ben odana gelene kadar odandan çıkma ve telefonu da kapatma."
"Tamam." telefonu kulağından çekmeden üzerini örtecekti ki aşağıdan gelen sesle bunu yapmaktan vazgeçti. Kapı kapanma sesiydi. Babası mıydı gelen? Kız heyecanla, "Teyze babam geldi ben gidip bir bakayım." dedi yataktan kalkarken.
"Lenora sakın! Sakın inme!" teyzesini dinlemeden telefonu yatağa bıraktı. Odasının kapısını yavaşça açarken teyzesi telefondan bağırıyordu. "Lenora çıkma odandan lütfen!"
Babası kesin pasta almıştı ona. Yüzünde gülümsemeyle merdivenlere ilerledi ve sakince merdivenleri indi. Görünürde kimse yoktu. Meraklı bakışları koltukta hâlâ uyuyan annesine kaydı. Uyanmamıştı. Hızla annesinin yanına gitti ve onu uyandırmaya çalıştı. "Anne uyansana."
Annesi hareket etmiyordu. Kız yere otururken "Sana hikaye anlatacağım." dedi. Battaniyedeki hızla yayılan kan lekesini görmemişti. "Sen hep benim uyumam için hikaye anlatırdın, ben ise uyanman için yapacağım bunu."
Küçük eli annesinin saçlarını okşadı. "Küçük bir dünyada Guardangel adında bir koruyucu melek varmış." annesinden beklediği soru gelmeyince kendisi sordu. "Peki bu koruyucu neyi koruyor?" kıkırdadı. "Gökyüzünü koruyor." sesini değiştirdi yeniden ve kendine bir soru daha sordu. "Neden koruyor ki?"
Sesini biraz kısıp, "Kötülüklerden." dedi gülmeye devam ederken. "Her seferinde kötülükleri yeniyor çünkü o çok güçlü ve her zaman iyiler kazanıyormuş. Sen böyle söylerdin bana anne."
Kapı yüksek bir sesle açıldı ve içeri Lenora'nın yağmurdan ıslanmış teyzesi girdi. Nefes nefese kalmıştı. Evleri çok uzak değildi. Bu yüzden koşarak gelmiş olmalıydı.
"Lenora." yüzünden anlamıştı küçük kız bir şeylerin ters gittiğini. "Teyze annem uyanmıyor. Ona hikaye bile anlattım ama uyanmadı. Sen uyandırır mısın?" teyzesi soğukkanlı bir tavırla ona yaklaşıp kucağına aldı ve sıkıca kollarıyla sardı. "Lenora."
"Teyze uyanacak mı annem? Babam gelmemiş biliyor musun? Doğum günümü senden başka kimse kutlamadı."
"Lenora."
Kız geri çekilip teyzesinin gözlerinden akan yaşları elleriyle sildi. "Teyze neden ağlıyorsun? Seni kim üzdü? Söyle de Guardangel seni ondan korusun. Guardangel çok iyi bir-"
"Lenora!" teyzesi bağırarak sözünü kestiğinde kız sustu. Zaten hep susmuştu. Hatırladığı ilk doğum gününde babası ona bağırdığında sustu. Guardangel'ı annesinden ikinci kez okumasını istediği için annesi kızdığında sustu. Okulun ilk gününde, yanındaki kızla tanışmak istediği ve onunla konuştuğu için öğretmeninin kızması üzerine yine sustu. Lenora hep susturuldu.
Teyzesi yaptığı hatanın farkına vardığında, "Özür dilerim. Sözünü kesmek istemedim Lenora özür dilerim." dedi üzgün sesiyle. Kız hiçbir şeyden habersiz onu affettiğinde teyzesi onunla birlikte evden çıktı. Yapacak başka bir şeyi yoktu. Geç kalmıştı. Carol her şeye geç kaldığı gibi, ablasını kurtarmak için de geç kalmıştı.
☆
Bir kurgum bitmeden ikinciyi yazmam çok zor olacak ama buna hazırım. Kafamda o kadar çok fantastik kurgu dolanıyor ki hangisini yazsam, hangisini wattpadde paylaşsam bilemiyorum. "Ya wattpadde okunmazsa?" düşüncesi ise yazmamı engelleyen önemli bir etken oluyor.
Tanıtım kelimesiyle fazla alakası olmayan, geçmişten bir kesit verdiğim bu bölüm ilk bölümüm olsun. Umarım okunan bir kurgu olur çünkü ruhumu ortaya koyuyorum :d
BẠN ĐANG ĐỌC
MELEZ
Viễn tưởngYıllar önce yaşadığı garip bir olay nedeniyle kendini arkadaşlarından soyutlayan Lenora, ölüm ile karşı karşıya geldiği an her şeyin bittiğini sanmıştı. Ta ki gözlerini Koruyucu Eğitim Merkezinde açana dek. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, zamanın;...
