En son hatırladığım şey ağır ve korku dolu bir korna sesiydi.Arabanın farları aşırı parlaktı ama bu aracın büyük kamyon gibi birşey olduğunu görebilmiştim.O kamyon bir teyzeye doğru son hız gidiyordu.Bu konuda birşey yapmam lazımdı . Bende teyzeyi ittirip kamyonun önüne atladım. Belki onun çocukları , torunları , bir ailesi , belki yaşayacak daha çok şeyi vardı ama benim ne bir ailem ne de yaşayacak birşeyim yoktu. Ben 1 yıl önceki yangında zaten çoktan ölmüştüm....
Gözlerimi açtığımda bir odadaydım , sanırım burası hastaneydi. Işıklar gözümü çok alıyordu . Karşımda birsürü kişi vardı . Çoğu doktor yada hemşireydi sanırım . Onlar dışında hayatını kurtardığım teyze elinde mendil ve kırmızı sulu gözlerle bana bakıyordu . Yanındada sakallı kamyoncu tipli bir adam vardı. Doktorlar "şuan nefes almana bile aşırı şaşırdım , sen çok güçlü birisin , o hızdaki kamyonun önüne atlayıp bu derece sağ çıkan birini görmemiştim Allah seni korumuş çocuğum" dediler. Sonrasında gittiler . Hemşirde bana bağlı olan seruma birşeyler yapıp gitti.(Max tıp bilgim ; cerrah olmak istiyodum bide :D ) ,
Sonrasında teyze yanıma gelip "Allah'ım sana çok şükür korudun güzelim yavrucağı." diyip dua etmeye başladı. Herşey şuan bana garip geliyordu ve anesteziden olsa gerek kendimi gevşemiş ve yorgun hissetmeye başlamıştım. Sonra aklıma yaşananlar gelince aniden ağlamaya başladım. Yangında ailemi kaybetmem , sokakta saçma bir hayat yaşamam , çalıştığım yerde taciz edildiğim için ağladığım günler..Hepsi gözümün önünden geçti ve beni ağlama krizine soktular. Dakikalardır konuşmayan adam bana hemen yanındaki peçeteyi uzattı ve özür dileyip onu affetmem için yalvardı. Gözlerinden keder,hüzün,yaş,yogunluk,umutsuzluk ve diğer bütün kötü duygular akıyordu. bunu hissetmiştim. Sonrasında bir sorun olmadığını ama onun kim olduğunu sordum. En son bana ne olduğunu sormayı akıl edebilmiştim. Adam titrek bir ses ve yorgun gözlerle bana olayları anlatmaya başladı. O adam bana çarpan kamyonun sahibiymiş. Benzinlikte onun kamyonunu çalmışlar ve son sürat kaçarken bana çarpmışlar. Kamyon sahibide motorla onları takip etmiş sonra teyze sayesinde beni bulup hastaneye kadar getirmiş.
Ona her hangi bir sorunum olmadığını ve yakında düzeleceğimi söyledim. Sonrasında adam elindeki poşetten bir telefon ve kulaklık çıkarttı. Bu aşırı garipti çünkü ikiside aşırı pahalı ve güzel duruyordu. Adının Cahit olduğunu öğrendiğim adam "Bunlar senin. Parayla sağlığını geri veremem ama seni mutlu edebilirim. Umarım beğenirsin ve merak etme sana çarpanları bulunca onlara gerekeni yaptıracağım!" dedi. Bir kamyoncu ne kadar kazanıyorduki bu kadar pahalı hediye alsın?? Ona teşekkür ettim ve hediyesini kabul ettim. Telefon çok güzeldi ve turkuazdı. "Bu benim en sevdiğim renk nasıl bildiniz?" diye sordum . Cahit abi "Çantanın rengi siyah ve bu renk siyahla uyumlu , he birde eski telefonunda turkuaz bir kılıf vardı." diyip gülümsedi. Ona bin kere dana teşekkür ettikten sonra odaya polisler geldi ifademi almak için. Onlara Cahit beyden şikayetçi olmadığımı ve onunla bir sorunum olmadığını hatta bana telefon ve kulaklık aldığını bile söyledim. Polisler ifademi aldıktan sonra Cahit beyle konuşup anlaştılar ve kamyon hırsızı kişinin peşine düştüler. Bulacaklarına inanıyorum.
Cahit beyde bizden izin isteyip gidince ben teyzeyle baş başa kaldım. "Sizin adınız neydi?" diye sordum."Benim adım Necla." diye karşılık verdi. Onunlada sohbet ettim . Ailemin başından geçenleri o korkunç kazayı ve sonrasında olanları bir bir anlattım. Beni şaşkınlıkla , üzgün, ve acıyarak dinledi. Halime acıdığı her hareketinden okunuyordu. Bana çok minnettardı sonuçta hayatını kurtarmıştım. Ama tahmin ettiğim gibi bir çocuğu yoktu , hatta hiç evlenmemişti bile.Coğrafya öğretmeni olduğunu ve orta gelirli mutlu bir hayat yaşadığını söyledi. Konuşma bitince yanındaki çantadan çorba çıkardı ama malesef çorbayı yiyemedim. Daha yeni yoğunbakımdan çıkmıştım ve doktorlar çorba içmeme izin vermemişti. Hoş izin verseler bile içmezdim çünkü başım ağrıyordu ve midem bulanıyordu. En son aşk hayatından konu açılınca Mennur adında birinden hoşlandığını öğrendim. Kendisi bu hastanenin sahibi ve baş hekimiymiş. Benim hastane masraflarımı Cahit bey ve o karşılamış."Senin sevdiğin biri varmıydı canım ?" diye sorduğunda korktuğum başıma gelmişti. Ben bugüne kadar çok fazla kez bu durumda kalmiştım ve başa çıkamıyordum. Necla teyzeye yalanda söyleyemezdim çünkü çok saf duruyordu. Ona benim hemcinslerim gibi olmadığımı ve kadınları değil erkekleri sevidiğimi söyledim. O ise bunu mutluluk ve normallikle karşıladı.
O kesin çok iyi ve anlayışlı bir öğretmendi. Bu düşüncelerimi ona söyediğimde o güldü ve "Artık öğretmenlik yapmıyorum , şuan bir yurt müdiresiyim ve yurt işletiyorum. Okul müfredatının kötülüğünden mesleği bıraktım"dedi. gülebildiğim kadar güldüm ama güldükçe dudağımdaki yara aşırı acıtıyordu. O sırada odaya uzun boylu genç biri girdi. Tipi fena değildi... Hatta acayip iyidi. Necla teyzeye konuşmaya geri döndü "Eee peki erkek arkadaşında aradığın kriter nedir?" diye sorduğunda utançtan yerin dibine girdim. YA NECLA TEYZE ULU ORTA YERDE SÖYLENİRMİ SEN GAYSİN DİYE .... Utana utana cevapladım . "Normal birinin istediğigibi , uzun boylu , bakımlı , sesi güzel , ve karakteri düzgün herhangi biri olabilir ." diyip gülümsedim.
Onun gözündeki ahh yavruuummm BOK bulursun bakışını görebiliyordum . Bu bakışaazıcık tebessüm ettim . Doktorlar beni tekrar kontrole geldiler ve sonrasında Necla teyze telefonuma onun numarasını ve adresini kaydedip gitti. Bende doktorların muayenesinden sonra Biraz uyudum.Umarım uyanınca herşey daha güzel olurdu...
Yeni kitaba başladım bence bu çok iyi olacak. Kurgu sizce nasıl ilerlemeli yaza nasıl ilerleyecek ?
YOU ARE READING
Olabildiğince Mutlu
RomanceHEY SEN BU BİR UYARIDIR . Eğer yanlışlıkla buraya düştüysen geçmiş olsun . Eğer bilerek geldiysen <3 Bu kitap eşcinsellik içerir o yüzden eğer homofobiksen kitabımı kirletmeden uzaklaş. Kitaba hastalık bulaşmasını istemem. ;) Eğer değil isen iy...
