1. Bölüm: Her Şeyin Başlangıcı

46 4 65
                                        

Her şey bir çocuğun yetimhaneye terk edilmesiyle başladı.

~~

*Alarm sesi*

Gene sıkıcı bir güne ve lanet bir okul gününe başlıyorum. O kadar uykum var ki bıraksalar bir hafta aralıksız uyurum. Neyse, tam yatağımdan kalkacağım sırada yurt odamın kapısı tıklatıldı ve kapının arkasından bir kadının sesini duydum "Homura uyanmadın mı hâlâ? Geç kalacaksın acele et!" odadaki saate baktığımda cidden nerdeyse okula geç kalacağımı fark ettim, hızlıca yataktan fırlayıp okul için hızlıca hazırlandım. Hazır şimdi hazırlanıyor iken size kendimden bahsedeyim. Ben Homura, lise ikinci sınıf öğrencisiyim ve bu yetimhanenin erkekler yurdunda kalıyorum. Nedenini az buçuk tahmin edebiliyorsunuzdur. Evet ben hem yetim hem de öksüz bir çocuğum, ailem ben daha bebek iken beni bu yetimhanenin arkasına bırakıp kayıplara karışmışlar. Beni bulan kişi az önce kapımı tıklayan Fatma ablaydı, o buranın öğretmenlerinden biridir. Bu yetimhaneye terk edildiğim için haberlere çıkıyordum sürekli "Yetimhaneye terk edilen bebek" diye. Böyle sürekli haberlere çıktığım için bir sürü aile geldi ve benim onların öz çocukları olduğumu söyledi ama yetimhanenin müdürlerinden biri olan Selim hocam o ailelere DNA testi yapmalarını söyleyince nerdeyse hepsi afalladılar çünkü DNA testlerinin hepsi negatif çıkmıştı. Bir de hepsinin sicil kaydına bakılınca çoğunun sicili aşırı kabarıktı. İnsanların bu kadar acımasız olmasını anlamıyorum, küçük bir çocuğu nasıl böyle kandırmaya tenezzül edebiliyorlar? Neyse bu olaylar benim için geride kaldı. Bu olaylar ben 11-12 yaşlarına gelince kesildi. Tabi hâlâ bazı aileler gelip beni evlatlık almak istiyorlar ama ben istemiyorum. Bir aileye ihtiyacım yok, çünkü burada kocaman bir ailem var bu bana yeter de artar. İnsanlarda bende olan çok ilgilerini çeken bir özelliğim var o da göz rengimin biraz koyu bir turuncu renkte olması. Belkide insanlar bu yüzden beni evlatlık almak istiyordur, bilmiyorum artık.

Hazırlanmamı bitirdiğim gibi hızlıca yetimhanenin kantinine inip bir simit kaptığım gibi koşarak okula doğru fırladım. Okulun girişine vardığımda daha dersin başlamasına 10 dakika olduğunu görünce derin bir nefes aldım. Tam içeri girecek iken girişin hemen yanında duran ve bana dik dik bakan üç kişiyle göz göze geldim. Bunlar benim zorbalarımdı, tabii eskisi kadar zorbalık yapamıyorlar sadece laf atabiliyorlar. Neden zorbalık yaptıklarını merak ediyorsanız söyleyeyim. Şu yanlarındaki kız bana ortaokul son sınıfta iken çıkma teklifi etmişti tabii benim zorba insanlarla işim olmadığı için bende reddettim, sırf bu yüzden. Ne kadar saçma değil mi? Yanlarından geçerek -onlarla göz teması kurmadan- okul binasına girdim. Sınıfıma girerken de koridordaki kızların benim hakkımda heyecanlı bir şekilde fısıldaştıklarını da duymadım değil. Sınıfıma geldim ve öğretmenler masasının önünde olan sırama oturur oturmaz yanıma üç tane kız geldi.

Kız1:"Homura günaydın! Bugünde mükemmel görünüyorsun."

Kız2:"İstersen bugün yanına oturabilirim, hem bana dersler konusunda belki yardım edebilirsin."

Kız3:"Ne diyorsun sen be! Homura'nın yanına oturmaya layık olduğunu mu düşünüyorsun?!"

Kız1:" Homura istersen çıkışta birlikte gidebiliriz."

Kız2:"Homura niye cevap vermiyorsun?"

Kızlar bunu söylediğinde ben çoktan erkekler tuvaletine gitmiştim "Sonunda sessizlik"

~

Sonunda gün bitti ama hocalar sağolsun bir ton ödev vermeyi ihmal etmedi. Özellikle de biyoloji hocası. Neyse kütüphaneye gidip ödevlerimi orada bitirme kararına vardım ama önce Selim hocayı arayıp izin istemem gerekiyordu. Telefonumu cebimden çıkarıp arama rehberim de "Selim Hocam" yazan kişiye bastım, bir kaç kez çaldıktan sonra telefon açıldı. Selim hocaya ödevlerim için kütüphaneye gideceğimi söyledim. "Peki, fazla geç kalma. Dikkatli ol." dedi ve telefonu kapattım. Tam çıkışa doğru ilerlerken birinin bana seslendiğini işittim. Arkamı dönüp baktığımda sabah ki o üç kızdan biri bana doğru geliyordu.
"Noldu? Eğer önemli bir şey yoksa gitmem lazım" dedim. Kız hiçbir şey söylemeden elinde tuttuğu zarfı bana uzattı "Şey ben sana bunu verecektim de." Kızın eldindekinin bir aşk mektubu olduğunu hemen anladım ama nezaketen elindeki mektubu aldım ve derin bir nefes aldım, hafif ve soğuk olan havayı içime çekerek "Teşekkür ederim ama sana karşı aynı hisleri beslemiyorum, kusura bakma." Dedim. Kıza böyle söylediğim an yüzündeki buruk bir ifade oluştu. Boşta olan elimi kızın omzuna koydum ve hafifçe öne eğilerek " Kafaya takma hâlâ aynı sınıftayız, dünyanın sonu değil, eeee?" Ne diyeceğimi bilmiyorum "İstersen arkadaş olarak kalabiliriz." Evet teselli konusunda berbat bir insanım. Bunu söylediğimde kızın yüzündeki buruk ifade aniden heyecan ve mutluluğa dönüştü. "Teşekkür ederim Homura." dedi. Elimdeki mektubu ona geri vermek içim uzattım ama eliyle hemen geri itekledi "Hayır hayır sende kalsın ben seni fazla tutmayayım. Yarın görüşürüz." dedi. Kıza el salladıktan sonra hızlıca otobüse yetişmek için koştum.
~
Kız1:"Omzuma dokundu!"* Heyecanlı bir sesle ve utançtan kıpkırmızı olan bir yüzle söylemişti.*

ANKAWhere stories live. Discover now