Lileas ve Sorcha

8 1 26
                                        

Burada geçen çoğu olay şakasına yazılmıştır. Lütfen ciddiye almayınız.

İki sınıf arkadaşımın kendimce uydurduğum bir hikayesidir.

Lileas ve Sorcha'nın aşırı duygusal (!) hikayesi...

...

Lileas ve Sorcha


Lileas

Geminin ıslak ahşaplarını inceledi Lileas. Birkaç saat önce kamarasındaki pencereyi açık bıraktığından dolayı yağmur içeri girmişti. Şimde ise, Zaven'a komşu olan Gfreia'nın sınırlarındaki küçük bir adaya giderlerken, havada güneş vardı. Güneş sarı saçlarını parlatıyor, beyaz tenini daha da beyazlaştırıyordu.

Deniz tuzunun baydırıcı kokusu, annesinin liderlik ettiği bu gemiye yayılmıştı. Boğucuydu.

Lileas kamarasından çıktı. Evet, birlikte göç ettikleri aileler ona bakacaklar ve büyü gücünü diğerleri gibi -özellikle de annesi gibi- kullanamadığı için ona değil annesine acıyacaklardı. Ama Lileas umursamıyordu. Buna alışıktı ve en azından onlar gibi kendini beğenmiş değildi. Hatta onların aksine Zavencayı diğer herkesten çok daha iyi konuşur, bunu bir kitap bile açmadan yapardı. İnsanlar bunun önemsiz olduğunu söylerdi ama kendi büyü gücüyle yarattığı kartları aksini söylüyordu.

Lileas koridor boyunca ilerledi. Koridorda küçük, daire şeklindeki pencereler sırayla dizilmişti ve içeriye sızan güneş Lileas'ın gölgesini yansıtıyordu. Oldukça sade bir gemide oldukları için pek bir detay yoktu.

Dışarıya çıkmasını sağlayacak kapının önünde durdu ve kapı kolunu aşağı indirerek kapıyı açtı. Güneş onu sert bir şekilde karşılayınca Lileas elini kaldırdı ve gözlerini kırpıştırarak onları alıştırmaya çalıştı.

Büyücü Kabilesi güvertede doluşmuştu. Küçük çocuklar gülüşerek birbirlerini kovalıyorlardı. Lileas gibi ergen olan diğer çocuklar ise göz ucuyla ona bakıyorlardı.

Lileas güvertenin ucuna gitti ve denizi izledi. Denizde yüzmeyi sevmiyor olsa da manzara büyüleyiciydi. Berrak suyun içindeki balıklar sürü halinde yüzüyor, güneşle birlikte parlıyordu. Lileas istemeden de olsa Gfreia'dan ne zaman ayrılacaklarını düşündü. Zira annesinin yönettiği bu kabilenin belli bir yeri yoktu. Bir aksilik olmazsa her mevsim değişiminde başka yere gidiyorlardı çünkü insanların onların kimliklerini bilmemesi gerekiyordu. Bu durum Lileas'ın yaşam şekline dönüşmüş olsa da buna alıştığından şüpheliydi.

Yanında bir gölge belirdiğinde Lileas hızlıca o tarafa baktı. Hardal rengi saçı ve çilli yüzüyle bu Angus'tu. Lileas gözlerini devirdi. Bu oğlana katlanamıyordu. Veletçe sözleriyle kendisini iğnelediğini sanıyordu.

"Nasıl bir duygu?" diye sordu Angus sırıtarak.

Lileas ona sinirle baktı. "Defol git."

Angus onu dinlemedi. Hatta sırıtışı daha da genişledi. "Güçsüz olunca insan kaba sözler sarf ederek diğer insanları kendinden uzaklaştırmaya çalışır. Çünkü onları asla yenemeyecektir. Aynı senin gibi."

Lileas, Angus'un üstüne yürüdüğünde oğlanın gözleri bir anlığına irileşti ama sonra kendi geldi. "Ne yapabilirsin ki bana?"

"Bunu," dedi Lileas ve ayağını oğlanın özel bölgesine geçirdi. Angus çığlık attı ve yere çömeldi. Yüzü kızarmıştı ve alnı ter içindeydi. "Çok iyi bir büyü gücüne sahip olabilirsin, Angus ama beynin boş."

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jan 24, 2024 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Lileas ve SorchaStories to obsess over. Discover now