Kendimi asla böyle hissetmemiştim.. kayboldum sanki.. ben Aylin. Ruhlar sarayının güzeli ve birtanesi.. yada öyleydim.. 1 yıl önce başladı benim
hikayem .
߷߷߷߷
Ben sarayın en güzeli Aylin bu gece yine çok güzel olacağım.(kendimi övmeyi seviyorum)
Bunu bağırarak ortalıkta dolaştığım sırada yanıma en yakın arkadaşım Derya geldi uzun siyah saçları kocaman kahve rengi gözleri ile çok şirin duruyordu o bu sarayın en sevileniydi. " aylin bu günün hangi gün olduğunu biliyorsun dimi". Bir dakika. Ah.. nasıl unutmuştum ben.. bu gün ruhlar sarayının 100. Yıl kutlaması vardı ruhlar aleminden herkes davetliydi bizzat kendim de. "Sakın bana unuttuğunu söyleme çünkü bu gün ruhlar aleminin en zengin saraylarından insanlar katılacak ve bizim katılmamız şart". Diye söze girdi. Evet biliyorum deryaların en siyahı(siyah saçları olduğu için ona öyle hitap ediyordum). Bu gün herkes katılacak ve bende.. orda olacam..(mecburi katılmak zorununda olmak beni geriyor ) gidip elbisemi giyerek hazırlanmaya ve ilk adımı atarak ise göz kamaştırıcı güzelliğimi sergilemek istedim.Koridorda süzülerek adete dans ederek odama girdim uzun askılı pembe kabarık elbisemi üzerime geçirdim. Turuncu omuzlarıma kadar gelen saçlarımı sadece taradım. Beyaz cam eseri topuklularımı ayağıma geçirdim ve gecenin en güzel kızı olabilmek için ise inci küpelerimi ve tacımı takarak çıktım. 100. Yıl kutlaması bu sarayın varoluşu asırlardır var ama sadece yüz yıldır kutlanıyor çünkü.. tam yüz yıl önce lanetli gecede ona veda ettik.. bu sarayın tek kralına.. söylentiler hala dolanıyor.. o lanetin hala birini hapis edeceğini ölümle sonuclandırmadan bu lanetin ortalıktan kalkmayacağını söylüyorlar bazen.. ve ben o beyaz balo kapısının tam önünde duruyorum içeri girmeye çalışıyor ama bir şey beni geri itiyor gibi hissediyorum. Belki de bu lanetin kurbanı ben olacaktım.. elimi kaldırdım ve beyaz kapıyı iterek gecenin şaheseri olmak için içeriye girdim. Tacımın yansıttığı zümrüt ışık tam karşıdaki altından kaplı olan vazoya yansıyordu. İçerisi oldukça kalabalıklaşmaya başlamıştı bile.. kapının köşesinde hala dikildiğim sırada bir el beni tutup çekiştirmeye başladı.. korku ile irkilip kolumu çektiğim sırada deryanın büyük kahverengi gözleri buluştu benim denizin suları ile "sakın soluna bakma ama orada en zengin sarayına sahip kişinin oğlu tam karşında" dediği sırada istemsiz denizimin sıralı o yana savruldu ve onu gördüm..
YOU ARE READING
Palace of the souls
FantasyHerşey yüz yıl önce vefat eden bir kraldan sonra ki lanet ile başlar. Asırlardır korkuyla yaşayan lanetten korkan saray halkını hem kurtaracak hemde başına gelecekleri hesap etmeyecek olan aylinin hayatının değişmesinin hikiayesidir.
