GİRİŞ

12.9K 448 47
                                        

Selam, bir süredir (yaklaşık 2 senedir falan sanırım) bu kitabı düzenleyeceğimden bahsediyordum. Biraz habersiz oldu ama birkaç ay içerisinde düzenleyip bitirmeyi planlıyorum kitabı tekrardan. Şimdilik yeniden hoş geldiniz, iyi okumalar. 

Buraya da bir başlama tarihi bırakabilirsiniz.

Instagram:reminduagain

Dışarıdan gelen siren sesleri her geçen saniyede daha çok arttırıyordu paniğimi. Yürümekle koşmak arasında bir şey yapıyordum ve sürekli takılıyordum bacaklarım titrediğinden. Zaten bir kere düşüp dizlerimi paramparça etmiştim. Bir daha düşersem dizlerimin ne hale geleceğinden emin değildim ve canım şimdilik yeterince acıyordu.

"Ellerini kaldır ve dışarı çık! Teslim olmaktan başka seçeneğin yok!" diye bağırdı dakikalardır bağıran polis memuru megafonuyla.

Teslim olsam ne olurdu acaba?

Kapatılmış fabrikanın içinde gezinirken eski dikiş makineleri ile dolu odadan çıktım. Normal bir günümde olsa böyle bir odadan yine ödüm kopardı zaten, bir de üstüne dışarıda polisler vardı ve içeride daha tehlikelisinin de olduğuna emindim.

Bittiğim andaydık işte. Kendimi yakalatıyordum. Hem de henüz işlemediğim bir suçtan kendimi yakalatacak, ömrümün sonuna kadar da ceza evinde çürüyecektim çünkü peşime düşüp beni kurtarmaya çalışacak kimsem yoktu.

Bari işlediğim suçlar yüzünden olsaydı.

Burası birazdan patlayacaktı. Burası patlayınca ise içinde ben de geberip gidecektim.

Kapısı neredeydi? Polislerin görmediği bir yerden çıkışı olmalıydı buranın. Mantıken hep öyle olmaz mıydı? Her zaman gizli bir çıkış olurdu. Bütü filmlerde böyle olurdu, hepsi de kurgu olamazdı o filmlerin bence.

Odadan tamamen çıkıp pencerelerden uzak durarak merdivenlerden indim. Aşağıdan gelen sesle anında durdum ama yüksek ihtimalle farelerdi çünkü bu ana kadar en az on tane görmüştüm zaten.

Adımlarım biraz daha yavaşladı ses çıkartmamak için. Merdivenin bitiminde pencerede eğilirken odaya geçtiğim an sırtım bir başka bedene yaslandı. Aynı anda ellerimi sıkıca tek eliyle tutarken ağzımı da kapattı ve başımı geriye doğru çekti.

Çırpındım.

Siktir.

"Bakın burada kim varmış?" diye fısıldadı. Titredim.

"Etrafın sarılı, teslim ol!" diye bağırdı polis.

Siktir, n'olur yakalayın beni. Ne olur içeri girin ve beni yakalayın.

"Masal'dı, değil mi?" dedi. Gözlerimi kapattım.

Evet. Öleceğim. Hadi.

Hafifçe elini çekti ağzımdan. Yutkundum.

"Bırak gideyim," dedim sadece. Güldü.

"Yapmadığın bir şeyin cezasını çekmeye pek de isteklisin," dedi alayla.

Asrın. Adı buydu. Adını öğrendiğim günden beri, iki gün geçmişti, beni bulacağını biliyordum.

"Sadece iki dakika var. İki dakika sonra burayla beraber yok olabilirsin," dedi. Hıçkırdım.

Ölmek ya da yakalanmak istemiyordum. Her şey normale dönsün istiyordum. Sadece beş saniye öncesinde, merdivenlerde olduğum ana dönmeyi ve sonra hayatımın sonsuza kadar orada durmasını şu ana tercih ederdim.

"Ya da benimle gelebilirsin. Ufak bir patlama yaratalım bitsin," dedi alaycı sesi kulağımın arkasından.

Daha korkunç.

Çok daha korkunç çünkü benden nefret etmek için çok fazla sebebi var. Beni öldürecekti büyük ihtimalle.

Tanrım. Öleceğim. Kesin öleceğim.

"Ben...Ölmek istemiyorum," diyebildim sonunda çaresizce. Güldü.

"Akıllı kız," dedi ve ellerimi bıraktı ama sallandım. Sonra tek elimi avucunun içine aldığı gibi koşmaya başladı. Sadece bir an duraksadım ve savruldum ama sonra toparladım ve koştum.

Ondan daha hızlıydım.

Yan yana koşarken geçtiğimiz yerlere baktım. Merdivenleri indik üçer beşer. En sonunda demir bir kapıda durduk. Elimi bıraktığı gibi kapıyı kilitleyen büyük demir parçayı kaldırdı. Sonra kapıyı açtı hızlıca.

Bana döndü. Hayatımın şokunu yaşadım. Gülümsedi.

"Biliyorum çok fena yakışıklıyımdır. Kızlar hep şok oluyor," dedi alayla. Sonra elime uzandığı gibi çekti beni. Yukarıda bir gürültü koptu. Demir kapıyı üstümüze çekti. Gürültü daha da büyüdü. Patlamayı duyduk. Üstümüzdeki tavandan tozlar döküldü. Elimi bırakmadan koşmaya devam etti. Sonunda açıklığa çıktığımızda durdu. Elimi kendime çekerken bir adım geriledim

"Sen benim okulumdasın," dedim şaşkınca. Onu görmüştüm. Onu okulumda görmüştüm.

"Dikkatlisin de..."

Yaşadığım dünyada etrafıma fazla dikkat etmezdim ama okul kantininde defalarca kere gördüğüm bir çocuğu unutmazdım da. Göz aşinalığıydı tamamen.

"Sen...Siktir...Sen hep..." derken konuşamadım. Bir kere daha sarsıldım. Aynı okuldaydık. Onu defalarca kantinde görmüştüm.

Yakın arkadaşım Lale'nin kuzeni Halenur onun çok yakışıklı olduğu hakkında konuşup dururdu.

Adını bilmezdik. Öğrenmek içimden bile gelmemişti. İstesem on saniyemi alırdı. Sadece istememiştim.

Ben yıllarca peşinde olduğum SrK83x'in adının Asrın Korsu olduğunu öğrenmiştim. Ama Asrın Korsu'nun hayatını araştırma kısmında çok sorun yaşamıştım.

Bu yüzdendi. Bu yüzdendi. Siktir ki bu yüzdendi.

Bir an için gözlerim karardı. Korkuyla tutunmak istedim sadece ama sonra bilincim de kapandı. Konuşamadım bile.

BİLİNMEYENİ BULMAK Stories to obsess over. Discover now