Soğukla verdiğim mücadele beni iki büklüm bırakmıştı. Dizlerimi göğüsüme kadar çekip ellerimi bedenime sardım. Kafamı dizlerimin üzerine koyup bir süre ısınmayı bekledim. Gözlerimi ve bilincimi hep açık tutmalıydım. Başımı dizlerimden kaldırıp ellerime baktım. Titreyen ellerimi artık hissetmiyordum. Onlara can vermek için onları açıp kapatmayı denedim ama eklemlerim kaskatı olmuştu. Ellerimi ağzıma götürüp sıcak nefes verince biraz da olsa hareket ettirebilmiştim. Ellerindeki morarma pek hayra alamet değildi. Bir an önce üzerimdeki uyuşukluk atıp hareket etmeliydim burada daha fazla kalmak ölüme bir adım daha atmak demekti. Vücudumla düşüncelerim tamamen çelişki halindeyi soğuğun yanında açlığım ve yorgunluğum da beni tamamen bitirmişti. Güç toplamak için derin bir nefes aldım ve sırtımı yasladığım kayadan güçlükle ayrıldım. Bacağımı ileriye doğru hareket ettirdiğimde uyuştuğunu hissettim. Olmayacaktı böyle, bu ölüm uyuşukluğu beni öldürecekti. Sırtımı tekrar kayaya yaslayıp, bacaklarımı ileri geri hareket ettirip, bacaklarimdaki kan akışının hızlanmasını sağladım. Bacaklarımla birlikte ellerimi de açıp kapatarak onlarada can vermeye çalıştım. Vücudum iyice açıldığında Berlin sokaklarında yürümeye başladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PUS
RomanceBuz tutmuş kayalara sırtımı dayayıp öylece oturuyordum. Soğuk iliklerime kadar işlemişti. Tüm kaslarım tutulmuştu. Vücudum titrerken çenemin titremesine engel olamıyordum. Dişlerim tıkırtılarını dinliyordum. Kalbim küt küt atarken gözlerimin yavaşça...
