Yanmış bir evin küllerinden kalan tek gerçek bendim.
Ya da ben öyle sanıyordum...
Ermeda Özer, küçükken masum hisler beslediği çocukluk arkadaşını evlerinde çıkan bir yangında kaybettiğini zanneder. Yıllarca bunun yasını tutarak, yaşadığı bu kayıpl...
Yepyeni bir macera ile merhaba, Angus & Julia Stone- Big Jet Plane (Kendileri yeni yolculuğumuzun şarkısı olur...)
Sizler de başladığınız tarihi buraya bırakabilirsiniz...
Umarım onları çok seversiniz. Keyifli okumalar <3
'İnsan, bazen iyileşmek istemez çünkü içindeki acı, sevdiğinden kalan son hatıradır.' ⏳
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Bu kitapta bahsi geçen olaylar, kişiler ve kurumlar kurgudan ibarettir. Gerçeklikle bir bağlantısı yoktur!
🍂
Kış mevsiminin, kendisini bütün soğukluğuyla gösterdiği günlerden biri yaşanıyordu. Bu alandaki sayısızca insan, havanın soğukluğuyla az da olsa kendilerini ısıtmaya çalışırken önlerindeki bir noktaya odaklanmıştı.
Bütün bu kalabalığın içerisindeki bir kişi çarpıyordu göze: Ellerini simsiyah kabanının ceplerinde sakladığını kimse fark etmiyordu. Bütün üzüntüsünü içinde kopan fırtınalar eşliğinde yaşamaya çalışması, genç kızın acı çeken gözlerinden belliydi oysa.
Ve bunu sadece bir kişi fark edebilirdi.
Bütün her şeye rağmen dimdikti omuzları. Bütün bu olanlar o ve onun gibi daha birçok kişinin omuzları, daha fazla yük taşımasın, çökmesin diyeydi. Bazıları, ömrü boyunca bunun için çalışmış ve buraya asla ödenemeyecek fedakarlıklarla gelmişti.
Şimdi geride kalanlar için dik durmanın zamanıydı ve genç kız, bunu çok iyi biliyordu.
Küçüklüğünden beri bunun bilinciyle büyütülmüştü.
Birkaç adam, önlerindeki kalabalığa doğru adımladığında diğer yandan da ağızlardan feryatlar kopuyordu. Genç kız, sıktığı ellerini ceplerinden çıkarırken koluna gevşekçe tutunan parmaklara uzandı, yavaşça dudaklarını bu parmakların üzerine yasladı. Aynı kendisinin elleri gibi, soğuktan kızaran elleri görünce avucuna kapattı bu elleri. Yavaşça üzerine eğildiğinde bu buz gibi olan elleri, üfleyerek az da olsa ısıtmak istedi.
İşte bu hareketle aklına gelenler, o ana kadar koruduğu dik duruşunu kaybetmesine ve zihninin derinliklerindeki o film ile karşı karşıya kalmasına neden olmuştu. Ne zaman yanağını ıslattığını bilemediği gözyaşlarını, hızla gözlerini kırparak gizlemeye çalışırken önündeki toprak yığınına çevirdi bakışlarını.
O toprak, ondan aldıkları yetmemiş gibi az sonra avuç içlerini her daim üfleyerek ısıtan o adamın da üzerini örtecekti.
Yavaşça üflediği elleri bırakarak tekrardan kendi ellerini kabanın ceplerine sıkıştırdı.