Gece zifiri karanlık. Saatse bana inat gittikçe geç olmaya başladı. Pencere kenarındaki masamızın köşeleriyle oynayıp, gözlerimin yanmasını dindirmeye çalışırken bir ses uyandırdı beni;
"Konuş artık."
Kızlardan herhangi biri olmalıydı, anlatmamı rahatlamamı bekliyorlardı. Gözlerini bana dikmiş "Böyle bir adamla tanıştım, ama merak ediyorsanız söyleyeyim uzun sürmeyecek." dememi bekliyorlardı. Sonra kadehlerimizi masaya vurup, evlerimize dağılacak ve sorunlarımızı hallettiğimizi varsayacaktık. Ama yapmadım.
"Aslında doğru düşünüyorsunuz." dedim.
"Bir adam var. Şu elimdeki kadehi görüyor musunuz? Kaçıncı olduğunu biliyor musunuz? Ben bilmiyorum. Saat kaç? Saymayı bıraktım. Bugün günlerden ne ve yarın ne olacak? Bunların hiçbirini bilmiyorum. Hiçbirini bilmek istemiyorum. Henüz birkaç gün önce yanağının hafif pürüzlü halini tanıdı dudaklarım, sırtının sıcaklığına şahitlik etti ellerim. Biliyor musunuz kızlar, hiçbir şey umrumda değil. Evet, işte böyle bir adamla tanıştım."
Hepsinin rakı bardağını ağzına götürmekte olan elleri havada kaldı. Kimse benim, özellikle benim, uzun zaman sonra bir adam hakkında bu cümleleri sarf edeceğimi tahmin edemiyordu. Haklılardı, bir adamın avuç içlerimde yarattığı yangınlardan bahsedecek bir kız değildim. İşin açıkçası bir adam avuçlarımda yangınlar çıkaramazdı ve karşımda oturup gözlerini bana dikmiş olan arkadaşlarım birgün bunun olacağına asla inanmazdı. Fakat sürprizleri severdim. Bu sefer başkaydı, o başkaydı. Bunu herkese kanıtlayacaktım.
Bu daha başlangıçtı.
YOU ARE READING
bir kadeh daha.
RomanceSaat gecenin bilmem kaçıydı. Başka bir yerde olsak duvar dibinden yürümeye cesaretimiz bile olmazdı ama bizim mahalleydi burası işte. Rıfat Abi'nin pencere kenarına kurduğu çilingir sofrasının dört sandalyesinden birinde oturuyordum. Parmaklarımın a...
