1

119 5 1
                                        

İnsan doğup büyüdüğü yerde çiçek açardı çünkü o yerin toprağına alışmıştı başka bir toprakta yaşamak onun için büyük bir riskti. O toprak onu mutsuz edip soldurabilirdi, yıllar önce bende böyle bir riske girip kendimi Paris'in soğuk ruhsuz topraklarına atmıştım ama orada çiçek açmayı başaramamıştım. Tekrar kendi toprağıma gitmek ve orada her şeye yeniden başlamak için valizimi hazırlıyordum şuan. Gerçi orada da huzur bulamayacaktım ama gitmek zorundaydım, her şeyden ve herkesten uzak tek başıma bir hayat kuracaktım kendime. Vera ben, Vera Soytürk Özgür Defne Soytürk'ün kızları. Evet dünyaca ünlü moda tasarımcısı Defne Soytürk ve iş dünyasında başarılı Özgür Soytürk'ün kızları. Bir de abim Giray ve Deren var, onlara nazaran beni kimse tanımaz. Soytürk ailesi denince Özgür, Defne, Giray ve Deren gelir akla daha sonra 'ha birde küçük bir kardeşleri var, o yurtdışında ailesiyle pek görüşmüyor' denir. Aslında doğru söylüyorlardı, ailemle pek görüşmezdim Giray ayda bir yanıma gelirdi sadece, ailede en yakın olduğum kişi abimdi. Şimdi ise dedem ve babaannem yüzünden evime geri dönüyordum, aslında geri dönmeyi çok istemiştim ama bir neden arayışı içerisindeydim hep. Dedem bunun için bana yol açtı diyebiliriz, kendisi eğer geri dönmezsem bir daha benimle konuşmayacağını ve döndüğümde hayalini kurduğum sanat galerisini bana açacağını söylemişti. Teklifi anında kabul edip hazırlanmaya başlamıştım, geri döndüğümden kimsenin haberi yoktu, pek umursayacaklarını sanmıyordum ama Giray'a sürpriz yapmak istiyordum.

"Hazır mısın Vera?" İlkay kapı eşiğine yaslanmış beni izliyordu, valizimin fermuarını kapatıp ona döndüm gülümseyerek.

"İşte, hazırım." kafasıyla beni onaylayıp yanıma geldi ve valizleri teker teker aşağı indirmeye başladı. İlkay abimin en güvendiği adamıydı ve benimle burada yaşıyordu, aramızda koruma patron ilişkisi yoktu iki arkadaş gibiydik. Ceketimi ve atkımı alıp İlkay'a yardım ettim, Paris'in kasvetli havasından ikimizde sıkılmıştık. O da en az benim kadar dönmek istiyordu eve, onu bu duruma mecbur bıraktığım için fazlasıyla pişmanlık duyuyordum zaten. Birlikte eşyaları arabaya yerleştirip son kez kontrol ettik evi, buraya arada geleceğim için eşyalarımın birazı kalmıştı.
Her şey daha iyi olacaktı, burada kendimi fazlasıyla ilerletmiştim sanat dünyasında geniş bir çevre edinmiştim ve kalmam için ne kadar ısrar etseler de kariyerimi orda devam ettirmek istiyordum. Sanat benim için bir meslek değildi, hobi olarak yapıyordum asıl mesleğim avukatlıktı, üniversiteyi pariste okumuştum daha sonra burada kalmaya devam etmiştim. Aslında 21 yaşındaydım ama üstten ders alarak erkenden bitirmiştim okulu. Giray ve Deren uluslararası ticaret ve finansman okumuşlardı, ikisi aynı yaştaydı ve bizim aramızda 2 yaş vardı. İkisi babamla birlikte şirket işleriyle ilgileniyordu, annem daha çok evde çalışıyordu yılda iki kez Türkiye'de defile düzenlşyordu ve defile haftasında dünyanın bir çok yerinden misafirleri geliyordu. Ara sıra iş için Paris'e gelirdi birlikte vakit geçirirdik, Paris moda haftasında fazla yoğun olurdu. Aslında anneme benzemiştim bu yönden, o da sanatla ilgileniyordu Giray ve Deren daha çok babam gibi işkoliklerdi. Deren bu konuda beni hiç desteklemezdi, benimde onlar gibi kendi işimi yapmamı boşa vakit harcamamam konusunda darlardı ama annem bu konuda netti. Sanata saygı onun için çok önemliydi, tuhaf bir aileydik hiçbir zaman birlik olamamıştık ve bu beni fazlasıyla üzüyordu. Kurallarla büyütülmüştük, anne ve babamın kurallarına göre şekillenmiştik ve bu beni fazlasıyla rahatsız ettiği için kaçmıştım.
Havalimanında valizleri teslim edip bekleme noktasına doğru yürüyorduk, İlkay bu aralar gergindi normalde benimle uğraşır sürekli konuşurdu ama son birkaç gündür fazlasıyla suskundu. Bende bu suskunluktan sıkılıp müzik dinliyordum, telefonunun zil sesiyle yanımdan kalkıp biraz ileride açtı telefonu sanırım duymamı istemiyordu. Pek umursamamıştım, sanırım Giray'a haber vermişti ve bana sürpriz hazırlıyolardı dedem özellikle kimseye söyleme demişti oysa. İlkay geri dönüp yanıma oturdu, öyle çok gergindi ki temas etmememize rağmen hissediyordum. Kaşlarımı çatarak ona döndüm, o da bana döndü anında ve gülümsemeye çalıştı.

YASLA RUHUNU BANA +18 (devam ediyor)Histórias para pegar e não largar. Descubra agora