1. (Beyaz Kuşak)

28 3 5
                                        

  Büyük kapıdan içeri girdiğimde büyük bir kalabalık ile karşı karşıyaydım. Küçük bir kız çocuğuyken imrenerek dinlediğim o hikayenin baş karakteri olmak için, hayallerimi gerçekleştirebilmek için bugün buradaydım.

             -Bir gün önce-

  Elimdeki tahta kılıcı savurarak karşımdaki adamı geri doğru gitmeye zorladım. Hızlı bir şekilde hareket ederek onun fırsat yakalamasına izin vermemeye çalışıyordum. En sonunda elimdeki kılıçla diğer kılıca sertçe vurduğumda karşımdaki adamın elinde bana doğru tuttuğu kılıç diğer tarafa doğru savruldu.

  "Sence de bu kadar antrenman yetmez mi? Enerjini yarına da sakla." Yorgunluktan hızlıca nefes alıp veren Barlas'ın sözlerine karşılık kılıcımı indirip yere attım. Arkamı dönüp masanın üzerindeki suyu alacağım sırada bacağımdaki bir kuvvet ile yere çekildim ve dengemi kaybettim.

  "Düşmanının karşısında enerji saklamak gibi bir şey olmaz Alesya." Yüzümde bir sırıtma meydana geldiğinde Barlas böyle bir yüz ifadesi beklemiyor olacak ki kaşlarını çattı. 

  "Bu numaralarına en son on yaşındayken kanmıştım." Boştaki sol elimi yumruk yapıp karın boşluğuna geçirdiğimde diğer elimdeki baskıda yok oldu. "Beni hala büyümüş olarak görmemen beni kırıyor."

  Aldığı darbeden ötürü bir süre çömelip öksüren Barlas, nefes alışverişleri düzelince gülümsedi. "Belki biraz büyümüş olabilirsin ama bazen hala çocuk gibisin." 

  Masada duran iki su şişesinden birisini ona doğru fırlattığımda, şişeyi son anda yakaladı. "İşte bundan bahsediyordum." Gözlerimi devirip hala masanın üzerinde duran su şişesini bu sefer içmek için elime aldım. 

  Yaptığımız antrenmandan ötürü yorulduğu yüzündeki terlerden belli olan Barlas "Heyecanlı mısın?" diye sorduğu sırada çoktan karşımdaki sandalyeye oturmuştu. 

  "Doğruyu mu söyleyeyim yoksa yalan mı?" dediğimde ikimizde gülümsedik.

  "Küçüklüğünden beri bu sınav için çalışıyorsun. Heyecanlanman normal." 

  "Heyecanlandığımı söylemedim ki. Doğruyu söylememi isteseydin hiç heyecanımın olmadığını, gayet rahat olduğumu söyleyecektim." Bu tabi ki de doğru değildi. İçimde ki heyecanı ne yaparsam yapayım bastıramıyordum.

  "Ukala. Testin yazılı kısmından kaç puan aldın açıklandı mı?" Sorusuna karşılık kafamı olumsuz anlamda salladım. 

  "Sadece sınavı geçtiğim haberinin yazılı olduğu bir mektup aldım o kadar." Cümlemi bitirdikten sonra masadan kalkıp içeri geçtim. Kapının hemen sol tarafındaki salona girdiğimde gözümle etrafı taradım. Aradığım şeyi bulduğumda duran adımlarım hareketlendi. Tekli koltuğun yanındaki sehpanın üzerinde duran zarf kağıdını aldıktan sonra tekrar dışarı çıktım. 

  Elimdeki zarfı Barlas'a uzattım. "Al kendin oku. Burada bilgiler yazıyor." Zarfı alıp açtıktan sonra eskimiş gibi duran, katlanmış kağıdı da açıp sesli bir şekilde okudu. 

  Sevgili ...

  İki gün önce girdiğiniz şövalyelik yazılı sınavını geçmiş bulunmaktasınız. Yarın yapılacak olan uygulamalı sınav için saat dört buçukta sarayda olmanız gerekmektedir. Gelirken yanınızda bu zarfı getirmeniz zorunludur. İyi günler. 

  Evet, bu benim küçüklükten beri hayalim olan şeydi. Bir şövalye olmak, kraliyet şövalyesi. Bunun için yıllardır durmadan çalışıyordum. Şövalyelik sınavları beş yılda bir yapılırdı ve sonunda bu yıl girebilmiştim. Önce yazılı sınav, yazılı sınavı başarı ile geçersen asıl önemli olan uygulamalı sınava girebilme hakkı kazanırdın. Uygulamalı sınavı da geçersen en düşük rütbeden şövalyelik hayatın başlardı. Benim amacım ise yarın ki uygulamalı sınavı kazanıp en yüksek rütbeye erişebilmekti. 

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 26, 2024 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

ONSRAWhere stories live. Discover now