Sabah uyandığımda ilk annemin o telaşlı sesini duydum, yeni bir yıla girmeye saatler kalmışken.
Yatağımdan kalktığım gibi kendimi banyonun içine attım, güzel bir duş aldıktan sonra her zamanki gibi tişört ve şort giydim. Annemin aksine ben hiç heyecanlı değildim çünkü o gittiğinden beri hayatın bir anlamı olmadığını düşündüm hep.
Yine sahte bir gülüş ile istemeye istemeye aşağıya, annemin yanına gittim.
Annem, beni gördüğü gibi gözlerini üzerimde gezindirdi, ardından bana
- Kızım, artık hayatını böyle geçirmeni istemiyorum, bir dışarıya bak,senin yaşındaki gençler hayatlarını doya sıya yaşıyorlar fakat sen, kendini o odaya mahkûm ediyorsun.
- Anne, bunları her gün söylemeye devam edersen kulak zarım patlayacak.
- Ben sadece senin iyiliğini istiyorum, bir gün gelecek ve keşke annemi dinleseydim diyeceksin.Beni ciddiye almamakla çok yanlış bir şey yapıyorsun, bazen senin benim kızım olmanda şüphe duyuyorum.
- Öyle mi? Hislerimiz karşılıklı.
Ben tam yemek masasına doğru ilerlerken, annem kolumu tuttu ve bana
- Belfü, akşam burada olacaksın değil mi?
- Anne, gürültülü ortamları sevmediğimi biliyorsun.
- Tamam kızım. Nasıl istiyorsan öyle olsun.
Ben annemin akşamki yılbaşı partisi için telaşlı sesini aldırmayıp kahvaltımı yapmaya devam ederken telefonum çaldı. Her zamanki gibi arayan, haber kuşu Gizem idi.Telefonumu açtığım gibi Gizem;
- Belfü kızım, neler oldu inanamazsın.
- İlgilenmiyorum.
Tam telefonu kapatacakken, Gizem;
- Kızım, Alp Türkiye'ye gelecekmiş.
Duraksadım, o neden geliyordu?
- Neden geliyormuş?
- Bilmiyorum.
- Tamam, ben seni sonra ararım.
- Peki o zaman görüşürüz.
Önümdeki kahvaltı masasına baktım, az önce iştahım yerindeydi fakat şimdi, şimdi içimden su bile içmek gelmiyordu.
Masadan kalktım ve odama doğru yürümeye başladım.Alıştığımı zannediyordum ama öyle değilmiş, ilk günkü gibi ağlamak geldi içimden, aslında bu sefer üzgünlükten değil sevinçten ağlamak istiyordum fakat yine giderse işte o zaman kendimi bu odaya mahkûm edecektim.
Öylece yatağımda uzanmış bir şekilde, anlamsızca tavana bakarken telefonum çaldı telefonu elime aldığımda arayanın babam olduğunu gördüm ve telefonu istemeyerek açtım.
- Neden aradın?
- Seni aramam için bir sebebe ihtiyacım var mı?
- Çok merak ediyorum acaba diğer çocuğun ile ilgilenirken Belfü adında bir kızın olduğu aklına nasıl geldi?
- Neden benimle bu şekilde konuşuyorsun?
- Eğer gerçekten şu anda konuştuğum kişi benim babam olsaydı tabiki de onunla bu şekilde konuşmazdım!
- Be-
Telefonu babamın suratına kapattım, yaptığım saygısızca olabilirdi ama babamın bütün söylediklerimi hak ettiğini düşünüyorum.
Annemin söylediklerini düşündüm söyledikleri doğruydu aslında, ömrümün sonuna kadar bu odaya kendimi mahkûm edemezdim.
Daha sonra dolabımdaki en güzel elbiseyi alıp giydim. Dekoltesi fazla açık olmayan siyah-beyaz,sade ama bir o kadarda güzeldi.
Altına dizlerimi geçen beyaz bir çizme giydim ve hafif bir makyaj yaptım yüzüme, aynadan kendime baktım, bambaşka bir insana dönüşmüştüm adeta.
Ardından Gizem'i aramak için telefona yöneldim;
- Gizem, kutlama yapacağınız yerin konumunu bana gönderebilir misin?
-Ne oldu, kararını mı değiştirdin?
- Evet.
- Tamam. Şimdi gönderiyorum.
- Teşekkür ederim.
-Birşey değil, görüşürüz o zaman.
Sessizce araba sürerken,artık hayatımda değişiklikler yapmaya karar verdim.
Kutlamanın olacağı adrese gelmiştim, hızlıca kapıya doğru yürüdüm.İçeriye girdiğimde yemek masasında oturan herkesin başı kapının önündeki bana yöneldi hepsi çok şaşkındı.
Onları umursamadan yavaşca masaya doğru yürümeye başladım.
Tüm gözler benim üzerimdeydi, o şaşkın gözleri hiç aldırmadım ve boş bir sandalyeye oturdum.
Masada tüm lisedeki arkadaşlarım vardı fakat sadece o yoktu.
İki saat boyunca onların boş konuşmalarını dinlemek zorunda kaldım.
Saat 11:16 geçiyordu onların boş muhabbetlerine daha fazla katlanmak istemiyordum.
Hiç birşey söylemeden onların yanından ayrıldım.
Kapıyı açtığımda karşılaştığım manzara öyle güzeldi ki, kar yağıyordu.
Birden kendimi dışarıya salıverdim. Her yer bembeyazdı, o beyazlığın verdiği huzur yıllar sonra büyük bir içtenlikle gülmeme sebep oluyordu.
Bu kez gülmek sahte değildi, bu gülüş doğaldı, saftı ve temizdi.
Gözlerimi kapadım ve o güzel sesi dinlemeye başladım.Dakikalar sonra
bir çıtırtı sesi duydum fakat aldırmadım.Huzuru dinlemeye devam ettim.
"BELFÜ"
Bu onun sesiydi, gözümü açtım ve arkama baktım, o tam karşımdaydı.
