Merhaba insan. Buraya kadar geldin, yorgun değil misin?
------------
Kendimce tiyatro şeklinde yazdığım ufak bir hikaye:) beğenmeyen kabız- yani mutlu olur umarım.
(Şaka yaptım alınan kişi senin ben beynini muah)
Ayrıca ilk defa olacak bu yüzden yanlış olursa da umrumda değil zirtahahahah
---------
(Önde Madam Kamelia, arkasında ise kardeşi güzel Variyana sahneye girer.)
Madam Kamelia: İşte burası, küçük kardeşim! O iğrenç şeyin yaşandığı yer, burası...
(Hizmetçiler selam vererek odadan çıkar.)
Variyana: Ah, ne kadar üzgünüm bir bilsen! Seni koruyamadığım için kendimi öyle suçluyorum ki!
Madam Kamelia: Suçluluk hissi kendi işlediğin günahtan kaynaklanır. Senin çizmediğin resim kötüyse ne olmuş? Çizen sen değilsin ya!
Variyana: Hayır! Ondan değil. (Yanakları kızarır ve dolu gözlerini yere diker.) Sadece... Herkes sevdiği kimsenin gözünde büyük bir yere sahip olmak ister ya hani! Seni kurtarmak, sende büyük bir yere sahip olmak ve senin için bir kahraman olmak... Öyle çok isterdim ki Madam!
(Madam Kamelia kardeşine sarılır ve ağlar.)
Madam Kamelia: Emin ol ki sevgili kardeşim, senin yerin bende cennetin ortasındaki ırmaklar kadar sonsuz ve güzel!
(Madam Kamelia gözden kaybolur ve Variyana kendini yere atarak ağlamaya başlar.)
Variyana: Söylesene Madam! Cennet dedikleri yer senin yanın kadar güzel mi? Sen gittin diye mi güzel orası? Ah, Madam, bir bilsen, halimi bir görsen...
(Bay Sorat ve Bayan Cehiy sahneye girer.)
Sorat Desil: (Büyük bir neşeyle) Güzel olan şeyler gittiği her yerde mi güzeldir yoksa herşey kendi yerinde mi güzeldir! (Variyana'yı yerde ağlar halde görür ve endişeyle eğilir.) Güzel Variyana! Yerlerde ne işin var, varlığın göklerdeyken!
Variyana: (Ağlayarak onu iter.) Hayır, bırakın, bırakın beni, gidiniz, hepiniz gidiniz efendim!
Sorat Desil: Efendim mi? Ben senin uğruna küçük bir çocuğa dönmüşken mi!
(Variyana ayağa kalkar ve Bayan Cehiy'e döner.)
Variyana: Ablamın 26. doğum günü. 6 yıllık bir yas ne kadar uzun olabilir demeyin efendim çünkü seven sevdiği olmadan geçirdiği saniyeleri bile sayar!
Bayan Cehiy: Anlıyorum, güzel Vai. Ancak bu kadar yıpratma kendini. Ablan istemezdi seni böyle görmeyi.
Variyana: Bu umrumda değil çünkü ölen ben olsaydım, yüz yıl geçse bile ablam taze acısıyla her gün kendini duvardan duvara çarpardı benim için, bunu biliyorum ve içim rahat bir şekilde acımı yaşıyorum.
Sorat Desil: güzel Variyana! Hiçbir göz benim kadar güzel gözlerle bakmaz senin gözlerine ve hiçbir göz bir hüznü bu kadar güzel yansıtmaz diğer âşık gözlere.
Variyana: Gözler kalplerin buluştuğu yerdir efendim. Kalbi olmayan gözlerinde his taşımaz.
Sorat Desil: Öyleyse hem en güzel gözlere hemde en güzel kalbe sahipsin sen! (İçinden) "Güzel gözlerin benim aşkıma karşılık vermeyecek kadar da alışık bir hüznü tek başına taşımaya."
Bayan Cehiy: Gidelim, Sorat.
Sorat Desil: Variyana'yı da yanımızda götürelim anneciğim, olmaz mı?
Variyana: (Sinirle) Bir kutlamaya gittiğinizi biliyorum! Ablamın yokluğunda, üstelik onun doğum gününde başka bir kutlamaya katılmak mı? Siz kafayı yemiş olmalısınız Bay Sorat.
Sorat Desil: Güzel gülüşler gizli kalırsa dudaklarda, ne anlamı kalır yanaklardaki gamzelerin! Biraz gülmek sana çok mu Variyana? Ablan için üzgün olduğunu biliyorum. Sana, seni mutlu etmeyi teklif ediyorum. Ablan da bunu isterdi emin ol ki.
Variyana: Hayır, gelmeyeceğim.
Sorat Desil: (Üzülerek) Tamam öyleyse. İyi bak kendine. Hoşçakal, güle güle.
Variyana: (İçinden) Yapıştı yakama iyice. (Sorat'a döner.) Sana da bir çift veda.
(Bay Sorat ve Bayan Cehiy sahneden çıkar.)
Variyana: Bu adamın nesi var! İki yıl öncesine kadar benden nefret ederken, beni her fırsatta küçük düşürürken şimdi ne oldu?
(Variyana sahneden çıkar.)
(Orman)
(Elinde kitapları ile yakışıklı Mirel sahneye girer.)
Mirel: Keşke bir rüzgar esip uçursa üstümdeki tüm üzüntüyü. (Bir dal kırılma sesi gelir.) Bu da neydi? Bir hayvan mı yoksa buralarda dolaşan o 'lanetli insan' mı?
Pirdaf: Sensin lanetli, Mirel! Gel de yardım et.
Mirel: Ne? Kibirli Pir, sen misin?
Pirdaf: Yardım etsene ahmak! Kuyuya düşeceğim!
(Mirel ilerler ve yerde yüz üstü düşmüş Pirdaf'a yardım edip ayağa kaldırır.)
Mirel: Eski dostum, ne oldu? Nasıl düştün?
Pirdaf: Sorma. Atım ile gezeyim derken beni yere düşürdü üstelik bu yetmemiş gibi üstümden geçip gitti!
Mirel: Ne? Nasıl oldu bu? At nasıl kaçabilir?
Pirdaf: Sana burada mezara sokulmuş diri gibi her yanım ağrıyor diyorum ama senin derdin at mı?
Mirel: eski dostum, inan bana kafam karışık. İstersen dereye inelim. Su içeriz hem.
Pirdaf: dere pis, her tarafı necaset. İnmem oraya ben. Hoşçakal. Gidiyorum.
Mirel: hoşçakal.
(Pirdaf ve Mirel sahneden çıkar.)
---
Bu kadar. So veri yoruldum. Çünkü şuan saat gece 03:44 ve uykum var. Bay bay.
YOU ARE READING
Madam Kamelia
PoetryDürüst olmak büyük bir savaştı. Ama dünya öyle bir yerdi ki, dürüstlük savaşını bile yalancılar kazanıyordu.
