Küçüklüğümden beri doğum günlerimi önemserim. Her yıl özel olması için uğraşırım, her zaman heyecanlanırdım fakat ne zaman bir şeyler ters gitse dünyanın sonu gelmiş gibi üzülürdüm, hevesim kaçardı. Anladım ki olay doğum günüm değilmiş özel anlarmış. Bir gün, ay ya da yıl değilmiş özel olan bir gün de yanındaki insanlarmış özel kılan. Fakat her zaman özel insanları doğru seçmezsiniz. Bu yüzden yıllardır kendimi avutuyormuşum şimdi anladım yanımdaki insanlar özel değildi özel olan benim duygularımdı bu yüzden yıllardır doğum günümü hayalimde ki gibi kutlamadım, hayalim neydi bilmem ama mutlu olmak en önemlisiydi ve ben en önemli parçayı unutmuştum.
Gözlerimi hafifçe araladığımda güneş gözüme girdiği an kıstım. Tek elimle yanımdaki perdeyi kapattım ve tekrardan gözlerimi açtım. Bu arada alarmım kaldı kapatmayı unutmuş olmalıydım. Her zaman okula gitmek için çalan alarm şimdi 18. yaşıma bir gün kaldığının habercisi artı olarak haziranın son gününe 1 gün kaldığının habercisi aslında yaz ayında doğmak bi yandan çok iyi yazın crop giyibilmek gibi yanları var yada havuz başında parti yapmak,kokteyl içmek tabii bu zamana kadar alkolsüz içtim ama yarından itibaren içebilirim fakat içmeye çok niyetim yok hatta çok değil hiç resmen sonuçta insanlara zarar vermekten başka birşey yapmıyor. Kapı tıklandığında düşüncelerim dağıldı ve yatakta doğruldum büyük ihtimalle Aysima hanımdı "Gir." diye seslendikten sonra kapının kolu hareket etti ve Aysima hanım başını kapının yanından çıkararak "Duru hanım anneniz sizi aşşağıya çağırıyor." hızlıca başımı sallayıp "Tamam Aysima hanım siz çıkabilirsiniz." diye hızlıca konuştuktan sonra başını salladı ardından yataktan doğrulup yatağa oturdum en yakın arkadaşım Nisa mesaj attımış "Hazır mısın Duru?" ah bu kızın enerjisine bayılıyorum lisenin başından beri böyle bir enerji ile dolaşıyor bende aynı şekildeyim aslında sadece sabah erken kalkmayı sevmiyorum, mesajlar kısmına girip Nisa yazan kısmı açtım ve altdaki mesaj yazma kutucuğuna tıkladım klavye açıldıktan sonra hemen yazmaya başladım "Hazırım Nisa hemde çok." diye mesaji gönderdikten sonra anında "tık" sesi geldi bu mesaj gönderildi demekti telefonu kapattıktan sonra camı daha açılmamış bunaltıcı havası olan, perdesinden dolayı ışık girmeyen karanlık, masanın üstünde kargo kutuları olan, duvarın üstünde kocaman ledli "Duru" yazan odama kısa bir göz gezdirdim sonra bakışlarım tekrar üstünde gri ve beyaz yuvarlak desenleri olan halıma çevirdim halının üstünde bir çift pempe tavşan kulaklı terliğime baktım ve ayaklarımı yumuşak terliğin içine soktum ve masanın üstüne hızlı adımlarla yürümüye başladım üç tane kargo poşeti üst üste duruyordu en üstdekini elime alıp hızlıca açmaya başladım ama bu çabam başarısız oldu üç kargo poşetinide elime alıp odamın kapısını açtım sonrasında hızla merdivene ilerledim sonra paketlerin düşeceğini anladım ve çenemi paketlerin üstüne koydum sıkıca bastırdım o sırada annemin sesi duyuldu "Duru hadi kızım gel artık." annem beni çağırmıştı demi ben onu tamamen unuttum "Geliyorum." bu ailemle yaşamaya devam ettiğim son gündü çünkü yarın yeni bir eve taşınıyorum babam bana söz vermişti bu gün babam tüm eşyaları yerleştirecek annem ile birlikte ben ise yarın doğum günümü öyle kutlayacağım heycanlıyım çünkü evi daha görmedim.Çenemin altındaki kutular ile annemden makas istemeye gittim "Anne makas verir misin?" o sırada arkamdan erkek ikizim geldi ah bide bu vardı dimi arkamdan gelip omuzlarımı tuttu sonra çenesini omzuma yasladı bir eliylede makası bana uzattı onun yanağına bir öpücük bırakıp makası alıp babamın yanına yani salona geçip paketleri açmaya başladım ilk paketin içinde elbisem vardı açık mavi aslında daha çok deniz mavisiydi çok güzel kolları ip askılı bel kısmı sıkı ve dar aşşğıya doğru etekler saçılıyordu etek kısmı 3 kattı hepside kıvır kıvırdı çok tatlı bir elbiseydi sonrasında diğer kutularıda açmaya başladım ikinci kutunun içinde çantam vardı hepsini internetden sipariş ettim açıkcası mağaza gezmeyi sevmem bana mağaza gezdirene helal olsun valla o yüzden eve her gün kargo gelir.Kargo paketinin içinden dikdörtgen şeklinde beyaz üstünde ise altın taş kaplamalı bir çanta çıktı çok güzeldi baya beğendim çantayı elbisenin üstüne bıraktım yani önümdeki pufa son kutuyu açmak içini elimi attığımda kapı çaldı kapıya doğru kafa çevirdim Aysima hanım kapıyı açmak için kapının kulpunu tuttu o sırada ikizimin sesini duydum "Aysima sen çık ben açarım." diye bağırdı hiçbir zaman hanım kelimesini kullanmadı biraz egoluydu. Aysima hanım başını salladı ve mutfağa geri döndü ikizim yani Yağız kapıyı açtı ve birden somurttu sonra bana dönüp "Duru seninki gelmiş... yine." dedi son kelimesini sadece benim duyabilceğim bir ses tonunda kimin geldiğini anlamıştım sevgilim Arda gelmişti hızlıca kapıya doğru yöneldikten sonra Arda içeri girdi bu sırada Yağız çoktan gitmişti sonra Arda'nın boynuna sarılıp "Hoşgeldin sevgilim" dedim "Hoş buldum." dedi donuk bi ses tonu ile şaşırmıştım çünkü bana karşı hiç öyle değildi olmazdı da "Arda benle bir bahçeye gelsene." dedim onu evden uzaklaştırmak için bahçeye çıkıp kapıyı kapattıktan sonra "Ne oldu?" diye sordum "Önemli değil yine bizimkilerle kavga ettim." diye cevap verdi Arda hep kavga ederdi ailesi ile ama ilk defa bu kadar üzgündü ona sarılıp "Geçecek."dedim yüzünde o masum gülümseme olduğuna emindim ona gülmek çok yakışıyordu onun boynuna sarılmayı bırakıp elinden tuttum ve salıncağa doğru sürükledim onu itiraz etmeden peşimden geldi beraber 2 kişilik büyük bahçe salıncağına oturduk ben dizlerimi kendime çektim ve kafamı arkaya yasladım sonra bir el belimden tutup kendine çekti beni aslında bir el değildi bu Arda'nın eliydi kafamı onun omzuna yasladım ve sanki deniz ile gökyüzü anlaşma yapmış gibi deniz mavisi gökyüzüne baktım bu mavinin en güzel tonuydu bu renge resmen aşıktım çok güzeldi o yüzden doğum günü elbisemde bu renkti. Gökyüzüne bakmaktan sıkıldığım için saatimden saate baktım saat daha yeni dokuz buçuk olmuştu sonra gözlerimi ardaya çevirdim oda bana bakıyordu yüzümde gereksiz bir tebessüm oluştu sonra Yağız'ın sesi duyuldu "Duru ve Arda çiftimiz yemek hazır!" ben çok yorgun olduğum için cevaplamak bile istemedim benim yerime Arda cevapladı "Geliyoruz Yağızcım" ne bir dakika "Yağızcım" mı hahahaha işte ben buna gülerim bi anda kahkaha atmaya başladım ve Arda'da bana güldü sonra benim elimden tutup beni yerimden kaldırdı bahçeden eve doğru yürürken birini gördüm bu Arda'nın geçen gün kavga ettiği çoçuktu "Sevgilim bu çoçuk geçen gün senle kavga eden çoçuk değilmi?" okulda sırf ona omuz attı diye dövücekti çoçuğu ama son anda benim onun elinden tutup "Hadi gel sevgilim." demem ile yanıma gelmişti Arda benim ona sevgilim dememe dayanamazdı bunu bildiğim için her zor durumda sevgilim derdim. Arda sorduğum soruya cevap verdi "Evet bu o ve sana niye gözlerini dikmiş bakıyo bu." dedi ve elimi tutan eli benden ayrıldı o çoçuğu döveceğini anladım ve hızlıca ceplerimi kontrol ettim ama telefonum yoktu yanımda hemen eve koştum ve Yağız'ı çağırdım "Yağız gelir misin acil." dedim açık olan kapıdan, hemen yanıma geldi ne olduğunu sordu, hemen elini tutup onu sürükledim ve Arda ile o çoçuğun yanına getirdim Arda çok sinirliydi o çoçuk ise çok soğuklanlıydı Yağız ve ben önce onları izledik Arda ilk olarak ona bir adım attı"Bak bu seni son uyarışım bir daha benim karşıma böyle çıkma önce bana gel omuz at sonra sevgilime göz dik."
"Sevgilin mi? emin misin daha yeni şu yanındaki çoçuğun elini tutuyordu."Arda sinirle bana döndü ve yanımdaki Yağız'a baktı "Yanlız o benim kardeşim ve Arda haklı artık bırak peşimizi ve son olarak bir sorun varsa benle hallet sevgilimle değil." dedim ardından bir adım atıp kaşımda durdu. "Peki sorunumu seninle hallederim, ismin ne?"
"Duru, Duru Aksoy." diyerek elimi uzattım Arda ve Yağız bir elime bir bana baktılar ben ise o çoçuğa bakmaya devam ettim sonrasında Yağız Arda'yı hiç sevmemesine rağmen onun yanına geçip ellerini önünde birbine bağladı o çoçuk bir ona bir bana baktı pardon ona değil onlara sonra elimi sıkmak aklına geldi sonunda "Bende Meriç." dedi ve onlara bakıp bana döndü ellerimizi bi anda kendine çekti ve beni kendine yaklaştırdı aramızda bir karışlık mesafe vardı yüzüne şaşkınca baktım tam konuşacaktı ki bir kişi ellerimiz tutup ayırdı diğeri ise çoçuğa daldı muhteşem ikili. Kafamı kaldırınca ellerimizi ayıranın Yağız çoçuğa dalan ise Arda'ydı Yağız bana dönüp "Duru karışma." dedi ve arkasını döndü ne yani onları bekleyip o çoçuğu dövmelerine izin vermezdim hem çoçuğu daha tanımıyorduk belkide iyi biriydi Yağız ve Arda yerde ki çoçuğa yumruk atıyolardı bende ikisini elimle ittirip "Saçmalamayın!" diye bağırdım sonra çoçuğa elimi uzattım çoçuk elimi tutup kalktı onu hemen bileğinden tutup eve götürdüm ve Aysima'dan ilk yardım çantası istedim başını hafifçe salladı ve 1 dakakika geçmeden getirdi onu evin yanındaki banka otutturdum ve önünde diz çöküp gözünün altındaki şişliğe buz koydum onun dışında eli çok kanamıştı elini gazlı bezile sardım Allahtan hemen ayırdım yoksa daha kötüsü olurdu herhalde ikiside şakınca bize bakıyordu Arda bana "Duru sen ne yapıyorsun iyi misin?" dedi "Gayet iyiyim sizin zarar verdiğiniz şeyi düzeltiyorum sadece." dedim bana ikiside çok sinirli bakıyordu sonra Meriç "Ben gidiyorum artık çok teşekkür ederim Duru." dedi gülümsedim "Rica ederim Meriç."dedim buzu bana verip banktan kalktı bende o sırada yerimden doğrulup ayağa kalktım Meriç arkasına bakmadan yürüdü sonra ikiside koluma girip aynı anda "Sen ne yapıyorsun?" dediler çok komiktiler "Hadi ya şimdi kavganın sırası değil gelin benim içerde daha açılmamış kargolarım var." dedim ve beraber salona geçtik ben kargolarımı açarken onlar maç izlediler normlade maç izlerdim ama iki sevmediğim takım arasındaydı bu yüzden dikkatimi çekmedi ara sıra skora baktım o kadar ben son kargomu açtım içinden beyaz topuklu ve bileğe dolanan beyaz uzun ipleri vardı çok hoştu kargo poşetlerini çöpe atmaya gittim o sırada yemek hazırlanıyordu "Yemek daha hazır değil mi Yağız bizi çağırmıştı." dedim ve güldüm "Hayır daha hazır değil." dedi annem "Tamam kolay gelsin." dedim ve mutfaktan çıktım çöpleri mutfağın yanında duran çöpe attım evde avm gibi çöpler vardı evin koridolarında çöp kutusu görebilirsiniz. Çöplere çöpe atıp salondan kıyafetlerimi alıp yukarı çıktım kıyafetlerimi güzelce asıp eşyalarımı dolaba koyup telefonu elime aldım ve odamın camını açtım sonra yatağımın üstüne oturup bağdaş kurdum ve internetden video izlemeye başladım.
