Lila;
Temmuz ayının sonlarına geliyorduk ve gerçekten sıkılmaya başlamıştım. Bu yüzden muggle dünyasına gitmeye karar verdim. Bütün günü muggle dünyasında tek başıma geçirdim ve saat 21.00 olmuştu yakında eve dönmem gerekiyordu. Ama son olarak çok yüksek bir yere çıkıp bütün şehrin manzarasını görmek istiyordum. Yakınlarda yüksek bir bina gördüğümde çıkmaya karar verdim. Binanın çatı katına çıktığımda kenara çok yakınında duran birini gördüm. Sütunlara yaslanırken ona sadece baktım. Yabancı beni fark etmedi ve aşağı bakarken kenara daha çok yaklaşmaya başladı.
Lila: neyi bekliyorsun?
Biraz yerinden zıpladı sanırım tek başına olduğunu sanıyordu.
X: aman tanrım beni korkuttun
Lila: özür dilerim seni korkutmak istememiştim. Beni takma ne yapıyorsan devam et bir şey demicem, atlarsan bile
X: tabi
Köşeye daha da yaklaştı hemen elini tutup onu geri çektim.
Lila: ciddi değildim sen aklını mı kaçırdın! ne düşünüyordun. Hayat zordur ama bu yaptığın hiçbir problem için çözüm değildir.
X: sen nereden biliyorsun?? ne yaşadığın hakkında bir fikrim bile yok, gidecek bir evim bile yok, ailem yok , arkadaşlarım yok, geleceğim yok. Tek başımayım, hep tek başımaaydım, onlarca yıldır.
Gözlerinin içindeki acıyı görebiliyordum, nasıl hissettirdiğini kesinlikle biliyordum onu bu durumda görmek bana kendimi hatırlattı. Kollarımı ona sardım ve ona sıkı sıcak bir kucaklama verdim,tanımadığım birisi olmaması umrumda değildi.
Anlatıcı;
Şok olmuştu, daha önce kimse onu kucaklamamıştı, yani hiç. Her gün gördüğün insanlar evsiz bir çocuğu umursamıyorlardı, yavaşça kollarına sana sardı, çok uzun zaman sonra onu birisinin umursadığını hissetti, sana sıkıca sarıldı ve ağlamaya başladı, artık her şeyi içinde tutamıyordu.
Lila;
Geri çekildim, oturttum ve yanına oturdum.
Lila:ben Lila Rosier bu arada.
Marcus:ben Marcus Lopez.
Lila:güzel isim, aslında çok beğendim
Marcus:Hmm...buralarda yeni misin.??Seni daha önce hiç etrafta görmedim.
Lila:evet, sadece ziyaret ediyorum. Ve aslında yaşadıklarını anlayabiliyorum.
Marcus:ve tam olarak nasıl??Bana ne evsiz ne de fakir gibi gözüküyorsun.
Lila:anne ve babamı çok genç bir yaşta kaybettim, hükümet (sihir bakanlığı)yakın aile arkadaşımı yasal vasilerim olarak yapmaya karar verdi, ailemden benim için bıraktığı tüm mülklere sahip olacak yaşıma kadar onlarla yaşamak zorundayım.
Lila: benimle istersen konuşabilirsin Marcus.
Anlatıcı;
Marcus birkaç dakika düşünündükten sonra tekrar Lila'ya baktı.
Lila;
Marcus: istiyorum, ama ne diyeyim bilmiyorum.
Lila: tamam...kötü şeyleri unutalım ve güzel şeyleri düşülünelim, doğum günün ne zaman??
Marcus: 6 Şubat
Lila: tamam o zaman...en sevdiğin renk ve hobilerin ne?
Marcus: en sevdiğim renk siyah,çizim yapmayı ve.... uyuşturucuları severim.
Lila: uyuşturucuları listeden çıkaralım mı.
Aşağı doğru baktı
Marcus: muhtemelen şu an kötü bir adam olduğumu düşünüyorsundur değil mi?
Lila:n ne? Hayır, hiç de değil rahatlamak için öyle şeyler i kullanmaya başladın, açıkça anlıyorum ama onu hayatından çıkarmanın bir yolunu da bulmalısın.
Başını salladı, aniden aklından bir düşünce geçti, önce bunu sormalıydın!
Lila: Marcus? Sen yemek yiyor musun?🥺
Yemediğimin biliyordun çünkü aşağı baktı ve cevap vermedi
Lila:sen burada bekle tamam mı, ben birazdan gelirim?
Marcus: nereye gidiyorsun?
Lila: bunun için endişelenme, sadece burada kal tamam mı?
Ayağa kalktım ve aşağı koştum, gidip bir ton yiyecek, biraz kıyafet aldım ve çizim yapmayı sevdiği için ona biraz notlar ve kalemler aldım ve bir an önce kuleye geri döndüm, ger şeyi onun önüne koydum ve yanına oturdum
Lila: ne oldu geri gelmemi beklemiyor muydun?
Marcus: hayır, öyle bir şey yok.
Lila: İstediğin kadar ye, hepsi senin için ve ayrıca sana bazı notlar aldım çünkü çizim yapmayı sevdiğini söylemiştin.
Marcus: bunların hepsi benim için mi?
Lila: evet şapşal 🤭😊
Anlatıcı;
Yemeye başladı, siz ikiniz gerçekten çok uzun süre konuştunuz, size tüm çizimlerini gösterdi.
Lila;
Yüzümde sadece bir gülümseme ile ona bakıyordum, sonra aklıma bir fikir geldi.
Lila:Marcus?
Marcus: evet?
Aslında bana bakan aile dostumuzun evinden yeni taşındım, artık mülke yasal olarak sahip olduğum için, gelip benimle yaşamak ister misin?
Anlatıcı;
Sana şok içinde baktı , ne demesi gerektiğini bilmiyordu, aslında senin ile gelmek istiyor şu ama sana yük olmak ta istemiyordu.
Saya:HAYIR! O benim ile geliyor.
İkinizde oturduğunuz yerden kalktınız ve ona baktınız, komple siyah giyinmişti, kısa siyah şaçı ve bir katanası vardı.
Marcus: neden beni sadece rahat bırakmıyorsun Saya!?
Saya: bırakırdım, ama Lin seni geri getirmem gerektiğini söylüyor.
Lila;
Benim orda olduğumuzu tamamen görmezden geldi, Marcus'a yaklaştı ve elini tuttu.
Saya: yalnız olmak zorunda değilsin Marcus. Halkına aitsin. Şimdi benimle gelecek misin?
Başını salladım, sonra bana baktı, bir şey söylemeye geldi ama Saya onu durdurdu.
Saya: bu inekten izin istemene gerek yok Marcus, o bizim gibi değil, ailesinin olmamasının nasıl bir şey olduğunu bilmiyor, acısını bilmiyor, bahse girerim ki o da şu şımarık çocuklar gibidir.
Aslında canını acıttı,sana 4 yaşındayken ebeveynlerinin senin önünde öldüğü geceyi hatırlattı, başka bir kelime duymak istemedin, bu yüzden oradan ayrıldın, ama bileziğin düştü ve Marcus aldı.
Üstünde küçük bir kalp vardı ve içinde "Rosier" kelimesi oyuluydu, aile adındı, seni hatırlamak için bileziği yanında tuttu.
ESTÁS LEYENDO
Matteo Ridlle & Lila Rosier
RomanceKings Dominion okulundan gelen ve kendini Marcus Lopez sanan çocuğun Lila Rosier ile tanıştıktan sonra hayatının alacağı 360 derecelik dönüşten haberi yoktu.
