Ve aslında karmaşıktır sevmek. Lakin kaçırılan bir nokta var. Sevilmek sevmekten daha karmaşıktır bazen. Sevilmenin aklı puslandırmasından ziyade, nefretin netliği çeker ilgimi. Düşünürüm bazen, en çok da şafak vakitleri. Kurtuluş nedir? Nedendir sevilmenin nefretten daha çok canımı yakması. Nedir kendimle alıp veremediğim? Nedir durmadan kendime acı çektirme isteğim. Küçük bir çocukken, kanattılar ruhumu demek isterdim fakat, sömürdüler ruhumu. Küçük bir çocuktum susar kaçar dururdum. Kaçmak çözüm gibi gelirdi bana. Lakin bir gün kendimden kaçmak istedim. Ben o gece, kendimi çok fena kaybettim. Sevgiden korkar oldum, sevsem bile kaçar oldum, sevemez oldum, sevenlere zarar verir oldum. Oysa ne çok isterdim küçükken sevilmeyi, ruhumun sıcacık ruhlarda kavrulup sonsuzluğuna ermesini. Bir elin gözlerimden süzülen yaşı yakalayabilmesini. Ne oldu bana? Ne ara bana dokunan elleri iter oldum? Ne ara kendime ihanet ettim ben. Olmamaya ant içtiğim kişi olduracak kadar kaçtım netliğimden. Ve şimdi bulanığım. Gözlerime denk geliyorum aynada. Bir zamanlar tutkuyla dolan gözlerim, kaya parçasından farksızlar
