1. Bölüm: Mahkûmiyet

188 59 279
                                        


4 AY ÖNCE...

Kişi bu belgeyi imzalamadan önce uyarıları ve istatistikleri kesin bir biçimde okumalı, kabul etmelidir. İmzayı atan kişiler kararlarından geri dönemeyeceklerdir. Eğer dönüşü seçerse ölümü hak etmiştir.

Maddeler:

1- Kişi, şirketin uygun gördüğü ülkeye gitmekte zorunludur.
2- Kişi ailesini, ilişkisini, arkadaşlarını bırakmak zorundadır. Aksi takdirde onlar için ölüm ile sonuçlanır.
3- Kişi hiçbir eşyasını almayacaktır.
4- Kişi adını değiştirecektir.
5- Kişi görevde ne verildiyse sonuna kadar yapmak zorundadır. Aksi takdirde ölüm ile sonuçlanacaktır.
6- Kişi böcek dinleyiciler ve böcek kameralar ile dinlenecektir.
7- Kişi zorunlu olan eğitimlere katılacaktır.
8- Kişi şirketin zorunlu tuttuğu testlere tabi tutulacaktır.
9- Kişi söz alamadığı zamanlarda toplantılarda konuşamayacaktır. Aksi takdirde yok sayılacaktır.
10- Kişi patron geldiğinde haddini bilecektir.

Maddeler bitmiştir kağıdı imzalayabilrsiniz...

AD:
SOYAD:
TELEFON:
ADRES:
İMZA:

Ortada kişi diye birşey bırakmamışlardı. Eğer bu belgeyi imzalarsam özgürlük kavramı son bulacak mahkûmiyet kavramı gün yüzüne çıkacaktı. Fakat elimde seçebileceğim hiçbir ikinci şans yok iken kağıdı imzalamdan yollayamazdım. Hızlı hareketlerle kağıdı imzalayıp zarfın içine koydum. Postane çok uzak değildi. Zarfın üstünde, tam olarak bilmediğim bir adrese gidiyordu. Beni ne bekleyeceğini hiçbir şekilde bilmemekle beraber merak da etmiyordum açıkcası.

Aynı mekanik yürüyüşle eve girmiş kendimi koruma amaçlı dört kilidi de kilitlemiştim. Sahi ben neyden kaçıyordum? Neydi bu dört kilidin anahtarı?...

Aslında bu belgenin uzun yılları vardı. 18 yaşıma girdiğimde kapının altından atılan bir zarf ile güne başlamıştım. Zarfta aynı adres, aynı sayı, aynı simge vardı. Sonum olacağını hiçbir şekilde bilemediğim, bilemediğimiz o uğurlu sayılar..

Hepsinden nefret ediyordum. 18 yaşımda aldığım ve yırtıp çöpe attığım o kağıt parçaları her sene yenileri ile dolmaya başlamıştı. Fakat şu an ki yaşımda aynı belgenin yanında farklı bir kağıt parçası da zarftan düşmüştü. Rusça yazılmış bir el yazısıydı. Ağır sözler, keskin tehditler vardı..

Almira...

23 yaşındasın; güzel bir okulun, hiçbirinden kopamadığın bir arkadaşlığın var. Ama bilirsin, bağlar çabuk kopar. Kaybedecek hiçbir şeyim yok deme, kazanacağın çok şey var. Sen bizdensin, bizimlesin. Belgeyi imzala ya da geri kalanları düşün, gerekirse yok say. Seni gittikçe hissizleştiren, monoton yaşadığın bu dünyada bir değişikliğe var mısın? Peki ölüme?

BA..

Hayatımda hiçbir zaman o günkü kadar korkmamıştım. Senelerdir direterek imzalamadığım o belge 23. yaşımla beraber kapı gibi yüzüme çarpmış ve bu tehditle çarmpa etkisi enkaza dönüştürmüştü. Korkuyordum. Hem de hiç olmadığım kadar çok. Güzel bir hayatım vardı. Arkadaşlarımın olduğu, sevdiğim adama sahip olduğum ve annemle geçirdiğim güzel, küçük ve sıcacık bir hayatım vardı. Şimdi ise bu hayattan kopmak içimi fazlası ile karıncalıyor, uzuvlarımı kemiriyordu. Belki de bunların hepsi bir oyundu ve bizimkiler beni korkutmak için yıllarca sürdürmüşlerdi. Gerçeği söylemek gerekirse bu imkansızdı. İçimdeki kasvet hızla büyürken ne yapmam gerektiğini kestiremiyordum. Ağır adımlarla çalışma masamdan kalkarak en yakın postaneye gitmiş, verdikleri adrese zarfa iliştirdiğim belgeyi bırakmıştım. İçimdeki karanlığı kovarcasına derin bir nefes vermiş, fakülteye doğru yürümeye başlamıştım...

Mâhkumiyet (Düzenleniyor)Stories to obsess over. Discover now