1 yeni mesaj:
Sayın Firuze Altun, iş başvurunuz onaylanmıştır. İlk iş gününüzde sizi aramızda görmekten mutluluk duyarız.
-Koçoğlu Holding
Merhaba, ben Firuze. Bu mesaj da tüm bu hikayenin başlangıcı...
Sabahın dokuzunda gelen bu mesajla çığlık atmam bir olmuştu. Çığlığımı duyan Sanem de hemen yanımda bitmişti. "Noldu kızım!" Korkmuş bir ifadeyle yüzüme bakıyordu. "Firuzee ödüm koptu ya noldu söylesene" Sırıtarak telefonun ekranını ona çevirdim. Mesajı okuduğu anda Sanem de çığlığı basmıştı.
"Bunu hemen kutlamamız lazım. Hemen" Sanem bir yandan bunları söylerken bir yandan da dolabımı açmış kıyafet bakıyordu. "Sen şimdi hemen hazırlanıyorsun ilk önce kahvaltıya sonra da alışverişe gidiyoruz" Dolabımdan aldığı kıyafetleri bana attı "Ee ne susuyorsun balım hadi giyin hemen" Çok mutluydum ve bu kelimelerle ifade edilemezdi. "Tamam tamam giyiniyorum" dedim kıkırdayarak.
Elime kıyafetleri aldım "Sanem'ciğim çıkmayı düşünürsen giyineceğim balım hadi" dedim ve Sanem'i dışarı yolladım. "Beş dakikan vaar" odadan çıktığı gibi söylemişti söyleyeceğini.
Hızlıca sade bir şeyler giyinip çıktım odadan. Sanem beni kapının önünde bekliyordu. Beni görür görmez "hadi hadi" demeye başlamıştı. Kapıyı açtı "Ben seni arabada bekliyorum balım" dedi ve aşağı indi. Ben de hemen askılıktan çantamı alıp çıktım.
Aşağı indiğimde arabadan gelen müzik sesiyle sırıtmam bir oldu. Sanem halay müziği açmış arabada kendi kendine halay çeker gibi hareketler yapıyordu. Beni görünce eliyle gel işareti yaptı.
Arabanın kapısını açtım "Saneem kafayı mı yedin aşkım sen" diyerek güldüm. Çok mutluydu, çok mutluydum. "Hadi balım bin arabaya bugün bu başarını çok güzel bir şekilde kutlayacağız!" dedi coşkuyla. Kafamı sallayıp koltuğa oturdum ve müzik eşliğinde yola koyulduk.
Sanem arabayı çok güzel deniz manzaralı bir mekanın otoparkına park ettiğinde ben mutluluktan geldiğimizi idrak edememiştim. El frenini çekip yüzüme bakarak "Firuzeee geldik balım dünyaya dön" dedi. O kadar mutluydum ki hemen kafamı sallayıp arabadan indim.
Geldiğimiz yer çok sade döşenmiş huzurlu bir yerdi. Şehir merkezine uzak olduğundan sessiz sakindi ve içerde çok az insan vardı.
Sanemle içeri girdik ve açık alandaki masalardan denize en yakın olanına oturduk. İçim kıpır kıpırdı ve gerçekten açlık hissetmiyordum. Menüye baktığımda benim için en iyi seçeneğin hafif bir acai bowl olacağına karar verdim. Siparişlerimizi verdik ve beklemeye koyulduk.
Beklerken Sanem telefonunun ekranını bana çevirdi "Bak senin yeni patron" dedi. Ekranda Akın Koçoğlu'nun fotoğrafıyla birlikte şirketin yeni işbirliğinin paylaşıldığı bir haber vardı. Sanem telefonu kendine çevirip devam etti "Adam yürüyen karizma resmen" dedi. Gerçekten öyleydi. Uzun boyu ve güzel vücudu çok ilgi çekiciydi ama asıl ilgi çekici yanı koyu kahve gözleri ve yüzüne kondurduğu kusursuz gülümsemesiydi. Kumralın en müthiş hali gibiydi. Keskin yüz hatları ise onu daha da çekici kılıyordu. Kısacası adam afet gibiydi ama ben sadece "evet" demekle yetindim.
Kendisi ülkenin en büyük ilaç markalarından birine sahipti ve dünya genelinde de çok büyük başarılara imza atmıştı. Ben ise bu şirketin hukuk departmanında çalışacaktım. Şirketin sahip olduğu yüzlerce avukattan biri olacaktım.
Ben bunları düşünürken Sanem telefonuna dalmış "karizma abidesi" patronumun haberlerine bakıyordu. O esnada yemeklerimiz geldi ve aslında ne kadar acıkmış olduğumu fark ettim. İkimiz de hemen yemeye başladık.
Çok geçmeden yemeklerimizi bitirmiş ve tekrar yola çıkmıştık. Sanem alışverişe gitmek konusunda çok ısrar etmişti. O şirkete öyle her kıyafetle gidilmezmiş. Özenli olmalıymışım. Zaten özenli olacaktım ama Sanem illa ki abartacaktı.
Arabayı otoparka park edip AVM'nin ikinci katına çıktık. Sanem beni çok lüks bir mağazaya sokmuştu ama sorun şuydu ki burdan alacağım birkaç parça kıyafet benim neredeyse bir aylık maaşım ederdi. Sanem'e bakıp "Balım burası çok pahalı değil mi sence de?" dedim. Bana bakıp "Boşver seen hesabı bölüşürüz arada ben de takılırım senin kıyafetlerine" dedi. Tam ağzımı açmış itiraz edecekken "sakın sakın itiraz istemiyorum" dedi. Gülümseyip kafamı salladım ve kıyafetlere bakmaya başladık.
Saatlerin ardından elimizde mükemmel kıyafetlerle ve uzunca bir faturayla mağazadan çıktık. Ayaklarım ağrıyordu ve saat beş olmuştu. "Yemeği evde yiyelim Sanem çok yoruldum ben" dedim. Bitik bir şekilde kafasını sallayıp "valla ben de bittim. En iyisi evde yemek bence de" dedi. Otoparka indik, elimizdekileri bagaja koyup evin yolunu tuttuk.
Eve geldiğimiz gibi kıyafetleri odaya bırakıp yemek yapmaya koyulduk. Benim kıymalı makarna teklifim Sanem tarafından kabul edilince ben makarna yapmaya koyuldum o da salata ve mezeleri hazırladı.
Sofraya oturduğumuzda ikimiz de inanılmaz şekilde acıkmıştık ve önümüzdeki yemekler açlığınızı daha çok hissettiriyordu. Ben hemen yemeye başladım Sanem de bir yandan yiyor bir yandan konuşuyordu. "Bak Firuze, yarın ilk iş günün. Ne ihtiyacın olursa olsun bir telefon uzaktayım. Sakin ol ve onlara ne kadar mükemmel bir insan olduğunu göster balım." Diyordu. Bense sadece kafa sallıyordum. Yemeklerimiz bitince ikimiz de odalarımıza geçtik. Çok yorulmuştuk. Kendimi yatağa atıp alarmımı kurdum. Yarın büyük gündü ve iyi dinlemem gerekiyordu.
YOU ARE READING
FİRUZE
RomanceO gün karşıma çıkan bu büyük fırsat aslında hayatımın en önemli kişisini bana bahşetmişti. Hayatımın dönüm noktası olmuştu o şirket. Ama asıl "O" hayatımın dönüm noktası hatta hayatımın ta kendisi olmuştu... Mutlu sonsuz olsun istemiştik ikimiz de a...
