-15 KASIM 2016--
"Gitmesen?"
"Zorundayım."
"Beni bırakacak mısın Omi-kun? Tekrar geride kalan ben olmak istemiyorum. Sana yeterli değil miydim?"
"Acı çekmek zorunda değilsin Tsum. Bir daha gelmeyeceğim..."
Sarışın gözyaşlarına boğuldu. Sevgilisine sarılmadı ya da öpmedi. Herhangi bir şey de demedi. Son kez bakıştı ikili. Kıvırcığın son sözleri bunlardı. Uçağın anonsundan sonra çekip gitti. Kiyoomi biliyordu ki ona veda ederse ayrılamazdı. Atsumu geride kalmıştı artık. Dizlerinin üzerine çöktü. Kimsenin bakmasını umursamadı. Bacaklarında onu taşıyacak güç kalmamıştı.
-15 KASIM 2020-
Tam 4 yıl olmuştu o gideli. Gerçekten de geri gelmemişti. Dediği gibi. Atsumu acısını kalbinin en karanlık ve kırık köşesine saklamıştı bile. İşte bu yüzden yataktan sevinçle kalktı. Her normal insanın kalktığı gibi. Üniversiteden mezun olmuş ve iş görüşmesine gidiyordu. Hazırlanırken aklına bir soru gelmişti. Bunun cevabını alamazsa içi rahat etmezdi ve iş görüşmesini batırırdı. Bu yüzden ikizine koştu.
"Samuu!! Bir yıl 365 gün 6 saat sürüyorsa neden her yıl yıl başını gece 12'de kutluyoruz?"
"Bu soruyu onlara da sor seni işe almasınlar. Tamam mı Tsumu?"
Yüzüne bile bakmadı ikizi. Kahvaltıyı masaya dikkatlice koydu. Kardeşinin terslemesiyle somurttu ve masaya konulanları yedi. İşe giderken ise hiç stresi yoktu. Kocaman gülümsüyordu. Özgüvenliydi. Belki de biraz fazla. Bunu şirket binasından kovulduğu zaman anca anlayabilmişti. Samu'nun dediği olmuştu yine. Kendini tutamayıp soruyu sormuştu. Hepsi Samu'nun suçuydu. Ona cevap verseydi böyle olmazdı. Ona ceza vermeliydi.
Kardeşinin obur olduğunu biliyordu. Yanı köşedeki pastaneden tatlı alıp onun gözünün önünde yerse ona ceza vermiş olurdu. Keyfi tekrar yerine gelmişti sarışının. Pastanenin camından tatlılara bakarken bir çift siyah gözle, göz göze geldi. Aralarında tek bir cam vardı. Kıvırcık elindeki poşetleri şok yüzünden yere düşürdü. Kendine çok hızlı gelmişti. Pastanenin çıkışına doğru koşmaya başladı. Atsumu çoktan son hızıyla ters yöne koşuyordu bile. Bir yandan elindeki telefonda kardeşinin numarasını arıyordu. Çok korkuyordu her şey başa dönecek diye. Göz yaşlarını tutamıyordu.
"A-alo Samu"
"Nerde kaldın Tsumu? Yemek soğuyacak. İşe alınmadığın için gel de evde ağla."
"Samu yine oluyor. Bitti sanmıştım. K-korkuyorum."
Kardeşini uzun zamandan beri ilk defa böyle savunmasız görüyordu. Anında ikizinin sorununu anlamıştı. Kardeşinin nerde olduğunu sorarken bir yandan da arabayı çalıştırıyordu. Eski üniversitesinin arkasında bulunan bankta oturduğunu söylemişti sarışın.
"Tsumu şimdi derin nefes al ve geçen yaz gittiğimiz tatili düşün. Beni odaya kilitleyip yakışıklı gördüğüm birine yürümüştün. Seni onunla öpüşürken yakalamıştım hatırlıyor musun?"
"H-hatırlıyorum. Ama Samu olmuyor. Omi gerçek değil biliyorum. O beni bırakıp gitti."
Bir el Atsumu'nun tuttuğu elini tuttu. Sarışın çok korkuyordu ve bir yandan kendini sıkıyordu. Gözleri sımsıkı kapalıydı. Eski yıllarda hep hayal etmişti onu. Fakat halüsinasyon onu daha önce hiç dokunmamıştı.
"Tsum ben gerçeğim."
Daha da panikleyen sarışın gözlerini daha da sıktı. Ardından ayağa fırladı. Gözünü dahi açamıyordu.
YOU ARE READING
I Come Back To You *SAKUATSU*
RandomOne shot. Sakusa gitmişti. Gelmemek üzere... Angst değill
