Acı çekmek ne kadar güçlendirirdi insanı? Zorbalık gören bir insan ne kadar katlanabilirdi iğneleyici sözlere, bakışlara?
"Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en en büyüğüdür."
-Albert Camus
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
ꕥ
Ekim, 2020
Yaşamak.
Yaşamak bazı insanlar için yüktür. Bende o insanlardan biriyim. Sadece biri. Milyarlarca insanın yaşadığı bu gezegende ölmeyi isteyen insanlardan biriyim.
Ölmek.
Ölmek isteyen insanlardan sadece biriyim. Koskoca gezegende, yok olmayı dileyen milyonlarca insandan biriyim. Her insan mutlaka aklından bir kez bile olsa ölmeyi geçirmiştir.
Neydi bizi hayatta tutan? Neydi bizi uçurumdan döndüren şey? Sevdiklerimiz miydi yoksa ölümden sonrası mıydı? Neden cesaret edipte bir adım daha atamıyorduk?
İntihar etmek bazı insanlar için ödüldür. Bende ödül olarak görenlerden sadece biriyim. Çatısına çıkıp geldiğim bu binanın en uç noktasındaydım, bir adım daha atsam birkaç saniye havada süzülüp yere çakılacaktım. Şanslıysam anında ölürdüm, değilsem etrafımı merakla saran insanların bakışları altında can çekişirdim. Hava yüksekte olduğum için daha da esintiliydi, dağınık saçlarım rüzgarın esintisine kapılıp dalgalanıyordu. Gözyaşlarım yanaklarımda kuruyor, ardından hemen yenileri ekleniyordu.
Neydi beni yaşama bağlayan o kuvvetli duygu? Geride kalan annem miydi yoksa babam mıydı? Değildi. Annesinin görmezden geldiği o küçük kızdım, babasının disipline etmek isterken onu acımasız ve sevgisizce büyüttüğü o kızdım.
İntihar edersem şuracıkta, bir haberin alt başlığında yer alırdım, insanlar o alt başlığı okumaya tenezzül bile etmezdi ve benim bedenimde çürümeye yüz tutardı.
Canım yanıyordu. Çok yanıyordu. Nefesim kesilecek kadar canım yanıyordu ama bir şekilde hayatta kalmayı becerebilen o ucubeydim. Ölmemi isteyen insanların listesini yapsam epey uzun olurdu.
Kendini sevemeyen o zavallı kızdım ben. Ölümle burun buruna gelecek kadar bıkmıştım yaşamaktan. Ölmemi isteyenlere istediklerini verecek kadar çaresiz miydim yoksa her gün yaptığım gibi zorbalıklarına katlanacak kadar ezik miydim?
Sevilmeyen, ötekileştirilen, unutulan, hor görülen o ucube kızdım ben. Herkesin yargılayan gözlerle baktığı, iğrendiği, ayak işleri için kullandıkları o ezik kız bendim.
Görünmez olmayı dilediğim çok zaman oluyordu. Beni görmemelerini istiyordum, yok olmak, insanların olmadığı bir yerde olmak istiyordum. İşte bu yüzden ölmeyi istiyordum. En azından mezarlıktaki insanlar ölüydü ve ölüler konuşamazdı.