01 "dedenizle nasıl tanıştım."

18 2 15
                                        

"Hayatınızı kurtardım diye hayatınıza dahil olmak zorunda mıyım? "

"evet mastani hanım. Güveliğiniz için bir süre, hatta uzunca bir süre hayatıma dahil olmak zorundasınız. Henüz tanışmadık, ancak merak etmeyin. Tanışmak için bolca vaktimiz olacak."

Derin bir nefes verdim, her seferinde hayat beni nasıl daha da dibe çekebilir diye düşünürken her seferinde daha da dibe çekmesi dünyanın en komik olayı sayılabilirdi.

Yani benim açımdan.

Hayatım boyunca dünyanın en basit insanlarından biri olarak yaşamıştım, çünkü zaten öyleydim. Üniversiteye keyfi olarak 2 sene geç gitmiş, aile evinde okumanın rahat olacağı düşüncesi ile, ki gerçekten de çok rahattı., memlekette üniversite kazanmış, yazın da harçlık çıksın boş geçmesin diye de kuzeninin çalıştığı ayakkabıcıda çalışan sakin dümdüz bir kızdım.

Şimdi ne oldu da şu an bu muhabbetin içinde buldun kendini diye soracaklar elbet olacaktır, bunu birazdan cevaplayacağım.

Önce karşımda gerçekten de "kurt bakışlı" esmer mafya abisine laf yetiştirmem gerekiyordu.

"Ay alt tarafı sizi dayak yemekten kurtardım yani, bunun karşılığı olarak küçük bir teşekküre bile razıyım ben. Şimdi durup dururken nereden çıktı bu mafyatik ağır abi işleri? Hem... hem siz benim adımı da nerden biliyorsunuz yahu? Şu karşıdaki çocuklar da niye bize bakıp duruyorlar? Ay gerçi şu soldaki bizim eren deği-"

"Mastani Hanım!"

Sesi az önce bana açıklama yapan tonun aksine biraz daha sert çıkmıştı. Bu durum bir anlığına irkilmeme, azıcıkta korkmama neden olsa da belli etmek yerine kaşlarımı çatarak omuzlarımı dikleştirdim, cevap vermek için dudaklarımı aralasam da, vazgeçtim ve "kurt bakışlının", bundan sonra lakabı kurt bakışlı, söze başlamasını bekledim.

Hızlı konuşmaktan zaten dilim damağım kurumuşken seslice yutkundum ve bir anlığına saçma bir şekilde etrafta su aradım.

"Ben Erdem, Erdem Türkday. İsmimi öğrenmeniz, hatta gerekirse ezberleyene kadar yazmanız gerekebilir."

Baygın, klasik ağır abi sözleri içimi içimi bayarken gözlerimi devirdim. Sağ ayağım anın gerginliği ile sallanırken bakışlarımı gerçekten ilk defa karşımdaki kurt bakışlı erdeme çevirdim.

"Ay emredersiniz Erdem bey, bir de defterime 100 kere yazayım tam olsun!"

Karşımdaki mafya abisi, hala aynı sükunetle beni dinlerken alnımı kaşıdım. O sabırlı olabilirdi ancak ben hem sabırsız hem de ufaktan panik atağı olan genç bir kızdım.

"İsminizi ezberletmek yerine sadede gelir misiniz erdem bey? "Sayenizde bir daha birine yardım etmemeye yemin etmeme aha şu kadarcık kaldı!" parmağımla minicik işaretini gözünün ta içine içine doğru sokarken karşımdaki sert adamın sabrını sınadığımın farkındaydım.

Çenemi tutsam bakışlarımı tutamıyor, bakışlarımı tutsam çenemi tutamıyordum.

Kurt bakışlı bir anlığına sessiz kaldı. O sessizlik, bağırmasından daha rahatsız ediciydi. Yüksek ihtimalle de susmamı beklediğini biliyordum. İstediğini yaptım ve sustum.

Yalnızca bir anlığına.

"Bitirdiniz mi?" diye sordu sonunda. Bu anı beklediğini zaten hepimiz biliyorduk ancak bildiğimiz halde sormuş olması azıcıkta gıcık etmişti.

"Hayır," dedim refleksle. "Ama durabilirim. Çabuk konuşun yoksa devam edeceğim carlamaya."

Kaşlarından biri neredeyse fark edilmeyecek kadar kalktı. Ancak ben fark etmiştim, insanları incelemekten pek hoşlanmasam da hayatım boyunca iyi bir analizci olmuştum.

the dayWhere stories live. Discover now