breake all the rules

10 1 2
                                        

Elindeki altın dolu çantayı masaya fırlattı. Ağzı açık olan çantadan bir kaç külçe altın masaya ve yere savruldu. Karşısındaki adam yarım ağız gülerek baktı bizim oğlana, hala sinirliydi.

Yalanlardan, yanlış yapılan işlerden ve işinin küçük görülmesinden nefret ederdi, bizim oğlan. Fakat karşısındaki adam bu sevmediği tavırların hepsini sergilemişti bugün. Haliyle bizim oğlan sinirlenmişti bir hayli.

"Kafaya takma Chris. Nasıl olsa hallettik değil mi?"

Adamın hala yarım ağız gülmesi ve laubali konuşması Chris'in gözünü döndürmüştü. İlk önce sen bu işin altından kalkamazsın diye adamdan hakaret yemiş fakat patronunun hatırına susmuştu. Daha sonra kendini bu adama kanıtlamak isteyen Chris'e yanlış adres verilmiş ve sahte altınlar çalması sağlanmıştı. Adamın kasten yaptığı çok belli oluyordu fakat Chris yine de sustu. Şirkete dönünce patronundan izin isteyecekti nazikçe, bu adamı dilim dilim doğrayıp köpeklere yem etmek için. 

"Tamam bitti işin çıkabilirsin."

Chris sadece kafasını eğerek selam verdi ve çıktı o lanet yerden. Bir an önce şirkete gitmek ve patronuyla konuşmak istiyordu.

Herkesin hayaliydi gözü önünde küçük düştüğü adamın, dizlerinin üstüne çökmesini sağlayıp yalvartmak. Chris bunu saniyeler içinde yapabilirdi fakat patronu araya giriyordu. Güzel bir konuşma ile her şey çözülebilirdi tabii. 

...

Karşısındaki oğlanın ona daha çok dayanmasıyla ağzından bir tıslama kaçırdı adam. Bizim oğlan daha çok keyiflendi böylece. Ellerini adamın boynunda ve geniş sırtında gezdiriyordu. yumuşak dokunuşlar ve bizim oğlanın güzelliği adamı daha da etkiliyordu. Bizim oğlan işi hızlandırmak için biraz daha kirli oynamaya karar verdi.

"neden burada dikiliyoruz .hadi ama istekli bakışların ve altındaki sertlik her şeyi açıklıyor. Sende istiyorsun benim seni istediğim gibi. Deliğim sizin için deliriyor bayım yardımcı olmayacak misiniz?"

"Yavas Jisung" Kulağındaki kulaklıktan gelen sesle gülmemek için kendini zor tutu Jisung. Manipüle etmekte ustaydı bu oğlan. Böyle big boy ve azgın adamlar onun için çocuk oyuncağıydı. Zaten adam çoktan kanmış ve koruduğu odayı unutmuş, jisung'u  odasına götürmeye başlamıştı. 

Odaya girdiklerinde rahat bir nefes aldı Jisung. Ona düşen kısmı halletmişti. Gerisi diğer çocuklardaydı ve onların batıracağını sanmıyordu. Pencerenin önüne gitti yavaşça, adam ise onu masaya kıçını yaslamış bir şekilde izliyordu. Jisung adamın içinden neler geçirdiğini tahmin edebiliyordu. Bu hem gururunu okşuyor hem midesini kaldırıyordu. Camdan baktığında tanıdığı arabayı ve kaportaya yaslanmış araba sahibini, yani Changbin'i gördü. 

Changbin onu görmesiyle yüzüne yan bir gülümse geldi. Arabaya bindi. Direksiyonda ellerini gezdirdi ve arabasına aşkla baktı.

Changbin ve arabaları, şuana kadar görebileceğiniz en mükemmel çiftti. Kulağındaki kulaklıktan seslendi.

"Jeongin, içerisi temiz."

Jeongin belinde silah ile şirket binasının kapısında beklerken kulaklığından duyduğu sesle gülümsedi. Sakince binaya girdi. Kapıda bayılttığı korumaların üstlerine basarak geçti ve asil adımlarla 'korunan' odaya girdi. Önemli dosyaları ve kasadaki paraları aldı. Tam kapıdan çıkacakken bir hediye bırakmanın güzel olacağını düşündü ve elindeki torbayı kenarı bıraktı. 

DOUBLE KNOTTempat cerita menjadi hidup. Temukan sekarang