Bu fici sırf tsunayı kudurtmak için yazıyorum optum muah tsuna-ken
Okuldan yorgun argın eve geldiğimde tanrıya teşekkür ettim. Aslında Chana ettim çünkü cidden karnım aşırı derecede açtı. Canım arkadaşım yemek hazırlamış. Chanla liseden beri arkadaşız aynı üniversiteyi kazanınca beraber eve çıkma kararı aldık. Zaten her boku beraber yediğimiz için bize bir sorun oluşturmadı.
"Oyyy oyyy benim kaslı kocam yemek mi yapmış?"
Chanın arkasından sarılıp omzuna küçük bir öpücük bıraktım. En sevmediği şeylerden biri sessizce arkasından gelinmesi. Benim de en sevdiğim şey chanı sinir etmek.
"Ya bak sikicem seni kaç defa dedim arkamdan sessiz sessiz gelme diye. Acıkmışsındır dedim bugün dersim yoktu. Yaptık bir şeyler. "
"Eline sağlık. "
Ellerimi koşarak yıkayıp geri geldim. Ufak takıntılarım var temizlik açısından. Özellikle el yıkama konusunda. Masaya oturduğumda önüme koyduğu yemekleri afiyetle yedim. Bizim evde genelde tavuk pilav pişerdi. Çünkü ikimiz de sporcuyuz. Sporcuyuz dediysem öyle milli felan değil. Kendi çapımızda mememizi götümüzü büyütüyoruz.
"Bugün salona gelecek misin?"
"Aslında gelmek istiyorum ama yorgun hissediyorum."
"Ne oldu bir şey mi var?"
Chanin yanına yaklaşıp ateşinin olup olmadığını kontrol ettim. Ben çabuk hastalanan bir tiptim. Ama Chan benim tersime çabuk hasta olmazdı. Anca benden bulaşırdı.
"Azıcık ateşin var gibi. Halsiz misin? Üşüttün mü sen naptın?"
"Ya halsizim biraz ama çok kötü degilim."
"Ya git yat sen ben buraları toparlarım."
Chan lafımı ikiletmeden kendi odasına doğru ilerleyip kapısını kapattı. Ben de en hızlı şekilde masayı toplayıp bulaşıkları hallettim. Kendi odama girip ilaç kutumdan sürekli hasta olunca kullandığım birkaç ilacı alıp Chanın yanına gittim. Yatağının kenarına oturdum.
"Al iç koca bebek. Ben de bugün gitmeyeyim o zaman burda kalıcam. Sen yat dinlen."
"Sağol."
Ben hasta olunca tam bir ilgi arsızı olurdum. Özellikle Chana karşı. Neden bilmiyorum ama ben sadece ona nazlanabiliyorum. Eğer başkası olsaydı götümden ateş çıksa bile hastayım demez kendi kendime iyileşmeye çalışırdım. Chan da duruma göre değişiyor. Sessiz sakin uslu bir çocuk oluveriyor.
Chan ilaçları içtiğinde çöplerini alıp kenara bıraktım. "Burada mı kalıyim odamda mi?"
Chan yüzünü başka tarafa çevirip ağzının ucuyla konuştu. "Fark etmez."
Chanın dilinde bu gitme burada kal demek.
Ayağa kalkıp odadan çıktım. Geriye baktığımda gittiğimi sandığı için üzülen bir adet Chan bıraktım. Odamdan kitaplarımı alıp tekrar onun odasına geldim. Hem sınavlar yaklasmadan şu dersleri çalışsam iyi olucak hem de şu kitabın sonunu cidden merak ediyorum. Canım hangisini istediğine karar veremediğim için hem okuma kitabımı hem de ders kitaplarımı getirdim. Chanın gözleri sevinçle parlarken kitapları bir kenara bıraktım. Yorganın içine girip telefonumdan bir şeyler bakmaya başladım. Bir süre sonra arkamı döndüğümde Chanı yüzünü sırtıma yaslamış bir şekilde uyurken buldum.
