~The World Was On Fire~

13 3 0
                                        

Sırt çantam ve ceketimi aldıktan sonra ayakkabılarımı da giyip evden çıktım. Aynaya bakmamıştım bile. Zaten kırık olan bir şeye bakmama da gerek yoktu doğrusu.

Kulaklıklarımı takıp The White Stripes grubunun Black Jack Davey şarkısını açıp hızlıca nefret ettiğim okula yürüdüm.

En azından The White Stripes sayesinde modum daha da kötüleşmekten kurtuluyordu ama yine de hiçbir şey pazartesi günleri gergin, her zamankinden çirkin ve tahammülsüz olmamı engelleyemezdi. Pazertesi günü lanetli olmalıydı.

Şarkı bitip grubun diğer dört şarkısını da dinledikten sonra sonunda okulun önünde durdum. Gözlerimi devirdim ve sıkıntıyla nefes verdikten sonra okul sınırlarına giriş yapmış bulundum.

Hangi aklını sevdiğim sabahın körüne ders koyardı ki. Özellikle de Matematik. Haftanın ilk günü ve ilk dersine matematikle başlamak kadar kötü bir şey yoktur.

"Hey Kylie, günaydın!"

Bana gülümseyen kızı duymuyomuş gibi yapıp devam ettim. Elbette hiç arkadaşım yoktu çünkü öyle olmasını istiyordum. Burada kimsenin arkadaşlığı isteyebileceğim bir şey değildi. Hepsi birbirinden kötü ve sahteydi. Ayrıca çokça kasıntı.

Matematik sınıfına girip en arkaya geçtim. Daha çok az kişi gelmişti ve bu biraz daha uyuyabilmek demekti.

20 dakika sonra

"Hey Kylie, uyan."

Omzumdan dürtülmemle ağzımın içinden bir küfür saburup kafamı kaldırdım. Kimdi bu beni uyandırmaya cesaret eden?

"Bayan Melon geldi ve sanırım seni uyurken bulmak hiç hoşuna gitmedi."

Ah, her zamanki hâli işte. Ben hiçbir zaman kendilerinin hoşuna gitmemiştim ki.

Yine de adını ve ne zaman yanıma oturduğunu bilmediğim kızın söylediklerinden sonra iyice kafamı kaldırıp sevgili matematik öğretmenimiz Kate Melon ile göz göze geldim. Sürekli çatılan kaşlarından dolayı iki kaşının arasında derin bir çizgi oluşmuştu ve o yine de bundan vazgeçmiyordu.

Sonra etradıma baktım. Herkesin gözü bendeydi.

Yine adını bilmediğim sarışın, uzun saçları olan bir çocuk, "Iyi uyudun, hatta bir ara horlamaya başladın." dediğinde kaşlarımı çattım.

"Ben horlamam."

Herkes gülmeye başladığında somurtup çnüme döndüm. Yanımdaki kız da kıkırdayıp omzumu patpatlayarak, "Yalan söylüyor, asla horlamadın." dediğinde ona düz bir bakış attım.

"Biliyorum."

Belki de insanlara çok ters davranıyordum ama böyle oldupum halde yılışıyor olmaları onlara karşı daha nazik olma düşüncemi çöpe yolluyordu.

Tam bayan Melon beni azarlamak için ağzını açmıştı ki tıklatılan kapıyla rahat bir nefes verdim. Şansımı seveyim.

İçeri müzik öğretmeni bay Hale girdiğinde yanaklarımı şişirdim. Evet, yine başluyoruz.

Gözleriyle sınıfı tarayıp bakışları bende durduğunda saçımı başımı yolmak istedim.

"Kylie, seni bu sene grupta görmek istiyorum."

Tam ağzımı açıp istemediğimi söyleyecektim ki o benden önce davranıp sözümü kesti.

"Kesinlikle itiraz ya da bahane duymak istemiyorum. Teneffüste müzik sınıfına geliyorsun."

Daha sonra bir kez daha bakışlarıyla sınıfı tarayıp, "Hey Kurt, sen de geleeksin unutma. " dediğinde konuştuğu kişiye baktım.

"Unutmam bay Hale. Tek varlığım bu etkinlik zaten."

Gülerek bunları söyleyen kişi, horladığımı iddia eden uzun sarı saçlı çocuktan başkası değildi.

Demek adı Kurt'müş...

Sorun yoktu nasıl olsa yarına unutacaktım. Hafızam çok güçsüzdü çünkü.

Belki...


1 senedir Kurt fanfic yazmak istiyordum ama neden yazmadığımı ben de bilmiyorum sormayın qpkdğdkwğkdğeşwğkd

Dreamin' Of YouStories to obsess over. Discover now