Belki bi gün ansızın aklına düşerim. Bi şarkı sözünde yahut bi mısra şiirde. Aniden esen bir rüzgarla kokumu hissedersin burnun sızlar. Durursun bir sokak ortasında gülüşlerim gelir gözünün önüne. Kulakların da çınlar sesim. Gözlerin dolar o an hissedersin yüreğindeki acıyı, sızlamayı.
Özlersin işte o an. Beni ararsın ellerin, kolların, bedenin... Oturup kalırsın kaldırımın başına gelene gidene bakıp her birinde benden bi iz ararsın.
Tıpkı benim günlerce seni aramam gibi. Sana koşup da yetişemediğim gibi. Geç kaldığını farkedip ılık ılık yanar bedenin. Uyuşur parmak uçların.
O an dersin belki ben ona haksızlık yaptım diye. Aklına geldikçe aklını kaçıracak gibi olursun. Çığlıklarım ilişir kulaklarına nasıl sağır olduğun gelir aklına. Gözyaşlarımı hissedersin kendi gözyaşlarında nasıl kör olduğunu anımsarsın.
Hasreti ilk defa o an beni hatırlayınca hissedersin. Omuzlarını taşıyamayacak gibi olursun ama dik durmak zorunda olduğun için bedeninle savaşa girersin.
Ayakların seni bana getirmek isteyecek ama gelemeyeceksin. Kolların bana sarılmak için kalkacak ama beni bulamayacak. Yerim yurdum sana yabancı olacak. Beyninin içinde bişiler çakıyor olacak. Düşüncelerini kontrol edemeyeceksin.
Her bir uzuvun acı ile birebir yüzleşecek ama ben artık orda olmayacağım. Hatta senin bilmediğin sokaklarda oluyor olacağım. Ama sen her sokak başında adımın söylendiği her yerde benim olduğumu düşünüp birden heyecanlanacaksın. Sonra yabancı bedenlerde ismim can bulduğu için o hayal kırıklığı ile baş etmek zorunda kalacaksın.
Zor olacak senin için hayatın boyunca her yüz de beni hatırlayacaksın. Her baktığın göz de şekil alacak gözlerim. Ben sanıp sarılmak istediğin de hayalim toz olacak kollarında. Sevmek istediğin her kadın ben olacak kollarında... Bununla baş etmek zor olacak hatta baş edemeyeceksin.
Unutmak isteyeceksin sonra. Unutmak zaten imkansız... Çünkü vana yaptığın haksızlık seni her geçen gün seni bitirecek. Her sabah umut ederek uyanacaksın. Ama her geçen saniye de umudun tükenecek. Arayışa geçeceksin. Beni bulmak isteyeceksin.
Kayıplara, bilinmezlere karıştığım için bazen acaba diyeceksin. Acaba hayatta mı ve şuan napıyor... Hayatta olup olmadığım düşüncesi seni biraz üzebilir. Çünkü için de olan pişmanlığın verdiği yıkımlar yorucu olacak. Yorulacaksın... Ansızın gittiğin için kendine kızıp, öfkeleneceksin. Tıpkı benim sana öfkelendiğim gibi...
Hayallerimiz yavaş yavaş aklına düşecek. Gözlerinden yaşlar süzülecek bu anlarda. Kim bilir belki de ben bıraktığın o yerdeyimdir. Ama bakmak aklına gelmediği gibi orda beni görmek seni ürkütüyordur. Ya da çoktan bende artık gitmişimdir.
Belki de artık ben hayallerimi yaşıyorumdur. Zaman felaket bişi sonuçta. Herşeyi bir anda değiştiren zaman değil mi? Bizi bu hale getiren zaman değil mi?
Belki de zaman beni orda öylece bıraktı. Savuramadı... Ansızın o parkta, o bankta bulursun beni. Buruk bi gülümseme ile bakarsın uzun uzun. Yanıma gelmek yerine sadece bakarsın. Gözlerim aynı, dudaklarım,burnum... Saçlarım biraz kısa. Yüzüm biraz yorgun ve kırışmış. Zaman beni burda bıraktı ama yüzümü hafif hafif değiştirmeyi es geçmemiştir.
Baktıkça gözlerinden damlalar süzülür. Cesaret edip gelir misin yanıma? Ya da bi merhabayı da çok mu görürsün bi hoşçakalı çok gördüğün gibi. Sarılırsın ya da. Sadece sarılıp susarsın...
Zaman değildir belki bizi mahveden. Mesafeler de değildir. Bu korkudur. Kaçan sen, kalan ben... Ruhumu acıtan o hisleri ezip sana sarılırım bende.
Ya da sözlerimin ağırlığından korkup yine öylece gidersin. Bu sefer ben görmem gidişini, kaçışını. Bu sefer sen yüzleşirsin korkaklığınla. O zaman anlarsın işte kaybetmeyi. Yaşın kaç olursa olsun keşke dersin hep beni hatırlarken. Kaçtığın o sevginin yumuşaklığında boğulursun. Kaçtığın aşkın huzurunda yok olursun.
Ben atlatırım senin kaçışlarını ama sen altında kalacaksın kaçışlarının... Sözlerin kulaklarında bi şarkı gibi sıralanıp yankılanacak. İçini acıtacak kelimelerinin ağırlığı. O zaman anlayacaksın benim kırgınlığımı. Beni kırdığın için ağlayacaksın biraz da. Üstünde bi kara bulut gibi gezecek benim yüreğimin sızısı. Uykuların bölünecek, rüyaların artık kabus olup tüm gerçeklerle baş başa kalacaksın.
Gittiğin yollardan utanacaksın. Benim gözümden akan her bir gözyaşını anımsayıp gözünden yaşlar akacak. Ağlayacağız ikimiz de belki de aynı saatlerde. Ben özlediğim için sen pişman olduğun için. Süzülür yaşlar yüreğimize akar...
Yumuşar belki yüreğin. Günün birinde anlarsın belki hislerimi. Anlamak acıtır biliyorum ama anlamadan ölmeni istemiyorum... Beni yokmuşum gibi unutmanı istemiyorum. Biliyorum her yeni gün hayat yeniler kendini. Ama benim acım hiç geçmiyor. Çürütüyor ruhumu, solduruyor çiçeklerimi, bahara hasret bırakıyor...
Sende baharlara hasret kal. Her doğan güneş acıtsın yüreğini. Bir acı olsun ki içinde seni kapılarda bekletsin. Bir acı olsun ki içinde nefesini kessin. Her sızlamasında adımı sayıkla. Tam gülecekken yarım kalsın gülüşlerin tıpkı benim yarım kalmışlığım gibi. Aklına gelsin bi kız vardı yarınlarını kararttım de. Her karanlıkta aklına düşeyim. Her nefes alışında ciğerlerine dolayım...
Ne kin ne öfke bu sadece yaşattıklarının cezası. Her şeyin bedeli var. Ben seni severek ödedim bu bedeli. Oysa sevmek bi bedel olmamalıydı...
Evet sende nefessiz kal. Sende özle ama o yollar sana da cehennem olsun artık... Aynı kederi taşır mıyız bi gün?
Kavuşmak hayal olunca anlar mıyız aşk zaten kavuşmaktan değil ayrılıktan ibaret diye... Aşk zaten hasret ile pişiyordu der miyiz? Eskiden sarıldığımız sokaklar her gün veda sahnemiz olunca anlarsın beni. O gün anlarsın bidaha sokağına dahi adım atmaktan korkmayı. Koşarak geldiğim evinden ağlayarak gittiğim gün hissettiklerimi bana gelemediğinde anlarsın.
Anlarsın beni bi gün biliyorum. Ama o gün de gelemeyeceksin bunuda biliyorum... Bi gün ansızın aklına geldiğim de sakın korkma artık senin cehennemin başlamış oluyor. Yana yana alışıyorsun o cehenneme... Yandıkça geçiyor korkun. Yandıkça daha da yanmak istediğini anlıyorsun. Ansızın kokumla burun buruna geldiğin de bana gelmek için acele etme. Çünkü gelemediğini görünce ayaklarını kırmak isteyeceksin.
Alışacaksın diye kandırma kendini gün geçtikçe daha da özlemin derinleşecek. Ama zamanla bana gelen yollara ördüğün duvarları göreceksin belki de o duvarlara çarpacaksın. İşte o zaman anlayacaksın bizim katilimizin sen olduğunu. Boğazında bir yangın olacak sonra göğüs kafesin daralacak. Yutkunamayacaksın... O boşlukta kaybolacaksın.
Sıra sana geldiğin de sakin kal... Bununla baş etmeyi öğren. Öğrenmek zorunda kaldığımı düşün ve sen de öğren. Aşk acıtır ve bi gün sende acıyan bi yürekle baş başa kalacaksın. O gün sessizce buna boyun eğ. Tıpkı benim senin vedasız gidişine boyun eğdiğim gibi... Sıra sana da gelecek. O gün benim adımı sayıklayacaksın bende senin gibi sağır olacağım. Sakın çağırma çünkü sesini sadece sen duyacaksın.
Sıra sana da gelecek bekle...
